T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 20/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : .... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... TARİHİ : ... NUMARASI : ... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLLERİ :... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : ... İlk derece…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 20/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : .... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... TARİHİ : ... NUMARASI : ... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLLERİ :... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : ... İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin halen ... adresinde 60 hasta kapasitesi ile ruhsal engelli bireylere yönelik olarak Bakanlık denetimine bağlı olarak hizmet verdiğini, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na tabi bir kurum olduğunu, müvekkili şirketin ...Mahallesi, ... Cd. No:... adresinde bulunan ... adıyla 60 engelli bireye hizmet verdiğini, binasını, daha uygun ve daha güzel şartlarda inşa ettirdiği ... Mahallesi, ... Sokak, No:.. adresindeki (asansörün inşa edilmesi gereken bina) hizmet binasına 100 kişilik kapasite ile taşınmak amacıyla 12/04/2021 tarihinde dava dışı idareye başvuruda bulunduğunu, idarece müvekkili şirkete, nakil ve kapasite artırımı talebinde bulunduğu yeni binası için gerekli denetimleri yaptığını ve nakil için tek eksiğin erişebilirlik belgesi olduğunun belirtildiğini ve erişebilirlik belgesinin alınmasının da binanın içinde engellilerin katlar arası ulaşımını sağlayacak asansör bulunması halinde mümkün olacağının belirtildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket yetkililerinin tabi oldukları kurum yönetmeliklerine uygun şekilde bir asansör imalatı yaptırma niyeti ile davalı yan ile tanıştıklarını ve davalı yanın ilgili yönetmelikler uyarınca kendisinin projelendirdiğini belirttiği asansör imalatı için davalı yan ile müvekkili firma arasında 03/11/2022 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, sözleşmeye göre müvekkili şirkete ait bakım merkezinde hasta ve yaşlıların taşınması amacıyla kullanılmak üzere 2 adet asansörün imalatı için davalının tasarladığı asansör imalat sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre karşı yanın, müvekkili şirketin yeni taşınacağı ... Mah. ... Sok. No:... ... adresinde bulunan binaya platform tipi dönerli merdiven asansörü imalatı gerçekleştireceğini, tarafların akdedilen sözleşmeye göre " maximum 250 kg taşıma kapasitesine sahip, 4 kat 3 duraklı, dönerli platform ile çalışan, platform rayları 70'lik çelik çekme dönüşlü boruyla yapılan, taşıma sepetinin kol ve kapakları açılır kapanır sistemde olacak engelli asansörünün" imalatı ve çalışır vaziyette teslimi hususunda 460.000 TL'ye anlaştıklarını, davalı yanın sözleşmeyle imalatını, montajını ve teslimini üstlendiği 2 adet platform ve asansörü en geç 15/12/2022 tarihinde teslim etmeyi vaat ve kabul ettiğini, davalı tarafın sözleşmeyle yapımını üstlendiği asansörün şekli ve projesi dikkate alındığında bu asansörün Türkiye'de üretilmediğini, tüm parçaların ...dan ithal edileceğini söylediğini ve bu sözleşme kapsamında müvekkilinin, davalı yana asansör imalatına karşılık olarak 08/11/2022 tarihinde 5.000,00 TL, 15/11/2022 tarihinde 196.000,00 TL ve 21/12/2022 tarihinde 150.000,00 TL toplamda 361.000,00 TL ödemede bulunduğunu, davalının, sözleşmeye göre asansörü en geç 15/12/2022 tarihine kadar eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim etmeyi