T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/5793 Karar No : 2025/1575 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) : 1- ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... 3- ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı ta…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/5793 E. , 2025/1575 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/5793 Karar No : 2025/1575 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) : 1- ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... 3- ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, sivilce tedavisi için başvurduğu Hitit Üniversitesi Erol Olçak Eğitim ve Araştırma Hastanesinde önerilen tedaviyi uygulaması sonucunda karaciğer yetmezliği yaşadığı ve karaciğer nakli olduğu, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddasıyla 1.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bilikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile olay kapsamın düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporunun bilikte değerlendirilmesi sonucunda, davacıda ortaya çıkan karaciğer yetmezliği hastalığının sebebinin, hastanece hatalı bir şekilde uygulanan tedaviden kaynaklandığı hususunda bir tespit bulunmadığı, bu durumun davacının aynı anda kullandığı ilaçların birlikte kullanımı sonucunda da ortaya çıkabileceği, davacıda ortaya çıkan toksik hepatitin komplikasyon olarak değerlendirildiği, davacıya uygulanan teşhis ve tedavi sürecinde yapılan tıbbi müdahalelerin genel kabul gören yöntemlere uygun olduğu, idareye yüklenebilecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, olayda hizmet kusurunun bulunduğu, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil... tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmı, usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İsteminin Reddine Yönelik Kısmına Karşı Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: MADDİ OLAY : Davacı, sivilce tedavisi için Hitit Üniversitesi Erol Olçak Eğitim ve Araştırma Hastanesi cildiye bölümüne başvurmuş ve yapılan bir takım tetkik ve testler sonrasında ilaç tedavisi uygulanmasına karar verilmiştir. Daha sonra karaciğer yetmezliği nedeniyle başka bir hastanede karaciğer nakli olan davacı, sivilce tedavisi için önerilen ilaç kullanımı nedeniyle bu sorunu yaşadığını ve ameliyat olmak zorunda kaldığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı idareye başvurmuş ancak başvurusunun cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine bakılan davayı açmıştır. İdare Mahkemesince, olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "...Akne nedeni ile yapılan medikal tedavi sonrası karaciğer yetmezliği geliştiği ve karaciğer nakli yapıldığı bildirilen 01/12/1982 doğumlu... hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; Kişinin 09/05/2017 tarihinde Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Kliniğine akne nedeni ile başvurduğu, Dr. ...tarafından tetkik istendiği, AST 56, ALT 62 olduğu, ilaç başlanmadığı, 23/05/2017 tarihinde aynı hekime başvurduğu, AST 41, ALT 41, GGT 45 olduğu, ilaç başlanmadığı, 06/06/2017 tarihinde aynı hekime başvurduğu, AST 38, ALT 34, GGT 32 olduğu, ... 20 mg yum.jel kapsül 1x1 dozunda reçete edildiği, medula kaydında bilgilendirme formunun hasta tarafından doldurulduğunun kayıtlı olduğu, 20/06/2017 tarihinde poliklinik kontrolüne gitmediği, 30/06/2017 tarihinde Dr. H. T.’ye başvurduğu, AST 44, ALT 37, total kolesterol 231 olduğu, aynı gün Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine başvurduğu, vajinit nedeni ile ... 500 mg 2x1, ... sprey 1 2x2, ... kapsül 2x1, ... 150 mg 1x1, ... 300 mg vaginal supozituvar 1x1, ... 2 krem 2x1 reçete edildiği, 07/07/2017 tarihinde Dr. H...tarafından ... 20 mg yum.jel kapsül 1x1 dozunda reçete edildiği, 11/07/2017 ve 27/07/2017 tarihlerinde Dermatoloji polikliniğinde Dr. İ. Ö. tarafından anogenital siğil tanısı ile muayene edildiği, 27/07/2017 tarihinde bulantı, kusma, karın ağrısı ve sararma şikayeti ile aynı hastanenin Dahiliye-Gastroloji kliniğine akut hepatit tanısı ile yatırıldığı, laboratuvar tetkiklerinde viral hepatit etkenlerine yönelik testlerin negatif olduğu, medikal tedavi yapıldığı, nakil ihtiyacı olma ihtimali nedeniyle 02/08/2017 tarihinde Memorial Ataşehir Hastanesine sevk edildiği, 08/08/2017 tarihinde yapılan patolojik incelemede tespit edilen morfolojik bulguların toksik hepatit ile uyumlu bulunduğu, 16/08/2017 tarihinde karaciğer nakli ameliyatı yapıldığı, 31/08/2017 tarihinde taburcu edildiği, 28/09/2017 