(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/5147 E. , 2007/6107 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 5.7.2005 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi ve muaraazanın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içe
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/5147 E. , 2007/6107 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 5.7.2005 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi ve muaraazanın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı köy muhtarlığı, köylerinin kadim kullanımında olan... mevkiindeki merayı kullanmalarını engellemek şeklindeki davalı köy müdahalesinin önlenmesini istemiştir. Davada taraf olan köy muhtarları aralarında düzenleyerek imzaladıkları 23.05.2006 tarihli belge ile sulh olmuşlar ve 25.05.2006 tarihli oturumda da taraflar sulh olduklarını, karşılıklı olarak vekalet ücreti ve yargılama gideri istemediklerini beyan etmişler, beyanlarını imzaları ile onaylamışlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve sulh anlaşması doğrultusunda taraf köylerin dava konusu merayı ortak kullanım şekli belirlemiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Çekişmeli yargıda kural olarak tasarruf ilkesi geçerli olup, taraflar dava konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Bu ilkenin gereği olarak dava konusu üzerinde tasarruf yetkisini kullanacak olanın tam tasarruf yetkisine sahip olması gerekir. Meralar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ile köy yada belediye halkı tasarruf yetkisine sahip değildir. Bunun sonucu olarak da davayı açan köy muhtarının veya Belediye Başkanının davayı kabule, vazgeçmeye ya da sulhe yetkisi yoktur. Kaldı ki, 442 Sayılı Köy Kanununun 37/7 maddesi uyarınca köy muhtarı, köy tüzel kişiliğine ilişkin davalarda köyü temsil ile yetkili olup davayı kabul, sulh ve davadan feragate mezun bulunmamaktadır. Mahkemece işin esası yöntemine uygun incelenip bir karar verilecek yerde açıklanan hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 22.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.