Başvuru, Cizre'de terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sırasında ölüm olayı meydana gelmesi ve konuya ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının, cenazeye ulaşılırken özensiz davranılması, cenazenin teşhisi ve teslimi ile defin sürecinde zorluklarla karşılaşılması nedeniyle de kötü muamele yasağının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; Cizre'de terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sırasında ölüm olayı meydana gelmesi ve konuya ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının, cenazeye ulaşılırken özensiz davranılması, cenazenin teşhisi ve teslimi ile defin sürecinde zorluklarla karşılaşılması nedeniyle de kötü muamele yasağının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 8/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmamıştır. PKK terör örgütü 12/8/2015 tarihinden itibaren Cizre ilçesinin de dâhil olduğu bazı merkezlerde öz yönetim ilan etmiştir. Öz yönetim ilan ettiği bölgelerde patlayıcıyla tuzaklanmış hendekler kazmak ve barikatlar kurmak suretiyle yalıtılmış bölgeler oluşturmaya çalışan PKK terör örgütü, kamuoyunda hendek olayları olarak adlandırılan ve aylarca devam eden bu süreçte roketatarlar, keskin nişancı tüfekleri, patlayıcılar ve otomatik saldırı tüfekleri kullanarak terör saldırıları düzenlemiştir. Okullar, hastaneler, barajlar, adliye binaları, ambulanslar gibi temel kamu hizmetlerini sağlayan eşya ve binaların yanında sivilleri de hedef alan bu terör saldırılarında 335 sivil hayatını kaybederken 106 kişi yaralanmıştır. Terör saldırılarında 859 güvenlik görevlisi ve Derik kaymakamı şehit olmuş, 711 güvenlik görevlisi yaralanmıştır. Bu terör eylemlerinin engellenmesi, halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla sözde öz yönetim ilan edilen bazı bölgelerde mülki idare amirliklerince sokağa çıkma yasakları uygulanarak terörle mücadele operasyonları başlatılmıştır (hendek olayları, öz yönetim ilanları, PKK terör örgütünün şehir savaşı stratejisi ve sokağa çıkma yasakları hakkında arka plan bilgisi ile ayrıntılı açıklamalar için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri [GK], B. No: 2017/37897, 5/7/2022, §§ 16-28, 67, 346-348). Başvuru konusu olay, yukarıda özetlenen operasyonların gerçekleştirildiği ve sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı dönemde yaşanmış olup başvuru formu ve ekleri ile Bakanlık görüşü ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 12/2/2016 tarihinde başvurucunun yakını S.P. Cizre'nin Cudi Mahallesi'nde yer alan ve askerî makamlarca C-3095 olarak belirtilen binada gerçekleştirilen aramada ölü bulunmuştur. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma işlemlerine başlanmıştır. Olay yeri inceleme raporuna, binanın giriş kat ve bodrumdan oluştuğu, üst katının yıkıldığı, bodrum katın hem bina içinden hem bahçe tarafından giriş ve çıkışının olduğu, bodrum katın büyük kısmının giriş katın ise kısmen yandığı not edilmiştir. Rapora göre binada toplam 26 ceset bulunmuş; çok sayıda av tüfeği, Kalaşnikof marka tüfek, fişek, şarjör ve el bombası ele geçirilmiştir. Başvurucunun yakınının kimliği soruşturmanın başında belirsizdir. Cumhuriyet savcısının katılımıyla gerçekleştirilen ölü muayenesinde cesedin derece yanık olduğu, yaş ve cinsiyet gibi özelliklerin tespit edilemediği, yanması nedeniyle parmak izi ve svap örneği alınamadığı tutanağa geçirilmiş; otopsi için Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verilmiştir. Otopsi raporunda; kimlik tespitinin gerçekleştirilemediği, ölüm sebebinin mühimmat patlaması ile uyumlu karbonizasyon derecesinde yanığa bağlı çoklu kemik, yumuşak doku ile iç organ erimesi olduğu belirtilmiştir. Otopsi sırasında kimlik tespiti için cesetten kemik örneği alınmış ve Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir. Başvurucu 30/1/2018 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği beyanda; nüfus kayıtlarında ölenin kardeşi olarak geçtiğini, buna karşın gerçekte öz oğlu olduğunu, DNA örneği verdiği zaman kardeşi olduğunu beyan etmesi nedeniyle örneklerin tam olarak eşleşmediğinin kendisine bildirildiğini, bunun üzerine babası olduğunu beyan ederek tekrar örnek vermek istediğini belirtmiştir. Başvurucunun kimlik tespiti yapılamayan yakını kimsesizler mezarlığına defnedilmiştir. 9/3/2018 tarihinde kimlik tespiti yapılmış ve ölenin başvurucunun oğlu olduğu belirlenmiştir. Soruşturmada kimlik tespiti sonrasında başvurucunun müşteki sıfatıyla beyanı alınmıştır. Başvurucu özetle sokağa çıkma yasakları başladığında oğlu ile birlikte evlerinde kaldıklarını, yirmi yedi gün sonra diğer oğlunun evine geçmeye karar verdiklerini, yoldayken ölenin evde kimliğini unuttuğunu söyleyerek döndüğünü, daha sonra kendisinden haber alamadıklarını, oğlunun örgüt mensubu olmadığını ifade etmiştir. Ölenin kimlik tespiti sonrasında yapılan araştırmada örgüte müzahir haber sitelerinde "Cizre Direniş Şehitleri" başlıklı haberde fotoğrafı ile birlikte haberinin yapıldığı tespit edilmiştir. Arşiv araştırmasında ise ölenin daha önce ateş yakarak yol kapatan bir grupla birlikte molotofkokteyliyle yakalandığı, bu eylem nedeniyle hakkında soruşturma yürütüldüğü, bunun yanı sıra tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan başka bir soruşturma kapsamında hakkında arama kaydı bulunduğu belirlenmiştir. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığınca telsiz kayıtlarına göre ölenin bulunduğu adresten güvenlik güçlerine yönelik çok sayıda silahlı saldırının gerçekleştiğinin anlaşıldığı bilgisi ve dosya kapsamındaki diğer deliller değerlendirilerek ölenin güvenlik güçlerine karşı silahlı faaliyet gösterdiği sırada meşru müdafaa hakkı kapsamında güvenlik güçlerince öldürüldüğü sonucuna ulaşılmış, meşru müdafaaya ilişkin bir hukuka uygunluk sebebi bulunduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 9/1/2019 tarihinde öğrendikten sonra 8/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri, §§ 208-