tarihinde karaciğer enzim yüksekliği nedeni ile Memorial Ataşehir Hastanesine yatırıldığı, medikal tedavi yapılarak 11/10/2017 tarihinde taburcu edildiği, postop biliyer darlık nedeniyle aynı hastanede 13/04/2018 tarihinde ERCP ile balon dilatasyon ve stent yapıldığı, 01/08/2018 tarihinde de ERCP ile balon dilatasyon ve stent yapıldığı, bulantı kusma nedeni ile Memorial Ataşehir Hastanesine 11/08/2018 tarihinde yatırıldığı, görüntülemelerde batında serbest sıvı tespit edilmesi üzerine 11/08/2018 tarihinde ameliyat edildiği, safra stentinin duodenumda perforasyona yol açtığı ve primer tamir edildiği anlaşılmakla; hastaya ... (...) isimli ilaç başlanması için endikasyonun uygun olduğu, medula kayıtlarından kişinin bilgilendirme formunu doldurduğunun anlaşıldığı, ilaç başlanmadan önce karaciğer enzim testlerinin yapıldığı, 2 hafta aralıklarla 2 defa poliklinik kontrollerine çağırıldığı, ilacın başlandığı gün (06/06/2017 tarihli) yapılan laboratuvar incelemesinde ilacın başlanmasına engel olacak düzeyde bir enzim yüksekliği tespit edilmediği, ilacın uygun dozda başlandığı, dozunun yüksek olmadığı, ilaç başlandıktan 1 ay sonra tekrar kontrole çağrıldığı, 30/06/2017 tarihli kontrolde hastadaki AST ve ALT’nin hafifçe yükseldiği, ancak yükselme 2 kattan az olması nedeni ile ilaca devam edilmesinin uygun olduğu, kişide gelişen şikayetler ve bulgular nedeniyle hastaneye başvurduğu, hepatit düşünülerek İç Hastalıkları kliniğine yatırılmasının uygun olduğu, viral ve otoimmün testlerinin negatif saptandığı, patolojik incelemesinde de bulguların toksik hepatit ile uyumlu bulunduğu, kişinin aynı dönemde Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğince reçete edilen ... 150 mg (...), ... vajinal supozituvar (...), ... krem (...), ... 500 mg tablet (... ve ...), ... kapsül (doksisiklin), ... Sprey (...) isimli ilaçları kullandığı, bunlardan ..., ..., ...’un de toksik hepatit yapabileceğinin tıbben bilindiği, ayrıca bitkisel ilaç kullanımı ve dövme yaptırma durumunun da toksik hepatit yapabileceği, toksik hepatitin hangi ilaç ya da etken nedeni ile geliştiğinin ayrımının tıbben yapılamayacağı, bununla birlikte toksik hepatitin ... isimli ilaca bağlı olduğunu kabulü durumunda da; ilaç başlanmadan önce karaciğer enzim düzeylerinin normal olması ve takiplerinde de belirgin bir yükselme olmaması göz önünde bulundurulduğunda; gelişen toksik hepatitin bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, toksik hepatit geliştikten sonra yapılan medikal tedavi ve sevkinin komplikasyon yönetimi açısından uygun olduğu, dolayısı ile kişiye yapılan uygulamaların tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği..." yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece, anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle yukarıda özetlendiği şekliyle davanın reddine karar verilmiş, anılan karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün hizmet kusuruna dayanması asli prensip olmakla beraber, zararın idarenin de dahil olduğu bir faaliyet sırasında meydana gelmesi ve öncesinde ya da sonrasında aksayan bazı durumların tespiti de önem arz etmektedir. Özellikle de sağlık hizmeti gibi bünyesinde risk unsuru taşıyan hizmet alanlarında, sağlıktan sorumlu olan idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır. Esasen Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirmekle ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır. Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009). 11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde "Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almaktadır. 5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)"nin "Amaç ve konu” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Sözleşmenin Tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacaklardır.”; "Mesleki standartlar" başlıklı 4. maddesinde; “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” kurallarına yer verilmiştir. Sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, anılan düzenlemede her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir. Sözleşmenin "Muvafakat" başlıklı (II) numaralı bölümünde yer alan 5. maddesinde “muvafakat” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesiyle muvafakatin kapsamı belirlenmiştir. 