3. Ceza Dairesi 2022/2980 E. , 2024/7299 K. ¸ T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Y A R G I T A Y İ L Â M I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/443 E., 2021/216 K. SUÇLAR : 1-Silahlı terör örgütüne üye olma 2-Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık 3-Resmi belgede sahtecilik SUÇ TARİHLERİ : 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 232/2-c maddesi gereğince verilen kararın niteliği dikk…
**3. Ceza Dairesi 2022/2980 E. , 2024/7299 K.** **"İçtihat Metni"** ¸ T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Y A R G I T A Y İ L Â M I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/443 E., 2021/216 K. SUÇLAR : 1-Silahlı terör örgütüne üye olma 2-Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık 3-Resmi belgede sahtecilik SUÇ TARİHLERİ : 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 232/2-c maddesi gereğince verilen kararın niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır. HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafileri ve katılan kurum vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret - Onama Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ... vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca “başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması” nedeniyle reddine karar verildiği, bahse konu kararın; 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve temyiz incelemesine yer olmadığına, temyiz istemi yönünden dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.03.2019 tarihli ve 2018/1371 Esas, 2019/266 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun ) 3 üncü maddesi delaletiyle aynı yasanın 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-e, son fıkrası, 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 1.038.100 TL adlî para cezası cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre beraatine karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 24.02.2021 tarihli ve 2019/443 Esas, 2021/216 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin ve katılan kurum vekilinin istinaf başvurusunun düzelitilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.12.2021 tarihli, ret ve onama görüşlerini içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafilerinin temyiz istemleri özetle; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna; 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine; 3. Sanığın kopya çekerek soruları yanıtladığı yönünde kesin ve somut delillerin bulunmadığına; 4. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına; 5. Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. Katılan kurum vekilinin temyiz istemi özetle; 1.Resmi belge niteliğinde olan cevap kağıdına aldatıcı şekilde doldurduğu anlaşıldığından resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğuna; 2. Mahkumiyet kararı verilen suçlardan üst hadden cezalandırılması gerektiğine; 3. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarını oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet kararları; resmi belgede sahtecilik suçundan, atılı suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; A. Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafilerinin temyiz istemleri yönünden Ayrıntıları Dairemizin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 esas 2017/5155 karar sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.(Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır(Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280). Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; Temyiz aşamasında dosyaya gelen 9976 ID numaralı Bylock Tespit ve değerlendirme tutanağı incelendiğinde sadece sanığın eşinin kayıtlı olduğu, herhangi bir yazışma bulunmadığı, tespit edilen Bylock'un örgütsel amaçla kullandığının ispatlanamadığı ve kod adı kullandığına dair dosyaya yansıyan bir delil bulunmayan sanığın örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmadığı dikkate alındığında, atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraati yerine yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. B. Sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemleri yönünden Bilirkişi raporunda sanığın sınavdaki başarısının tesadüfi olamayacağına yönelik kuvvetli kanaat oluştuğunun belirtilmesi karşısında; ihtimallere dayanan yüzdelik oranlarının yer aldığı değerlendirme içermesi sanığın hileli bir davranışını ortaya koymaya elverişli olmadığı gibi kişinin önceki ve sonraki yıllardaki doğru ve yanlış cevap sayılarının kıyaslanarak sınav sorularını haksız elde etmek sureti ile sınavda hileli yollarla yüksek puan aldığının kesin olarak ispatlanamayacağı, ayrıca bilirkişi raporunu teyit eder başkaca delil, beyan veya bilgi bulunmadığı gibi bilirkişi raporunda sınav sorularının alındığına dair kesin kanaatin de bildirilmediği, dosya kapsamında sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu ve bu suça dayanak gösterilen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine dair mahkûmiyetini gerektirir her türlü kuşkudan uzak, yeterli ve kesin delilin de bulunmadığı gözetilerek, atılı suçlardan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından kurulan hükümlere yönelik katılan ... vekilinin temyiz istemi yönünden Ön inceleme bölümünün 1. parağrafında açıklanan nedenlerle, katılan ... vekilinin resmi belgede sahtecilik ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlere ilişkin istinaf başvurusunun sıfat yokluğundan reddine dair karara yönelik temyiz isteminin, bahse konu kararın 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından temyiz incelemesine yer olmadığına, dosyanın mahalline oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemleri yönünden: Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafileri ile Hazine ve Maliye vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 24.02.2021 tarihli ve 2019/443 Esas, 2021/216 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.05.2024 tarihinde karar verildi.