Başvuru, başvurucunun kuvvetli suç şüphesi olmadan siyasi parti faaliyetlerinde bulunması nedeniyle tutuklandığı, somut gerekçelere dayandırılmadan tutukluluğun devamına karar verildiği ve görevsizlik itirazının incelenmemesi nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; başvurucunun kuvvetli suç şüphesi olmadan siyasi parti faaliyetlerinde bulunması nedeniyle tutuklandığı, somut gerekçelere dayandırılmadan tutukluluğun devamına karar verildiği ve görevsizlik itirazının incelenmemesi nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 2/4/2013 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 26/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 4/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 17/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. İkinci Bölüm tarafından 1/12/2015 tarihinde yapılan toplantıda başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu BDP (Barış ve Demokrasi Partisi) üyesi olup Parti Tüzüğü’nün maddesi gereğince Parti Merkez Yönetim Kurulu kararıyla merkezî eğitim komisyonu üyesi olarak görevlendirilmiştir. Başvurucu, silahlı terör örgütünü yönetmek suçunu işlediği iddiasıyla 28/1/2012 tarihinde gözaltına alınmış; Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 30/1/2012 tarihli ve 2012/16 Sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir: “Silahlı Terör örgütüne üye olma suçundan tutuklama talebiyle sevk edilen şüpheli hakkında dosya içinde bulunan fiziki takip tespit tutanakları gizli tanık beyanları yakalama ve üst arama tespit tutanakları dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesinin bulunması, mevcut delillerin toplanmamış olması yüklenen suçun niteliği, mevcut delil durumu, delillerin karartılma ihtimalinin bulunmasına nazaran CMK 100- maddeleri gereğince şüphelinin tutuklanmasına” Başvurucunun da aralarında olduğu yirmi yedi sanık hakkında isnat edilen suçla ilgili olarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 20/4/2012 tarihli ve 2010/3028 Soruşturma sayılı iddianamesiyle Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/219 sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu hakkında şu şekilde iddiada bulunulmuştur: “Terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’ın talimatları doğrultusunda Siyaset Akademilerinin açıldığı, BDP siyaset akademisi tabelası altında faaliyet gösterse de, bu akademilerin; “Abdullah ÖCALAN SOSYAL BİLİMLER AKADEMİSİ şeklinde adlandırılarak buraların PKK İdeolojisinin anlatıldığı bir tür OKUL ve PKK terör örgütünün alternatif eğitim sistemi olarak tanımlandığı, eğitimlerde: KCK/PKK terör örgütünün ölen mensuplarını ŞEHİT olarak adlandırılarak anıları için saygı duruşunda bulunulduğu, Terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’ın görüşme notlarının okunduğu, KCK Yönetim Konseyi üyelerinin talimatlarını ve açıklamalarının okunduğu, Yürütülen faaliyetlerle ilgili ÖNDERLİK şeklinde adlandırılan terör örgütü elebaşısı ve (sözde) ŞEHİTLER adına söz verildiği, eğitimlerin plan dahilinde ve devreler şeklinde gerçekleştirildiği, Konsey üyelerinin talimatlarının ve açıklamalarının okunduğu, yürütülen faaliyetlerle ilgili ÖNDERLİK şeklinde adlandırılan terör örgütü elebaşısı ve (sözde) ŞEHİTLER adına söz verildiği, eğitimlerin plan dahilinde ve devreler şeklinde gerçekleştirildiği, resmi görünüm altında ancak terör örgütünün ideolojik eğitiminin verildiği, Akademilerin PKK/KCK-TM yapılanmasının alt yapılanmalarından olan Kent Meclisleri yapılanması ile irtibatlı olarak faaliyet yürüttüğü, KCK sözleşmesinin maddesinde belirtilen Alan merkezlerinden İdeolojik Alan Merkezi altında örgütlenen Bilim Aydınlanma Komitesinin: “Önderlik tarafından belirlenen felsefik-ideolojik hattın uygulanması ve geliştirilmesinden sorumludur. Tarihin ve toplum yaşamının her alanına ilişkin olarak farklı zeminlerde akademik örgütlülük temelinde yaygın ve derinlikli teorik-entelektüel çalışmalar yürütür. Temel ideolojik mücadele kurumudur. Bilimsel çalışmalar temelinde Kürdistan ve Ortadoğu aydınlanma hareketini geliştirir. KCK kadro ve çalışanlarının eğitimini yürütür ve halkın demokratik eğitimini teşvik eder.” şeklinde görev tanımının yapıldığı, Bilim Aydınlanma Komitesine bağlı örgütlenen Siyaset akademisinde verilen eğitimlerle, terör örgütü tarafından örgüt kamplarında verilen siyasi eğitimlerle paralellik gösterdiği, Terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’ın talimatları ve yönlendirmeleri doğrultusunda, Siyaset Akademisi/Okulu adı altında merkezlerin kurulduğu, bu akademilerde verilen eğitim programlarının içerikleri, katılımcıların KCK yapısını oluşturan alan örgütlenmelerinden geliyor oluşları, ortam konuşmalarından elde edilen tespitler, dokümanlar, tanık beyanları ve örgüt mensuplarının ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde, siyaset akademilerinde verilen eğitimlerin, merkezi PKK/KCK terör örgütünün Kandil kampında bulunan İdeolojik Alan Merkezi yöneticileri tarafından planlanıp müfredatının belirlendiği, PKK/KCK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN'ın fikir ve ideolojisi doğrultusunda terör örgütü kadrosu/militanı yetiştirme amacıyla düzenlenen bu eğitimlerin yasa dışı örgütsel eğitim faaliyeti olduğu, şüphelinin de tespit edilen telefon görüşme tutanaklarından, banka hesap hareketlerinden; İzmir, İstanbul, Diyarbakır, Mersin, Van siyaset akademisi başta olmak üzere Türkiye'deki siyaset akademilerinin idaresinden sorumlu olduğu, adı geçen yerlerdeki siyaset akademilerinin ekonomik ve eğitici kadro ihtiyaçlarını gidermek amacıyla faaliyetler yürüttüğü, görevlendirmeler yaptığı, bu şekilde terör örgütünün eleman eğitim faaliyetlerini düzenlemek suretiyle üzerine atılı terör örgütünü yönetmek suçunu işlediği anlaşılmıştır.” İddianamede başvurucuya isnat edilen eylemlerle ilgili olarak şu hususlara değinilmiştir: “ 2011 günü Diyarbakır ili … ilçesi … Sokakta faaliyet gösteren BDP Siyaset akademisinde gerçekleşen Siyaset Akademisi Toplantısının Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliğinin 2011 tarih ve 2011/1529 sayılı kararı ile tespit edilerek seslere ait çözümünün yapıldığı, Örgütsel eğitimde özetle; İdeolojik alan merkezinin Bilim aydınlanma komitesinde örgütsel faaliyet yürüten Engin DEMİR isimli şahsın Nevruz çalışmaları ve örgütün ateşkes süresinin bitiminden dolayı eğitim çalışmalarını dondurdukları, Yasadışı PKK/KCK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’ın devlet görevlileri ile Kürt sorununun çözümüne ilişkin yapacağı görüşmelerde elini güçlendirmek için nevruza kadar halkın serhildanları artırarak devletin büyük oranda siyasal müzakere sürecine zorlanacağı, Demokratik özerkliğin ilan edilmesi için örgütün gücünün önemli olduğu bundan dolayı halkın örgütlendirilmesi ve sürecin iyi bir şekilde anlatılmasının gerektiği, Abdullah ÖCALAN’IN bu yılın final yılı olduğunu söylediği çalışmalarda yer alan kişilerinin kendini hareketin önüne, partinin önüne koymamasının gerektiği, eğitime katılanlarının serhildanlarının artırılması için mahallelerde görevlendirecekleri ve mahallelerde örgütsel çalışma yapacakları "Kadro ve eğitim devresi dahil olmak üzere bütün eğitim çalışmalarımız durduruldu. Bütün arkadaşlarımızı konumlandırdık. buradaki arkadaşlarımızı da bugün konumlandıracağız." şeklindeki konuşmalardan şüphelinin eğitim