01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 15. maddesinde, “Hastaya; a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi, c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, ç) Muhtemel komplikasyonları, d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri, e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri, g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği, hususlarında bilgi verilir.", 22. maddesinin birinci fıkrasında, “Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.", “Rızanın Kapsamı” başlıklı 31. maddesinde de, “Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır. Hastanın verdiği rıza, tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılabilecek rutin işlemleri de kapsar. Tıbbi müdahale, hasta tarafından verilen rızanın sınırları içerisinde olması gerekir. Hastaya tıbbi müdahalede bulunulurken yapılan işlemin genişletilmesi gereği doğduğunda müdahale genişletilmediği takdirde hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açabilecek tıbbi zaruret hâlinde rıza aranmaksızın tıbbi müdahale genişletilebilir.” düzenlemeleri yer alır. Anılan düzenlemeler özetle, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerle ilgili riskleriyle birlikte aydınlatılarak rızalarının alınmasını öngörmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın, belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, idarenin kusurunun ağırlığını ya da sorumluluğunu ve zarar doğuran olayla ilgisini ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifadeyle benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davalı idare yanında müdahil... tarafından dosyaya sunulan 12/10/2018 kayıt tarihli müdahale dilekçesinde; ... isimli ilacın kullanımından önce ilacı kullanacak hastaların ilaç hakkında bilgilendirildiklerini ve onay verdiklerini gösteren bir belge olan "Hasta Onay Formu"nun doldurulduğunun, bu formun bir nüshasının hastanede kaldığının, diğer nüshasının ise hastalar tarafından ilacı alabilmeleri için eczaneye götürüldüğünün, beyan edildiği; dilekçe ekinde, "bilgilendirme formu hasta tarafından doldurulmuştur." kaydının yer aldığı medula eczane sistemi üzerinden alınmış kayıt ile bu aşamada davacıya verildiği iddia edilen "Hasta Bilgilendirme ve Onay Formu"nun ve bu formun ilavesi kullanım rehberinin bir örneğinin dava dosyasına sunulduğu görülmektedir. Anılan dilekçede ayrıca, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğünün 06/04/2005 tarih ve 017584 sayılı Genelgesinde; hastalardan tedavi başlangıcından önce alınan "Hasta Onay Formu"nun eczacılar nezdinde dikkatli ve düzenli olarak takibinin yapılabilmesi için söz konusu ilaçların prospektüslerinde yer aldığı şekliyle reçete ve hasta onay formu olmadan satılamayacağı hususunun belirtildiği ifade edilmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, medula kaydında bilgilendirme formunun hasta tarafından doldurulduğunun kayıtlı olduğu belirtilmiştir. Ancak dava dosyasında, bizzat davacı tarafından imzalanmış bir "Hasta Onay Formu"na ya da kullanılan ilacın yarar ve risklerinin anlatıldığı bilgilendirilmiş onam formu niteliğinde herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacıda gelişen toksik hepatitin bir komplikasyon olarak değerlendirilmesi ve toksik hepatit geliştikten sonra yapılan medikal tedavi ve sevkin komplikasyon yönetimi açısından uygun bulunması karşısında, davacıda meydana gelen zararın oluşmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıkça ortaya konulamadığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır. Bununla birlikte, davalı idare yanında müdahilin yukarıda aktarılan beyanları dikkate alındığında, İdare Mahkemesince öncelikle, ... isimli ilacın kullanımından önce hastaların ilaç hakkında bilgilendirildiklerini ve onay verdiklerini gösteren onam formunun alınmasına ilişkin sürecin uygulamada nasıl işlediği, bu süreçte hekimin ve eczacının aydınlatmaya ilişkin yükümlülüklerinin neler olduğunun ortaya konulması, bunun sonucuna göre davalı idare tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin tespiti ile bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca davacının aydınlatılarak onay verme hakkı elinden alınmış olacağından, uğranılan manevi zararın, manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği gözetilerek takdiren belirlenecek makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekecektir. Bu durumda eksik inceleme ve araştırma ile davacının manevi tazminat talebinin reddi yolunda verilen kararda hukuka uyarlık görülmemiştir. Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının davacının manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/03/2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. denetim //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };