Başvurucu, tutukluluğun Kanun’da öngörülen azami süreyi aştığını, yargılanmasına devam olunurken bir başka suç ile ilgili olarak verilen tutukluluk kararının müdafiine tefhim edilmediğini ve duruşma tutanaklarının kendisine verilmediğini ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiş, tutukluluk halinin sonlandırılarak tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Başvurucu, tutukluluğun Kanun’da öngörülen azami süreyi aştığını, yargılanmasına devam olunurken bir başka suç ile ilgili olarak verilen tutukluluk kararının müdafiine tefhim edilmediğini ve duruşma tutanaklarının kendisine verilmediğini ileri sürerek Anayasa’nın ve maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiş, tutukluluk halinin sonlandırılarak tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Başvuru, başvurucu tarafından 22/3/2013 tarihinde İzmir Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/5/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm, 26/6/2013 tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar vermiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 27/6/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 28/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 10/9/2013 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 1/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Adalet Bakanlığının görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İzmir Ağır Ceza Mahkemesince “suç işlemek amacıyla silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek, kasten adam öldürmek, tehdit, silahlı tehdit, evrakta sahtecilik, şartlı tehdit ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet” suçlamasıyla 17/8/2007 tarihinde tutuklanmıştır. İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 14/4/2011 tarih ve E.2007/316, K.2011/70 sayılı kararıyla, başvurucunun ağırlaştırılmış müebbet hapis (dört kez) ve 62 yıl 22 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 6/11/2012 tarih ve E.3338, K.7873 sayılı kararı ile bozulmuştur. Yargıtay Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına devam edilen başvurucunun, 24/1/2013 tarihli celsede, suç işlemek amacıyla silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek, kasten adam öldürmek, tehdit, silahlı tehdit, evrakta sahtecilik, şartlı tehdit ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından tutukluluk süresi beş yıla yaklaşmış olması nedeniyle tahliyesine karar verilirken aynı duruşmada başka bir suçtan tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucu, tutukluluk halinin devamına dair karara itiraz etmiş, ancak itirazı İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 14/2/2013 tarih ve 2013/106 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu, kararın kendisine 26/3/2013 tarihinde tebliğ edildiğini beyan etmiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 12/4/2013 tarih ve E.2012/216, K.2013/55 sayılı kararıyla başvurucunun, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yaralama, tasarlayarak öldürme (dört kez), tasarlayarak öldürme (teşebbüs-üç kez), mala zarar verme, korku kaygı ve panik yaratacak şekilde silahla ateş etmek” suçlarından müebbet hapis (dört kez) ve 62 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Başvurucu hakkındaki dava temyiz aşamasında derdesttir.B. İlgili Hukuk 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.” 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kasten öldürme suçunun;a) Tasarlayarak,…İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” 5237 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.”