taahhüt etmişse de, sözleşmeyle belirlenen ifa süresi geçmiş olmasına rağmen asansör çalışır ve ayıpsız şekilde teslimini gerçekleştirmediğini, davalı yanın söz konusu asansör ile ilgili bir takım parçaların montajını gerçekleştirdiğini ancak montajı gerçekleştirilen parçaların eksik, ayıplı, hatalı ve sözleşmeye ve teknik kaidelere aykırı olarak imal edilmiş olması sebebiyle asansörün şu ana kadar çalışmasının mümkün olmadığını, öyle ki davalı tarafın asansörün montajını tamamladığını belirttikten sonra 29/12/2022 tarihinde ...'nun dava konusu asansörün bulunduğu binanın erişebilirlik yönetmeliğine uygunluğunu denetlemek amacıyla ilgili kurumca incelemelerde bulunmaya geldiklerini, davalı şirket çalışanı yada yetkilisinin de hazır bulunduğu bu incelemeler sırasında asansörün çalıştırılmaya çalışıldığını, ancak söz konusu asansörün arıza vererek hiç çalışmadığını, yapılan delil tespiti dosyasında anlaşılmıştır ki, heyet huzurunda gerçekleşen teknik aksaklık davalı firmaca yerine getirilse bile diğer aksamlardan (platformdaki mekanizmanın hatalı ve eksik olarak teknik ve fenni kaidelere aykırı imal edilmesi sebebiyle hiç bir şekilde çalıştırılamayacağı, amaca hizmet etmeyeceği) kaynaklı olarak imalatın kabul edilemez nitelikte olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin erişebilirlik belgesi alamadığını ve işyerinin naklini gerçekleştiremediğini, davalı şirketin asansörü tamir edeceklerini ve söz konusu arızayı 1 hafta içinde gidererek hatasız bir şekilde asansörü müvekkiline teslim edeceklerini belirtmesine rağmen, aradan geçen süreye rağmen asansörü halen çalışır ve hatasız vaziyette müvekkili şirkete teslim edemediklerini, öyle ki müvekkili şirketin de davalı şirket ile iletişim çabalarının defalarca kez sonuçsuz kaldığını ve müvekkilinin telefonları ile mesajlarına dahi cevap verilme gereğinin duyulmadığını, davalı yanın sözleşmeyle yapımını üstlendiği asansörün müvekkili şirkete eksik, ayıplı ve sözleşmeye aykırı olarak teslim edildiğinin sabit bir hal alması adına taraflarınca açılan ... Hukuk Mahkemesi'nin ...D.İş sayılı delil tespiti dosyası kapsamında alınan 05/02/2023 tanzim tarihli bilirkişi raporunda dava konusu platform tipi dönerli merdiven asansöre ilişkin tespit yapıldığını, müvekkili şirket tarafından .... Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşmeyle yapımı ve teslimi kararlaştırılan asansörlerin teslim tarihi olan 15/12/2022 tarihinin üzerinden uzunca bir zaman geçmesine rağmen teslim edilmediği ve bu nedenle sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiği, müvekkilin sözleşme uyarınca ödemiş olduğu 361.000 TL'nin ve uğradığı zararların ödenmesi hususunun ihtar edildiğini, ... Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı delil tespiti dosyasıyla da sabit bir hal aldığı üzere davalı yanın sözleşmeden kaynaklanan edimini ifa etmediğini, zira çalışmayan bir asansörün müvekkilinin işine yaramayacağı gibi, çalışmayan ve bilirkişi raporundaki tespitten de anlaşılacağı üzere çalışmasına da imkan bulunmayan asansörün montajının yapılması ile davalının edimini ifa etmiş olmayacağının da aşikar olduğunu, buna göre davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşme uyarınca edimini yerine getirmeyerek borçlunun temerrüdüne düştüğünü, davalı şirket aleyhine fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilince davalı şirkete ödenen 361.000 TL geri iadesi amacıyla ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ancak davalı şirketçe kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren işletilecek ticari