devresi sonunda eğitim alanların hangi alanlarda çalışacaklarına ilişkin görevlendirmeler yaptığı, eğitim faaliyeti sırasında şüpheli Engin DEMİR'in; düzenlenen eğitim devresini Türkiye' de yaşanan olağanüstü duruma ilişkin olarak yapılan bütün eğitimlerin Nevruz'a kadar durduklarını, İmralı Cezaevinde tutuklu bulunan PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN ile görüşmelere devam edildiği güney olarak kast etmiş olduğu PKK terör örgütünün kamplarında da gelişmelerinin olduğu nu vurgulayarak siyasal süreçten dolayı eğitim devrelerini durduklarını belirterek Abdullah ÖCALAN ile Devlet yetkilerinin Nevruz'a kadar bir görüşme yapmalarının beklendiğini yapılacak bu görüşmeden de Kürt sorunun çözümüne ilişkin bir şeyin çıkmayacağını belirttiği, "Bu konuda hareketinde herhangi bir beklentisi yok. Ancak Nevruz'a kadarki serhildanlarımız, halk kitlesi Nevroz'da alanlarda ortaya çıkacak güç Devleti önemli oranda zorlayacaktır. ... Halkı örgütleyeceğiz, halka süreci anlatacağız ve alanlarda ve en son Nevruz'da 1 milyon, 2 milyondan fazla insanı biz Diyarbakır da alanlara getirmek zorundayız. Diğer bütün alanlara ilişkin de benzer çalışmalarımız var. Merkezi bütün arkadaşlarımız konumlamaları dün itibariyle yapıldı. Bütün arkadaşlarımız bugün hızla kendi alanlarına geçecekler. ...Ve oradaki mahalle çalışmalarına dahil olacaklar..." ... Yani önderlik masanın diğer tarafında bu yıl final yılıdır diyor biz burada 7 tane….arkadaşımızın şu derdiyle, bu sıkıntısıyla, şu problemiyle o ölçüye de ulaşamayız yani. Hiçbir arkadaşımız kendini hareket önüne, parti önüne şey olarak da koymasın, engel olarak da koymasın. O yüzden bu süreci öyle büyük bir motivasyonla geçirmek zorundayız... ....Diyarbakır’da ki bu eski örgütleme tarzına ve temposuna arkadaşlar uysun. Yani bu dönem böyle bir tempo tarz şey olmayacak her gün denetleyeceğiz arkadaşlarımızı. Hakikaten çalışıyorlar mı, çalışmıyorlar mı? Biz özellikle denetleyeceğiz tüm alandaki arkadaşlarımızı...... Onu da söyleyelim. Hakikaten olağan üstü bir durum. Yani bütün Zap operasyonu zamanında bizim aşağıda 3 tane eğitim devremiz vardı. Eğitim devreleri sürdürülüyordu. Hiçbir şekilde arkadaşlar eğitimlerini terk edip savaşa katılmadırlar. Zap operasyonu zamanında yine burada bir merkez kadro devremiz vardı. Yürüyüşlerde dahi arkadaşlar katılmadılar. Çünkü eğitimimizi sürdürmek zorundayız. Hareket ne olursa olsun şeyde bombardıman da yapılsa eğitim terk edilmeyecek dedi. Bizde öyle sürdürdük. Aşağıda bombardıman yapılıyordu arkadaşlar terk etmedi eğitimlerini. Bu çok çok olağanüstü bir durumdur. Büyük bir kırılma yaşıyor Türkiye, ciddi bir kırılma sürecinden geçiyoruz. Kürtlerin bu Nevruz'da ve seçime kadar göstereceği dirayet yüzyılda bir elimize geçecek bir fırsattır bu hakikaten böyledir. Bu fırsat, bu şans önderliğe ve harekete layık bir şey olmuştur, nail olmuştur. O yüzden hareket ve önderlik bu şansı sonuna kadar kullanacaklardır... Ne önderlik atacak, ne PKK atacak, ne herhangi dürüst namuslu bir yurtsever yer…o yüzden bu süreç bu anlamda çok tarihidir, çok çok önemlidir. Kuşkusuz PKK’nin her dönemi tarihi ve önemli olmuştur. Ama dünya şartlarını gözönünde bulundurduğumuzda ilk defa Dünya'da bu kadar ciddi değişimler var......bu önderliğin bir talimatıdır, bu önderliğin öne sürdüğü tezler ya da orada kazanım konusu yapmanın…tümü aslında Devlet bunları bir şekilde kabul etmek zorunda kalır. Ama oradan işte biz çok büyük hayallerle yola çıkarda meydanları dolduramazsak halkımız da diyecek tamam bu iş mesele bitmiştir artık diyecekler... diyecek tamam bu iş mesele bitmiştir artık diyecekler... ...Şimdi biz arkadaşlarımızı tek tek konumlandıralım…"şeklinde söyleyerek eğitime katılanları bulundukları mahallelerde örgütleme çalışmaları için görevlendirmede bulunduğu," Bu ekstra işlerin hepsi bitiyor. Onu söyleyelim. Hangi arkadaş hangi yönetimde bilmem nereden gelmişse onlar bitmiştir. Eğitime geldiğiniz günden itibaren sizin başka çalışmanız kalmamıştır. Bu arkadaşlar bundan sonra Nevruz'a kadar bu diğer çalışmaların eğitimiymiş gibi bağlantılarını kesecekler ve mahallelerinde çalışacaklar." şeklinde konuşmalarından eğitime katılanların Nevruz'a kadar çalışmalarını bırakarak eğitimdeymiş gibi mahallelerde örgütleme ve eylemlerin geliştirilmesi için çalışacakları, isimleri ve telefon numaralarının sorumlu oldukları şahıslara verileceği herkesin bağlı bulunduğu alandaki toplantılara katılacakları ve ihtiyaç duyulan mahallelere ani olarak hızlı bir şekilde gidilerek destek verecekleri, mahalle ve ev çalışmalarında kimseyi tehdit etmemelerini "PKK tehdit etmez, bir şey yapacaksa kalkar yapar…parti tarihinde diyordu biz oturup eylem kararı alıyorduk, Kemal ayaktaydı, Kemal ne oldu? Karar aldık haydi eyleme gideceğiz diyordu. Şimdi PKK tarzı böyle bir tarzdı. Bunu örnek, o yüzden bir defa bu anti propagandalardan uzak duracağız. " ..."biz bu hareketin bir çalışanı, bir yurtseveri, bir kadrosu, biz bir militanı olarak sokaklarda, mahallelerde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. ...." şeklinde söyleyerek bu hareketin yani PKK terör örgütünün bir elemanı olarak, kadrosu olarak mahallelerde çalışmalarını sürdürerek büyük bir halk hareketi çıkaracaklarını, örgüt olarak nasıl çalışacakları konusunda tecrübelerinin olduğu 2009 yılından bu zamana kadar eylemleri (serhildanları) nasıl geliştirdiklerini bildiklerini ve Van , Batman illerinde yapmış oldukları eylemlerde bunu gösterdiklerini sürecinin kendileri ve örgüt yani PKK terör örgütü açısından çok önemli olduğunu konularında eğitime katılanlara PKK terör örgütünün ideolojisini aşılayarak önemli olduğunu konularında eğitime katılanlara PKK terör örgütünün ideolojisini aşılayarak KCK/TM Yöneticilerine ve komitelerine yapılan operasyonlar sonrasında boşalan komitelere eleman temin etme faaliyeti yürüttüğü anlaşılmaktadır.” Başvurucuyla ilgili olarak iddianamede iki gizli tanığın ifadesine de yer verilmiştir. Tanıklardan birinin ifadesi şu şekildedir: “KCK/PKK İDEOLOJİK ALAN YAPILANMASI; KCK/PKK terör örgütü hükümlü elebaşı Abdullah ÖCALAN’ın talimatı ile kurulan 4 ayaklı paradigma içerisinde bulunan KENT MECLİSLERİ, faaliyet alanlarında görev alacak şahısları ideolojik alanlardaki yapılanmalarda yetiştirirler. Bu alanlara yetişmiş elemanlar “SİYASET AKADEMİSİ” tarafından sağlanır. Siyaset Akademisinde bulunan ve Kadro eğitimi verdiğini bildiğim şahıslardan tanıdığım Şüpheli Engin DEMİR'i kast ederek, "Ben bu şahsı Engin olarak tanımaktayım. Kendisi Siyaset Akademilerinde ideolojik eğitim adı altında Örgütsel eğitim vermektedir. Örgütün kadro olarak tabir ettiği sorumlu düzeydeki şahıslardandır." Diğer tanığın ifadesi de şu şekildedir: “Şüpheli Engin DEMİR'i kast ederek, ''Bu şahsın ismini Engin DEMİR olarak biliyorum. Uygarlık tarihi hakkında dersler vermiştir. Eğitim vermiştir''. İddianamede başvurucunun yapmış olduğu telefon görüşmelerine ilişkin tapelere yer verilmiştir. Bu tapelerde özetle başvurucunun Siyaset Akademisinde kimlerin ders vereceğine ve Akademideki işler için yapılan para transferlerine ilişkin görüşmelerin yer aldığı anlaşılmaktadır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/219 sayılı dosyasında 9/5/2012 tarihinde tensiben yapılan incelemede “isnad edilen suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, kaçma