6. Hukuk Dairesi 2014/2485 E. , 2014/3405 K. MAHKEMESİ : Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 19/12/2013 NUMARASI : 2013/1406-2013/1521 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, yeniden inşaat sebebine dayalı tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı tapu paydaşının tek başına dava açma hak…
**6. Hukuk Dairesi 2014/2485 E. , 2014/3405 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 19/12/2013 NUMARASI : 2013/1406-2013/1521 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, yeniden inşaat sebebine dayalı tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı tapu paydaşının tek başına dava açma hakkı bulunmadığından tapu maliklerinin hisse ve hissedar çoğunluğuda mevcut bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, dava konusu taşınmazda 29/872 pay sahibi olduğundan ve ihtiyacı bulunduğundan bahisle iş bu davayı açmış, davalı davacının tek başına dava açma ehlliyeti bulunmadığından bahisle davanın reddini savunmuştur. Türk Borçlar Kanununun 350/2. maddesi hükmü uyarınca kiralananın yeniden inşa veya imar amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi nedeniyle açılacak davalarda dava hakkı kural olarak kiraya verene aittir. Ancak kiraya veren durumunda olmayan malikin de bu davaları açabileceği içtihaden kabul edilmiştir. Kiralanan paylı mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği halinde ise tüm ortakların davaya katılmaları gerekir. Bu koşullar birlikte dava açma şeklinde gerçekleşebileceği gibi bir paydaş tarafından açılan davaya sonradan diğer paydaşların onaylarının alınması şeklinde de sağlanabilir. Elbirliği mülkiyetinde, ortakların katılımları sağlanamaz ise miras bırakanın terekesine temsilci atanması sağlanarak temsilci huzuruyla dava yürütülür. Dava hakkına ilişkin olan bu hususların mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Türk Borçlar Kanununun 350/2. maddesi hükmüne göre kiralananın yeniden inşa veya imar amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi için açılacak davaların belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde bu kanunun 328. maddesinde fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açılması gerekir. TBK.’nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren daha önce veya en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava, bildirimi takip eden uzayan bir kira yılı sonuna kadar açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerekir. Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliler toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir. Yasada ifade edildiği üzere dava hakkı kiralayana aittir. Ancak kiralayan durumununda olmayan malikinde yeniden inşaat sebebiyle de dava açabileceği kabul edilmektedir. Yeniden inşaatta taşınmaz üzerindeki binanın yıkımı sözkonusu olacağından, bu halde paylı mülkiyette pay, paydaş çoğunluğu yeterli olmayıp, paydaşların ittifakı da aranmalıdır. Bu koşullar dava açılış sırasında gerçekleşmese bile bir paydaş tarafından açılan davaya sonradan diğer paydaşların onaylarının alınması şeklinde de dava açma hakkı tamamlanabilir. Mahkemece, tek paydaş tarafından açılan davaya diğer paydaşların muvafakatının sağlanması davacı taraftan istenmemiştir. Davanın reddi üzerine temyiz aşamasında, taşınmazda davacı dışında paydaş olan diğer dört paydaşın davacı vekilini vekil tayin ettiklerini gösterir dava açılmadan önce düzenlenen vekaletname örnekleri ile diğer paydaşların açılan davaya muvafakatlarının bulunduğuna ilişkin, noterde düzenlenmiş 24.01.2014 günlü muvafakatnameninde dosyaya ibraz edildiği görülmektedir. Bu durumda dava açma hakkı eksikliği bu şekilde tamamlanmış olduğundan, dava da dayanılan eski malikle yapılan sözleşmenin başlangıç tarihi ve süresi üzerinde durularak bu konuda taraf delilleri toplanıp, davanın süresinde açılıp açılmadığının saptanmasından sonra işin esasının incelenmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.