Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/3556 E. , 2024/5130 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/3556 Karar No : 2024/5130 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Mobilya ve Aksesuar Pazarlama Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/3556 E. , 2024/5130 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/3556 Karar No : 2024/5130 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Mobilya ve Aksesuar Pazarlama Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinde düzenlenen, vergiye uyumlu mükelleflere uygulanan vergi indirimi gereğince, 2017 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde ödenecek vergi çıkmaması nedeniyle azami indirim tutarı olan 1.000.000-TL'nin 2019 yılı Şubat dönemi gelir (stopaj) vergisinden mahsubu talebinin, 2016 yılında bir adet katma değer vergisi beyannamesi ile 2016 ve 2017 yıllarında bir kısım özel tüketim vergisi beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergileri süresinden sonra ödediği ve hakkında damga vergisi tarhiyatı bulunduğundan bahisle reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile gelir (stopaj) vergisinin ödeme tarihinden itibaren işletilecek tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Uyuşmazlık konusu olayda, davacının 2016 yılı Haziran dönemi katma değer vergisi, 2015 yılının Şubat, 2016 yılının Mart, Nisan, Haziran ve Aralık ile 2017 yılının Ocak ve Mart dönemleri için verdiği özel tüketim vergisi beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergileri süresinden sonra gecikme zammıyla birlikte ödediği, ayrıca 2016 yılı Haziran dönemi için damga vergisi tarhiyatı bulunduğundan bahisle vergiye uyumlu mükellef indiriminden yararlandırılmamış ise de özel tüketim vergisi beyannamelerinden kaynaklanan ödenmeyen her bir vergi tutarının, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 121. maddesinde belirlenen 250,00-TL'lik sınırın altında olduğu, öte yandan, 2016 yılı Haziran dönemi damga vergisi beyannamesinin 22/07/2016 tarihinde süresinde verildiği, sehven beyannamede yer verilmemiş bulunan 63,80-TL'lik damga vergisinin 01/08/2016 tarihli düzeltme beyannamesi ile beyan edilerek 02/08/2016 tarihinde ödendiği, kanuni süresinde verilen beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla verilen beyannamenin indirim şartının ihlali sayılamayacağı ve 250,00 TL'lik sınırın da altında olduğu dolayısıyla sözü edilen Kanunda sayılan şartları taşıdığı görülen davacı şirketin mahsup talebinin reddine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde tecil faizinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiş, gelir (stopaj) vergisinin ödeme tarihinden itibaren işletilecek tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 2017 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği dönem itibariyle 193 sayılı Kanun'un mükerrer 121. maddesinde belirlenen yasal sınırın 10,00 TL olduğu, 30/01/2019 tarihi itibariyle verilecek beyannamelere istinaden 7162 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle bu meblağın 250 TL olarak değiştirildiği anlaşıldığından olay tarihinde açık yasal düzenleme gereğince davacının vergiye uyumlu mükelleflere tanınan %5 vergi indiriminden faydalanma koşullarını taşımadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Ticaretini yapmayıp salt firmalarına ait makinelerin yağlanması amacıyla "sıvı parafin ve beyaz yağ" ithal ettikleri, bunların düşük miktarlarda olduğu, özel tüketim vergisi beyannamelerinden doğan son derece cüz'i tahakkukların bir veya iki gün gecikmeli ödenmesinin 1.000.000-TL tutarındaki indirim hakkından mahrum bırakılmaları sonucunu doğurduğu, bu durumun ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve aksi yöndeki yaklaşımın yasal düzenlemenin getiriliş amacına aykırı olacağı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı şirketin, her bir beyanname itibarıyla 10,00-TL'yi aşan eksik ödemenin kanun gereği ihlal olarak kabul edileceği, 193 sayılı Kanun'un mükerrer 121.maddesindeki düzenlemenin şartlarını taşımadığı anlaşıldığından davacı adına tesis edilen işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı şirket tarafından, 2017 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde ödenecek vergi çıkmaması nedeniyle, vergiye uyumlu mükelleflere tanınan indirim hakkının 2019 yılı Şubat dönemi gelir(stopaj) vergisinden mahsubu talebinin, bir kısım özel tüketim vergisi ödemelerinin vade tarihinden sonra yapıldığı ayrıca 2016 yılı Haziran dönemine ilişkin damga vergisi tarhiyatı bulunduğundan bahisle reddedildiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde, ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerinden (finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere), bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin %5’i, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirileceği, hesaplanan indirim tutarının, her hâl ve takdirde 1 milyon Türk lirasından fazla olamayacağı, indirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutarın, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebileceği, bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarlar red ve iade edilmeyeceği, gelir vergisi mükelleflerinin yararlanacağı indirim tutarı, ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle beyan edilen kazançların toplam gelir vergisi matrahı içerisindeki oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanan gelir vergisi esas alınarak tespit edileceği, Söz konusu indirimden faydalanabilmek için; 1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş (Kanuni süresinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler bu şartın ihlali sayılmaz.) ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinde ödenmiş olması (Her bir beyanname itibarıyla 10 Türk lirasına kadar yapılan eksik ödemeler bu şartın ihlali sayılmaz.), 2. (1) numaralı bentte belirtilen süre içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması (Yapılan tarhiyatların kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya 213 sayılı Vergi Usul Kanununun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması durumunda bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.), 3. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı (vergi cezaları dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmamasının şart olduğu hükmüne yer verilmiştir. Maddenin genel gerekçesinde ise yatırımın, üretimin, istihdamın artırılması için yapılan yasal düzenlemelere ilave olarak hazırlanan kanun teklifiyle, vergiye gönüllü uyumun artırılması amacıyla, uyumlu gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin yıllık beyanname ile beyan ettikleri gelir ve kurumlar vergisinin belli bir kısmına kadar indirim yapılması yönünde düzenlemeler yapıldığı belirtilmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde gerekli kaynağın elde edilmesi amacıyla vergi ve diğer kamu alacaklarının takip ve tahsili için hukuki düzenlemeler ve ayrıcalıklı yetkilerle kolaylık ve hızlılık sağlanmasının doğal olduğu kabul edilmekle birlikte bu konuda bireylerin hakları ve hukukun genel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması hukuk devletinin bir gereğidir. Kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli düzenlemeler yapılırken elde edilmek istenen kamu yararıyla bireysel haklar arasında bir dengenin kurulması gerekir. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin ölçülü olması da şarttır. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin sağlanması zorunludur. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Vergisel yükümlülüklerini düzenli şekilde yerine getiren mükelleflerin kuralına yukarıda yer verilen düzenlemeler ile teşvik edilmesi ve ödüllendirilmesi suretiyle vergiye gönüllü uyumun dolayısıyla yatırımın, üretimin, istihdamın artırılması amaçlanmıştır. Davacı şirket tarafından ilgili dönemde ihtilaf konusu vergilere ait tüm beyannamelerin süresinde verildiği, tahakkuk eden vergilerin çok cüz'i meblağlar olduğu ve birkaç günlük gecikmelerle de olsa gecikme faizleriyle birlikte ödenerek vergisel yükümlülüklerin yerine getirildiğinin görülmesi karşısında, olayın oluş biçimi ve sözü edilen kanun hükmünün getiriliş amacı da dikkate alındığında, davacının vergiye uyumlu mükellef olmadığına yönelik saptama ölçülülük ilkesine aykırı olup hukuka uygun düşmediğinden yazılı gerekçeyle davanın reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 07/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği görüşüyle Karara katılmıyorum.