T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/513 KARAR NO: 2026/352 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:20/12/2022 NUMARASI: 2020/508 Esas - 2022/922 Karar DAVA :Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:13/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ D…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/513 KARAR NO: 2026/352 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:20/12/2022 NUMARASI: 2020/508 Esas - 2022/922 Karar DAVA :Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:13/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ya ... poliçesi ile sigortalı, davalı ...'e ait olup, davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin, yaya kaldırımında yürüyen davacıya çarparak yaralanmasına sebep olduğunu belirterek, tedavi gideri için 2.000,00-TL, maluliyet için 3.000,00-TL olmak üzere şimdilik toplamda 5.000,00-TL'nin 26.03.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00 TL manevi tazminatın 26.03.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile diğer davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 52.010,16 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacının tamamen kendi insiyatifi ile yaptığını belirttiği bir kısım özel hastane giderleri ile tamamen olayın oluşumuna aykırı fahiş tedavi giderlerine itiraz ettiklerini, davacının maluliyeti doğmamış olup ayrıca kaza tarihinde emekli olan çalışmadığı tespit edilen davacının maluliyeti oluşmadığını, ...’un herhangi bir kusurunun bulunmadığını, tedavi giderlerinden ...'nın sorumlu olduğunu, ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesinin mevcudiyeti halinde manevi tazminat klozunun bulunup bulunmadığını incelenerek bu sigorta şirketine davanın ihbarı gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere bedeni zararlarda 310.000-TL olduğunu, kusurun ve maluliyetin ATK tarafından tespiti gerektiğini, davacı tarafın var olduğunu iddia ettiği maluliyet sebebiyle ...’dan herhangi bir ödeme alıp almadığının, kendisine maaş bağlanıp bağlanmadığının belirlenmesini, "tedavi gideri" ve "geçici iş göremezlik" talebinin poliçe teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, belirsiz alacak betimlemesi ile ikame edilen davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddedilmesini, davalı ...’un herhangi bir kusurunun bulunmadığını, tedavi giderinden ...'nın sorumlu olduğunu, davacının tedavi giderleri yönünden ...'dan bir bedel tahsil edip etmediğinin ...’dan sorulmasını, davacı tarafın talep etmiş olduğu manevi tazminat miktarı son derece fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulüne, 52.010,16-TL'nin davalılar ..., ... ve ... yönünden 26/03/2020 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden 17/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine; manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulüne, 25.000,00 TL'nin 21/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... , ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar ... A.Ş., .... ve ... vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 24.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından hukuki görüş bildirildiğini, SUT hükümlerinin yorumlandığını, bu raporun hükme esas alınamayacağını, davacının maddi tazminata ilişkin zararının TRH 2010 yaşam tablosu, aktüeryal irat formülü ve %1,8 teknik faiz oranı ile yapılması gerektiğini, ... iptal kararının dikkate alınmadığını, trafik sigortası genel şartlarına göre tedavi süresince çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler yani geçici iş göremezlik zararının ve tedavi gideri ile geçici bakıcı giderinin poliçe kapsamında olmadığını, aksi kabulde ise belgesiz ve kaza ile illiyeti açılanmayan giderlerin istenemeyeceğini, esas mahkemesinin, savunmalarını dikkate almadan ve gerekçeli kararında savunmalarına neden itibar edilmediğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadan hüküm kurduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası açılamayacağını, dosya kapsamında sunulan gider belgelerinin dava konusu kazaya ilişkin olup olmadığı konusunda inceleme yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, davacının ilave ücret ödemeden tedavi olabileceğinin sağlık kuruluşları varken ilave ücret gerektiren kurumlarda tedavi olmasından ötürü müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, tamamen keyfi olarak özel sağlık kuruluşu tercih etmesinin sonucunun müvekkil şirkete yükletilemeyeceğini, maluliyet yönetmeliğinin hatalı olduğunu, hükme esas bilirkişi raporunda evde bakım giderinin hatalı