işlerde temerrüt faizi ile birlikte davalı-borçlunun itirazının ilk etapta 361.000,00TL'lik kısmı üzerinden itirazın iptaline, ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasındaki takibin devamına, kötü niyetle hareket eden davalı-borçlunun asıl alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki, husumet ve görev itirazında bulunmuş, ayrıca davacı yan tarafından sunulduğu iddia edilen delillerin de taraflarına tebliğ edilmediğini ve işbu delillerin yeminli tercüman marifeti ile dilimize çevrilerek taraflarına tebliğ edilmesi gerektiğini, müvekkilinin eksik veyahut kusurlu bir eylemi bulunduğunu kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, ayıp ihbarı süresi içerisinde yapılmadığından davanın reddi gerektiğini, iş bu davanın ikame edilmesinin mümkün olmadığını, zamanaşımı iddilarının bulunduğunu, davacı yanın süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, alıcı/ davacı müvekkilin şirketine makul ve kanuni sürelerde bildirim yapmadığını, kaldı ki davacının yük asansörü takıldığını bildiğini, bu asansöre göre elektrik düzenini kurdurttuğunu, kesinlikle kabul etmemekle birlikte ayıp olsa dahi, yasal sürede bunu fark etmemesinin mümkün olmadığını, müvekkili ve davacı yan arasında düzenlenmiş sözleşme uyarınca müvekkilinin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini ve söz konusu ürünü davacı yana teslim ettiğini, davacının müvekkili şirket ile asıl problem yaşadığı hususun ayıplı hizmete ilişkin olmayıp müvekkili şirketin fiyatlandırmasının yüksek olduğundan bahisle müvekkiline mevcut işin %80'lik kısmını yaptırdığını ve tekrardan fiyat konusunda taleplerinin olduğunu ve müvekkili kabul etmeyince mevcut hizmetin ayıplı olduğu iddiasının yapıldığını, buna ilişkin mesaj kayıtlarının bulunduğunu, kurumun şuan açık mıdır değil midir, açık ise bu şekilde kurumun açılmasına nasıl müsade edilmiştir, zaten kurulumun %80'lik aşamasının zaten bittiğini, kurumun onay almış durumda olduğunu, bu seviye ile kurumun açılması onayının verildiğini, davacının kötüniyetli olarak müvekkiline iş bu davayı ikame ettiğini, yasal mevzuata aykırı sürelerden sonra davacı yanca delil tespiti yaptırıldığını, iş bu bilirkişi incelemesinde asansörün yüzde kaçının bittiği, sözleşemeye uygun olup olmadığının araştırılmadığını, bu kadar uzun süreden sonra yapılan incelemede belki de davacı yanın müvekkilinin yaptırmış olduğu hususları da yok etme durumunun da söz konusu olduğunu, yapılan incelemenin delil sayılmasının mümkün olmadığını, asansörde tek eksikliğin sadece motor montajı olduğunu, bunu da davacı yanın engellediğini, asansörlerin projesinin olduğunu, projesine uygun şekilde yapıldığını, inceleme yapan kişinin makine mühendisi olduğunu, çalışma alanı asansör sektörü bilirkişi tarafından inceleme yapılması gerektiğini, teknik incelemenin yapılmadığını ve hatalı olduğunu, davacının dava dilekçelerinde sözleşmeyi inkar etmediğini, kabul ettiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde bedelin aynen iadesini istediğini, müvekkilinin davacı kurumun yerinde masraf yaptığını buraya para harcadığını, müvekkilinin kurduğu düzen üzerine daha sonra işlem yapılıp yapılmadığının taraflarınca bilinmediğini, hakkaniyet gereği zaten müvekkilinin yapmış olduğu işin oran olarak yüzde kaç olduğunun tespit edilmesi ve müvekkilinin sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı tespit edilmesi gerektiğini, dava dilekçesini ve delil tespiti dosyasını kesinlikle kabul etmediklerini, tespitin yerinde olmadığından yasaya aykırı ve haksız düzenlenen bilirkişi raporunun şüpheden uzak kanuna ve hukuka uygun olarak düzenlenmesine karar verilmesini, iş bu raporun kesinlikle geçerli ve ayrıntılı olmadığı gibi eksik ve donanımsız olduğunu, ayrıca tespit talebinde bulunan sözleşmeye aykırı davrandığını, ödemelerini yapmadığı hususunun araştırılmadığını, tespit talebinde bulunan iş bu asansörler ile kurum onayını almış ve müvekkiline ödeme yapmaktan kaçındığını, kaldı ki müvekkiline piyasadan fazla fiyat verdiğine ilişkin bir mesaj attığını kesinlikle müvekkilinin yaptığı işten şikayetçi olmadığını, borca, faize, ödeme emrine, faiz türüne itiraz ettiklerini, icra dosyasında işletilen faiz bedellerinin yerinde olmadığını, müvekkili şirkete ödendiği iddia edilen bedelleri de kabul etmediklerini, müvekkilinin zarar ettiğini, bu bedeli talep etme haklarını saklı tuttuklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporuyla tespit edilen ayıp nedeniyle, davacının üründen faydalanmasının mümkün olmadığı, ayıbın elde edilecek faydayı büyük ölçüde ortadan kaldıracak nitelikte oluşu ve hakkaniyet kuralları da dikkate alındığında, somut olayda sözleşmeden dönme koşullarının oluştuğu kanaatinin mahkemede oluştuğunu, sözleşmeden dönme hakkını kullanan davacının da birlikte ifa kuralı gereğince davalı tarafça sözleşme gereği getirilip kurulumu yapılan varsa malzeme veya hurdaları ya da bunların bedellerini davalıya geri vermesi gerektiğini, mahkemece, davalı tarafından meydana getirilen eserin hurda bedeli dava tarihi itibariyle hesaplatıldığını; davalı tarafından masrafların iadesinin de talep edildiği dikkate alındığında; davalı tarafça davacı tarafından davaya konu asansör yapım işine dair yapılan ödemelere itiraz edilmediği, eserin ayıplı olması nedeniyle davalı taraftan eser sözleşmesi için yapılan ödemeler olan toplam 361.000,00 TL'nin talep edilebileceği, ancak 361.000,00 TL'den hurda bedelinin düşülmesi gerektiği, gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazının 352.146,00 TL yönünden iptali ile takibin belirtilen 352.146,00 TL asıl alacak yönünden devamına, 8.854,00 TL bakiye asıl alacak yönünden davacının itirazın iptali talebinin reddine, itirazın iptaline karar verilen 352.146,00 TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden 70.429,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; bedelin %25'inin montaj esnasında ödeneceği taraflar arasındaki sözleşmeden de açıkça görülmekte iken yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ödeme yapmaması sonucu montajın tamamlanamadığını, davacı yan ile davalı müvekkili arasında 03/11/2022 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, işbu sözleşme uyarınca müvekkili şirketin engelli platformu üretip montajını gerçekleştirmesinin kararlaştırıldığını, aynı sözleşmenin ödeme şartları başlığı altında da açıkça belirtildiği üzere; toplam bedelin %50’si peşin, %25’i üretimin fabrika çıkışı sırasında ve kalan %25’lik kısmının ise montajın %80’i tamamlandığında ödeneceğini, bu şartların, dosyaya sunulan sözleşmeden açıkça anlaşıldığını, davacı tarafın, bu sözleşmenin içeriğine ya da altındaki imzaya herhangi bir itirazda da bulunmadığını, taraflar arasında yapılan bu sözleşme ve belirlenen süre çerçevesinde, müvekkili şirketin derhal üretim faaliyetlerine başladığını, gerekli malzemeleri temin ettiğini ve yükümlülüklerini dikkatle yerine getirmeye başladığını, ancak davacının ödeme yükümlülüklerini zamanında yerine getirmediğini, davacının, müvekkiline işi büyük ölçüde yaklaşık %80 oranında tamamlattıktan sonra, belirlenen fiyatın yüksekliğini ileri sürerek müvekkilin işi sürdürmesine izin vermediğini, davacının fiyat indirimi taleplerinin müvekkili tarafından kabul edilmemesi üzerine, bu defa hizmetin ayıplı olduğunun iddia edildiğini, oysa platformda yalnızca motor montajının eksik kaldığını ve bu eksikliğin bizzat davacı tarafın engellemesi nedeniyle tamamlanamadığını, buna rağmen hizmetin ayıplı olduğunun ileri sürüldüğünü, bu sürece ilişkin mesajlaşma kayıtlarının ise dosyaya sunulduğunu, davacı tarafın, müvekkille arasındaki sözleşmeyi kabul ettiğini, sözleşmeye göre; bedelin %50’si peşin, %25’i fabrika çıkışında ve kalan %25’i de montajın %80’i tamamlandığında ödeneceğini, müvekkilinin, sözleşmede belirlenen tüm yükümlülüklerini yerine getirerek işin %80’lik kısmını eksiksiz tamamladığını, ancak işin son aşamasında davacı tarafın, fiyata ilişkin farklı talepler ileri sürdüğünü; bu taleplerin müvekkilce kabul edilmeyince, malın ayıplı olduğu yönünde dayanaktan yoksun iddialarün ileri sürüldüğünü, oysa müvekkilinin sözleşmeye tamamen uygun davranmış olmasına rağmen haksız yere kusurlu gösterilmeye çalışıldığını, davacının uzun süre ayıp bildiriminde bulunmaması ve uzun süre sonra delil tespiti yaptırmasının iyi niyet kuralıyla bağdaşmadığı gibi, aradan geçen sürede imalatı yok etme ve değiştirme olasılığı bulunduğunun da açık olduğunu, kaldı ki bilirkişi raporunda imalatın davacı tarafından sökülerek merdiven korkuluklarının yapıldığının belirtildiğini, davacı tarafın, maldaki ayıbı fark etmiş olmasına rağmen, dava açmak için makul olmayan bir süre beklediğini, yasal sürelere riayet edilmeden müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, ancak oldukça uzun bir zaman geçtikten sonra delil tespiti talebinde bulunulduğunu, kaldı ki, delil tespiti sırasında malın ayıplı olduğu hususunun davacının kendi beyanlarıyla da ortaya konulmuşken, bu tespitten sonra dahi davacı tarafın yasal yollara başvurma konusunda gecikmesinin dürüstlük kuralı ve iyi niyet ilkesiyle bağdaşmadığını, ayrıca aradan geçen süre zarfında, davacı tarafın mevcut imalat üzerinde değişiklik yapmış ya da onu ortadan kaldırmış olma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini, nitekim bilirkişi raporunda da, imalatın sökülmesinin ardından davacının merdiven korkuluklarını yaptırdığının açıkça belirtildiğini, bu nedenle, yapılan delil tespitine itibar edilmesinin mümkün olmadığını, aynı şekilde bilirkişi incelemesinin de bu açıdan sağlıklı ve objektif değerlendirmeden uzak olduğunu, dolayısıyla, söz konusu ayıpların ne zaman ortaya çıktığı, bu eksikliklerin sonradan oluşan bir zararın sonucu mu olduğu yoksa imalat aşamasında mı mevcut olduğu hususlarının detaylı olarak araştırılarak hüküm kurulması gerektiğini, yalnızca hurda bedelinin asıl alacaktan düşülmesinin oldukça hatalı olduğunu, parçaları hurda haline getiren yanın zaten davacı olduğunu, bunun yanında müvekkilinin işçilik bedelinin de hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, asansör yapımına emek ve mesai harcandığını ve işçilere de ödeme yapıldığını, asansörün yapımında kullanılan yalnızca hurda haline gelmiş parçaların değil, tüm malzeme ve parça bedellerinin eksiksiz şekilde hesaplanması gerektiğini, müvekkili tarafından yapılan kapsamlı harcamaların dikkate alınmadığını ve ayrıca işçilik giderlerinin de hesaba katılmadığını, bilirkişi raporunda, imalatın sökülmesinin ardından davacı tarafından merdiven korkuluklarının yapıldığının ifade edildiğini, ancak sökülen diğer parçaların ne şekilde kullanıldığı veya muhafaza edildiği hususunda herhangi bir bilgi bulunmadığını, söz konusu parçaların müvekkiline teslim edilmediği gibi, davacı tarafın da bu parçaların akıbetine ilişkin net bir açıklama sunamadığını, davacı şirketin asansör sistemini söktüğü sabit olmakla birlikte, parçaların daha sonra nasıl değerlendirildiğinin belirsiz olduğunu, bu nedenlerle, yalnızca elde kalan malzemelerin değerine göre hesaplama yapılmasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, müvekkilinin, söz konusu parçaların tamamı için ciddi maliyetlere katlandığını ve işin gerçekleştirilmesi amacıyla işçilik ödemeleri de yaptığını, tüm bu harcamaların göz ardı edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davacı vekili istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde; dosya kapsamında alınan 07/12/2023 tarihli bilirkişi raporu ile davalı tarafça imalatın tamamlanmadığı, sistemin revizyon ile çalışma imkanının bulunmadığı, makinenin mevcut haliyle çalışmasının mümkün olmadığının açıkça tespit edildiğini, TBK md. 125/3'e göre eserin reddini gerektiren nedenler ortaya çıktığına göre iş sahibi olan davacı sözleşmenin feshini ve eser bedeli olarak ödediğinin geri verilmesini istenebilecek olup; müvekkilinin davalı yana ödediği tüm bedelin müvekkiline iade edilmesi gerektiğini, davalı yanın kendi kusuruyla asansörü tamamlamayarak kaldı ki davalıya ait asansörden kalan hurda parçalarının müvekkilinin hiçbir işine yaramadığı gibi davalı yan isterse alıp götürebilecekken götürmemesinin müvekkili ile alakalı olmadığını, müvekkilinden kaynaklanmayan bir sebeple davalıya ait hurda parçalarının müvekkilde kalması sebebiyle bu bedelin düşülerek davanın kısmen kabulünün hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için yerel mahkeme kararının hukuka uygun olduğu varsayılsa dahi hesaplanan hurda bedelinin dava tarihindeki bedelinin hesaplandığını, yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, zira yapılması gereken söz konusu imalatın yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiç bedellerine göre hesaplama yapılarak bedelinin belirlenmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme tarihinin 03/11/2022 olduğu, 2022 yılındaki hurda bedelinin hesaplanması gerektiğini, tüm bu nedenlerle haklı davalarının tümden kabulü gerekirken, yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple söz konusu yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini taleple, davacı yanın istinaf dilekçesine karşı olarak ise, davalı yanın kendi kusuruna dayanak oluşturması amacıyla bedelin ödenmemesi sebebiyle montajın yapılmadığını iddia etmişse de iddialarının gerçeklikten uzak olduğunu, müvekkilinin 08/11/2022 tarihinde 5.000,00 TL, 15/11/2022 tarihinde 196.000,00 TL ve 21/12/2022 tarihinde 150.000,00 TL toplamda 361.000,00 TL ödemede bulunduğunu, dolayısıyla davalı yanın ödeme yapılmadığından montaj yapılmadığı iddialarının abesle iştigal olduğunu, kaldı ki davalı yan tarafından imalatına başlanılan asansörün montaj aşamasında dahi olmadığını, tespit raporunda da asansörün halihazırdaki durumunun ne olduğu, çalışmasının mümkün olup olmadığı hususunda; dava konusu 2 adet platform tipi dönerli merdiven asansörün gerek mekanik gerek elektrik/elektronik anlamda hem eksik hem hatalı olması sebepleriyle hali hazırdaki durumda çalışmasının mümkün olmadığı, mevcut hali ile imalattaki eksik ve ayıpların giderilmesi mümkün olmadığından sistemin komple sökülerek, düzgün bir şekilde projelendirilerek ve doğru imalat-montaj yöntemleri kullanılarak baştan yapılması gerektiğinin tespit edildiğini, yani asansörün montaj aşamasında dahi olmadığını, davalı yanın, müvekkilinin asansörü yaklaşık %80 oranında tamamlattıktan sonra davalının devam etmesini istemediğini, işi sürdürmesine izin vermediğini iddia etmişse de iddialarının gerçeklikten uzak olduğunu, davalı tarafın asansörün montajını tamamladığını belirttikten sonra 29/12/2022 tarihinde ... dava konusu asansörün bulunduğu binanın erişebilirdik yönetmeliğine uygunluğunu denetlemek amacıyla ilgili kurumca incelemelerde bulunmaya geldiklerini, bu incelemeler sırasında asansör çalıştırılmaya çalışıldığını, ancak söz konusu asansörün arıza vererek hiç çalışmadığını, sonrasında da müvekkili tarafından birçok kez davalı şirket ile iletişime geçildiğini ve ayıp bildirimlerinin mükerrer suretle gerçekleştirildiğini, davalı yanın, müvekkilinin ayıbı fark etmesine rağmen bildirimde bulunmadığını, dava açmak için de uzun süre beklediğini iddia etmişse de iddialarının gerçekle uzaktan yakından alakası bulunmadığını, öncelikle, davalının iddia ettiği şekilde davacı müvekkiline sözleşme kapsamında eksiksiz ve çalışır vaziyette herhangi bir mal teslimi gerçekleşmediğini, Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Türk Borçlar Kanununun (TBK) ilgili hükümleri uyarınca satım işlemi kapsamında ayıp bildirimine ilişkin sürelerin, malın teslim tarihinden itibaren başladığını, somut olayda herhangi bir teslim işlemi gerçekleşmediği için ayıp bildirim süreleri başlamadığını, davalının sözleşmeye göre asansörü en geç 15/12/2022 tarihine kadar eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim etmeyi taahhüt etmişse de sözleşmeyle belirlenen ifa süresi geçmiş olmasına rağmen asansörün çalışır ve ayıpsız şekilde teslimini gerçekleştirmediğini, davalı şirketin asansörü tamir edeceklerini ve arızaları gidererek hatasız bir şekilde asansörü müvekkiline teslim edeceklerini belirtmesine rağmen, aradan geçen süreye rağmen asansörü halen çalışır ve hatasız vaziyette müvekkili şirkete teslim edemediğini, bu bağlamda, müvekkiline sözleşme kapsamında herhangi bir teslim işlemi gerçekleşmediği için mezkur mevzuatta öngörülen sürelerin işlemeye başlamadığını, davalının iddia ettiği şekilde zamanaşımına uğrama gibi bir durumun söz konusu olmadığını, bu sebeple davalının iddialarının gerçeklikten uzak olup itibar edilebilir olmadığını ileri sürerek, davalı tarafın haksız, hukuki dayanaktan yoksun, sebepsiz zenginleşmeye matuf ve kötü niyetli istinaf başvurusunun esastan reddine, taraflarınca yapılan istinaf talepleri doğrultusunda ise yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme ve ücret iadesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, davalı tarafından imal edilen asansörlerin delil tespiti ve yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarından ayıplı ve kullanılamaz durumda bulunduğunun tespit edilmesine, asansörün çalışır vaziyette teslim edilmediğinin sabit olmasına, ek montajla dahi düzeltilebilmesinin mümkün olmamasına, delil tespiti yoluyla ayıpların varlığını tespit ettiren davacı iş sahibinin sözleşmeden dönme ile bedel iadesi talebinde bulunabileceğine, kullanılamaz durumdaki mevcut imalatın dava tarihindeki hurda bedelinin iade edilecek bedelden indirilmesinde yanlışlık bulunmadığına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden, alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından alınması gerekli 24.055,09 TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.013,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.041,32 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.... ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.