(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/8602 E. , 2010/10443 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.02.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.10.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeri…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/8602 E. , 2010/10443 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.02.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.10.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine, kadastro çalışmaları sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalılar adına tescil edilen ... köyü 109 ada 6, 9 ve 121 ada 25 parsellerin mera olduğunu, özel mülkiyete konu teşkil etmeyeceğini belirterek kayıtlarının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili davayı kabul etmediklerini bildirmiştir. Mahkemece, ... köyü 109 ada 6 ve 9 parsellerin tapularının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına, 121 ada 25 parsel sayılı taşınmaz için açılan davanın ise reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı Hazine vekili 121 ada 25 parsel yönünden eksik inceleme nedeniyle temyize getirmiştir. Dosyada yer alan kadastro tutanağının incelenmesi sonucu 121 ada 25 parselin "çayır" niteliği ile davalı ... adına zilyetlikten tescil edildiği, sınırında 88 mera parseli olduğu analaşılmaktadır. Dosyaya bulunan fotoğraflardan da çekişmeli parsellerin çayır (mera) özelliğini gösterdiği gözlenmiştir. Ziraatçı bilirkişi ...'in düzenlediği 26.7.2009 tarihli raporda da 121 ada 25 parselin çayır arazisi olarak kullanıldığı ve bitki örtüsünün "çayır" arazileri ile örtüştüğü bildirilmiştir. 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde yapılan tarife göre çayır; taban suyunun yüksek bulunduğu veya sulanabilen yerlerde biçilmeye elverişli yem üretilen ve genellikle kuru ot üretimi için kullanan yerlerdir. Çayır nitelikli bir yerin aynı zamanda mera özelliği taşıyabileceği kuşkusuzdur. Nitekim; anılan kanunun 3. maddesi (i) bendinde çayır, mera, yaylak ve kışlak arazisinin sınırlandırmaya tabi olduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar bir yerin çayır olması mutlak suretle zilyetlikle kazanmaya elverişli olmadığının kabulünü gerektirmez ise de bu yerin özellikleri ve kullanma biçimi, özellikle de taşınmazın mera niteliği ile sınırlandırılan parsel içinde kalması mera bütünlüğünü bozacağından o yerin meradan açıldığını ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu gösterebilir. Ne var ki; mahkemece bu konuda yapılan inceleme ve araştırma ile bilirkişi raporu yetersizdir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; taşınmazın 121 ada 88 mera parselin içinde kalıp kalmadığı, özelliği ve bu özelliğinden dolayı mera parselinin bütünlüğünü bozup bozmadığının tespiti için yerinde yeniden keşif yaparak incelemek, konusunda uzman olan bilirkişilerden bu konuda ayrıntılı ve gerekçeli rapor almak, bunun sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır. Eksik inceleme ve araştırmayla 121 ada 25 parsel sayılı taşınmaz hakkında davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.