hesaplandığını, manevi tazminatın yüksek olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası açılamayacağını, dosya kapsamına sunulan bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporlarının hüküm tesisine elverişli olmadığını, ...'nın karşılamadığı belirtilen 60 adet ödeme belgesinin tedavi gideri olarak esas alınmasının hatalı olduğunu, davacının emekli olup maluliyeti oluşmayacağını, maluliyet oranının yüksek olduğunu, meydana gelen kazadan dolayı müvekkili ...’un herhangi bir kusuru bulunmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatın son derece yüksek olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.26/03/20158 tarihinde, davalı ...'ya ... poliçesi ile sigortalı, davalı ... 'e ait olup, davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin çarpması neticesinde yaralanan davacının, tedavi gideri ve maluliyet zararı için maddi ve manevi tazminat istemli olarak eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır.6100 sayılı HMK’nın kısmi davayı düzenleyen 109. maddesine göre, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.Somut olayda, dava yaralanmalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine dayanmaktadır. Maddi tazminat talebinin niteliği gereği, dava tarihi itibariyle tam olarak bilinebilir olmadığından HMK'nın 107.maddesi gereğince başvurunun belirsiz alacak davası olarak açılmasında usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden, davalı ...şirketi vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.İstanbul 44.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/298 E., 2019/832 K. sayılı kararında katılan ...'in yaralanmasıyla ilgili olarak sanık ..., üzerine atılı bulunan taksirle yaralamaya neden olma eyleminden ötürü "...Sanık ...'un sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı araç ile 21/03/2016 günü saat 11:00 sıralarında ... Caddesini takiben seyri sırasında kaza mahalli kavşak noktasında seyir yönüne göre solunda bulunan kavşak koluna dönüş yapmak istediği sırada idaresindeki aracın sol yan ayna kısımları ile, yolun solunda kaplama içerisinde bulunan katılan ...'e çarptığı.." şeklindeki asli kusurlu olduğu şeklindeki kabul ile cezalandırılmış, hakkındaki hüküm ertelenmiş, karar İstanbul BAM 19.Ceza Dairesi'nin 2020/406 Esas, 2020/2050 Karar sayılı kararı ile 08/07/2020 tarihinde kesinleşmiştir.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar.Kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde; Ceza Mahkemesince kabul edilen maddi olguya göre (..Sanık ...'un sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı araç ile 21/03/2016 günü saat 11:00 sıralarında ... Caddesini takiben seyri sırasında kaza mahalli kavşak noktasında seyir yönüne göre solunda bulunan kavşak koluna dönüş yapmak istediği sırada idaresindeki aracın sol yan ayna kısımları ile, yolun solunda kaplama içerisinde bulunan katılan ...'e çarptığı...) değerlendirme yapılarak asli kusur ile cezalandırıldığı, Mahkemece alınan kusur raporunda ise yaya davacıya %25, davalı sürücüye %75 oranda kusur belirlenerek bu kusur oranı üzerinden tazminat hesaplandığı, olayın oluş şekli ve ceza dosyası kapsamında alınan kusur raporu ile uyumlu olarak davalı sürücü %75 kusurlu kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı ... vekilinin kusura ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre; maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik hükümlerine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği 01/09/2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 4.maddesinin k bendinde maluliyet tanımına yer verilmiştir. Buna göre " Maluliyet: Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetme hali" olarak tanımlanmış yine Yönetmeliğin sigortalıların çalışma gücü kaybı tespitini düzenleyen 9 ve 10 maddelerinde %60 maluliyet ve üzeri için maluliyet tespitine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle bu yönetmelik sadece %60 maluliyet ve üzeri için hükümler ve ekli cetvel içermekte olup %60'ın altında maluliyet bulunması halinde bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanması olanaklı değildir. Yine Yönetmeliğin 23.maddesi ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümler yürürlükten kaldırılmış düzenlemesine yer verilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin tümden kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Keza ek cetveller ilişkin yeni bir düzenleme de yapılmamıştır. Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği 01/09/2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 4.maddesinin k bendinde maluliyet tanımına yer verilmiştir. Buna göre " Maluliyet: Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetme hali" olarak tanımlanmış yine Yönetmeliğin sigortalıların çalışma gücü kaybı tespitini düzenleyen 9 ve 10 maddelerinde %60 maluliyet ve üzeri için maluliyet tespitine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle bu yönetmelik sadece %60 maluliyet ve üzeri için hükümler ve ekli cetvel içermekte olup %60'ın altında maluliyet bulunması halinde bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanması olanaklı değildir. Yine Yönetmeliğin 23.maddesi ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümler yürürlükten kaldırılmış düzenlemesine yer verilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin tümden kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Keza ek cetveller ilişkin yeni bir düzenleme de yapılmamıştır.Sonuç olarak davacının maluliyetinin %60'ın altında (%7) olması ve kaza tarihine göre uygulanması gereken Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenirken aynı cetvellerin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller) esas alınması gerektiğinden, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlenen İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 19/02/2021 tarihli raporun hükme esas alınması gerekirken, İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olması usul ve yasaya aykırı olmuş ise de; hem Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlenen 19/02/2021 tarihli raporda, hem de Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 05/11/2021 tarihli raporda, davacının olay nedeniyle sürekli maluliyetinin %7, geçici maluliyetinin 4 ay olduğunun belirtilmesi ve emekli olan davacının yaşı da dikkate alınarak maluliyet tespit edilmesi karşısında bu yöndeki davalılar .... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile ... poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Trafik kazası nedeniyle sağlık hizmet sunucularınca verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması esasının getirilmesi amacıyla, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesinin olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı kararlaştırılmıştır. Bu nedenle davacının dava konusu belgeli/faturalı sağlık giderlerinin tümünden ..., belgesiz/paramedikal giderlerden ise aracın işleteni, sürücüsü ve ... sorumludur.Danıştay 10. Dairesinin 2010/6584 Esas sayılı dosyasından verdiği karar gereği, 05.11.2011 tarih ve 28106 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ... Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'de yer alan trafik kazası tedavi giderlerine yönelik Sağlık Uygulama Tebliği'ne ilişkin uygulamanın yürütmesi durdurulmuş olup, ...'nın sorumlu olduğu tedavi giderlerinin belirlenmesinde SUT hükümlerinin uygulanması söz konusu olmayacaktır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/5486 Esas 2020/8961 Karar sayılı kararı)..., tüm tedavi giderlerinden değil, 6111 Sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 Sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan ve belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten, sürücü ve sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.Dosya kapsamına göre, hükme esas alınan bilirkişi raporunda KTK 98. Maddeye göre değerlendirme yapılmadığından hükme esas alınması doğru olmamıştır.O halde Mahkemece yapılması gereken, SUT hükümleri uygulanmaksızın tedavi giderlerine ilişkin faturaların hizmet ile uyumlu ve gerekli olup olmadığı konusunda kaza ile illiyet bağı bulunan ve 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı KTK'nın 98. maddesi kapsamında kalan tüm belgeli tedavi giderlerinden ...'nın sorumlu olacağı, 98. madde kapsamına girmeyen belgesiz/paramedikal giderlerden ise kusurlu olmaları halinde davalıların sorumlu olacağı tutarın hesaplanması için yaralanma bölgesine göre uzmanlığı bulunan doktor bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi, ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Kabule göre ise; İlk Derece Mahkemesi'nin kusur ve maluliyet ile aktüerya raporlarından hangilerini ne sebeple hükme esas aldığını gerekçelendirdiği anlaşılmakla, hükmün gerekçesiz olduğuna dair istinaf itirazı yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle, davalılar ... A.Ş., .... ve ... vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davalılar ... A.Ş., .... ve ... vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6.maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalılar ... A.Ş., .... ve ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2026