11. Ceza Dairesi 2017/10500 E. , 2018/4756 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet HÜKÜM : Mahkumiyet 1-Sanık hakkında 2006, 2007 ve 2008 takvim yıllarında “Yasal Defterlere Kaydı Gereken Hesap ve İşlemleri, Vergi Matrahının Azalması Sonucunu Doğuracak Şekilde Tamamen veya Kısmen Başka Defter, Belge veya Diğer Kayıt Ortamlarına Kaydetmek“ suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; ... Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü‘nün 01.09.2010 tar…
**11. Ceza Dairesi 2017/10500 E. , 2018/4756 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet HÜKÜM : Mahkumiyet 1-Sanık hakkında 2006, 2007 ve 2008 takvim yıllarında “Yasal Defterlere Kaydı Gereken Hesap ve İşlemleri, Vergi Matrahının Azalması Sonucunu Doğuracak Şekilde Tamamen veya Kısmen Başka Defter, Belge veya Diğer Kayıt Ortamlarına Kaydetmek“ suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; ... Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü‘nün 01.09.2010 tarih ve VDENR-2010-1305/64 sayılı vergi suçu raporuna istinaden düzenlenen ve iddianamede nitelendirilmesi yapılan suçlar ile ilgili 213 sayılı Yasanın 367. maddesi uyarınca sanık hakkında dava şartı olan mütalaa dosya içerisine getirtilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-213 sayılı Kanun'da 01.01.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle 359. maddedeki suçlar yönünden genel olarak vergi ziyaı (kaybı) suçun unsuru olmaktan çıkarılmış, ancak anılan Kanun maddesinde (359/a-1) düzenlenen “Defterlere Kaydı Gereken Hesap ve İşlemleri Vergi Matrahının Azalması Sonucunu Doğuracak Şekilde Tamamen veya Kısmen Başka Defter, Belge veya Diğer Kayıt Ortamlarına Kaydetmek” suçu yönünden eylemin “vergi matrahının azalması sonucunu doğurması” şartı muhafaza edilmiştir. Suçun oluşması için, tutulması gereken yasal defter ve belgelerin varlığının, noter tasdik kayıtları veya başka şekilde sabit olması ile birlikte, hesap ve işlemlerin vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka ortamlarda da tutulması gerekir. İdarece yapılan vergi incelemesi sonucu düzenlenen 01.09.2010 tarih ve VDENR-2010-1305/64 sayılı vergi suçu raporu ile ekli belgelerde, yasal defterlere kaydı gereken bazı işlemlerin vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde başka defterlere kaydedildiği, yasal defterlere kayıtlarının usulüne uygun yapılmadığı, bu şekilde bazı kayıtlar beyan dışı bırakılarak vergi ziyaına neden olunduğunun belirtilmesi karşısında, başkaca somut delillerle desteklenmeyen, sadece vergi suçuna müdahil olan idarenin tespitlerine dayanarak mahkumiyet kararı verilemeyeceği cihetle; Tutulan yasal defter ve kayıtlar ile suça konu defter ve kayıtların temini sonrası, konusunda uzman bilirkişi heyetine incelettirilerek vergi matrahının azaltılmasına sebebiyet verilip verilmediğinin tespitinden sonra, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, 3-Kabule göre de; a)Her takvim yılında işlenen suçların birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturacağı gözetilerek, sanık hakkında 2006, 2007 ve 2008 takvim yılları için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, tüm eylemlerin tek suç olarak kabulüyle yazılı şekilde eksik ceza tayini, b)08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 276. maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-1. maddesindeki 1 yıldan 3 yıla kadar olan hapis cezasının alt sınırının, 03.07.2009 tarih ve 27277 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5904 sayılı Kanunun 23. maddesiyle “18 ay” olarak değiştirildiği; anılan “Yasal Defterlere Kaydı Gereken Hesap ve İşlemleri, Vergi Matrahının Azalması Sonucunu Doğuracak Şekilde Tamamen veya Kısmen Başka Defter, Belge veya Diğer Kayıt Ortamlarına Kaydetmek” suçunun, 2008 takvim yılında başka defterlere son kayıt tarihi olan 15.12.2008 tarihinde işlenmiş olması karşısında, sonradan yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 276. maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-1. maddesinde öngörülen 1 yıldan 3 yıla kadar olan hapis cezasının sanık lehine bulunduğu, somut uygulamada hapis cezasının alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle tayin edildiğine dair bir kabulün bulunmaması da dikkate alındığında; lehe olan temel cezanın alt sınırının “1 yıl” hapis olduğu gözetilmeden yazılı şekilde “18 ay” üzerinden uygulama yapılmak suretiyle fazla ceza tayini, c)5237 sayılı TCK‘nın 62. maddesine göre, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri konusunda mahkemede oluşan kanaate göre takdiri indirim uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışılmaması, d)Adli Emanetin 2009/336 sırasında kayıtlı defterlerin akıbeti hakkında herhangi bir karar verilmemesi, e)5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, f)Sarf edilen yargılama giderinin 6183 sayılı Kanunun 106/1. maddesinde belirlenen 20 TL’den az olması nedeniyle, 6352 sayılı Kanunun 100. maddesi ile eklenen 5271 sayılı CMK'nın 324/4 maddesi gereğince Devlet Hazinesine yüklenmesi yerine sanıktan tahsiline karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 21.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.