şüphesi, delillerin toplanılmamış oluşu, CMK.nun 100/3-a maddesinde belirtilen katalog suçlar kapsamında olması, sanıkların üzerine atılı suçta kuvvetli şüphenin varlığının bulunması, adli kontrolün yetersiz kalacağı” dikkate alınarak tüm sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. Başvurucunun değişik tarihlerde yaptığı tahliye talepleri reddedilmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Tutukluluğun devamına ilişkin bazı kararların gerekçeleri “sanıkların üzerine atılı suçlara ilişkin açılan iddianame, olay tarihine ilişkin olay tutanakları, bu olaylardaki görüntülerini gösterir bilirkişi raporu gereğince suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı görülmüş olup üzerlerine atılı suçlamanın öngördüğü cezanın üst miktarı göz önüne alındığında kaçma şüphesinin varlığı ve verilecek olan adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı...” şeklinde iken diğer bir kısmınınki ise “isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı, CMK'nın 100/3-a kapsamında belirtilen suçlardan olması adli kontrolün yetersiz kalacağı” şeklindedir. Tutukluluğun devamına ilişkin kararlara yapılan itirazların reddine dair kararların gerekçeleri şu şekildedir: “Suçları işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunması, üzerlerine atılı suç için öngörülen cezanın miktarına göre; sanıkların kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin bulunması ile, tutuklamadan beklenen amacın adli kontrol ile elde edilmesinin bu aşamada mümkün olmaması ve tutuklamanın dosya kapsamına göre makul ve ölçülü olması dikkate alınarak, itiraza konu kararda tutukluluğa ilişkin olarak gösterilen gerekçe yasaya uygun bulunduğundan itirazların reddine” Başvurucu hakkında son olarak 14/12/2012 tarihli duruşmada tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu; tutukluluğun devamına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kendisine isnat edilen suçların siyasi parti faaliyeti kapsamında olduğunu ve ilgili Mahkemenin görevsiz olduğunu belirterek karara itiraz etmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, tutukluluğun devamına ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine, görevsizlik kararı verilmesi yönündeki talebin ise sanıkların üzerlerine atılı suçun niteliği dikkate alınarak reddine ve dosyanın itirazı incelemek üzere Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 2013/17 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun üzerine atılı suçun vasfı ve mahiyetini, anılan suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunmasını, suç için öngörülen cezanın miktarına göre kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin olmasını ve adli kontrol tedbirinin uygulanmasının tutuklamadan beklenen amaca ulaşılmasını sağlamayacak olmasını gerekçe göstererek tutukluluğun makul ve ölçülü olmadığı yönündeki itirazı reddetmiştir. İtiraz mercii ayrıca başvurucunun eylemlerinin siyasi faaliyet olup olmadığı konusunda dosyanın bilirkişiye tevdii ile alınacak rapor doğrultusunda dosyanın düşürülmesi, görevsizlik kararı verilmesi yönündeki taleplerinin itiraza tabi karar mahiyetinde olmaması nedeniyle reddine karar vermiştir. Bu karar 4/3/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun yargılandığı dosyada görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosya Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/217 sayılı esasına kaydedilmiş olup yargılama devam etmektedir. Başvurucu 25/4/2014 tarihinde tahliye edilmiştir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi şöyledir: (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: … Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)