3. Ceza Dairesi 2022/1154 E. , 2024/19985 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/97 - 2019/356 sayılı kararı SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret- Düzeltilerek onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz s
**3. Ceza Dairesi 2022/1154 E. , 2024/19985 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/97 - 2019/356 sayılı kararı SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret- Düzeltilerek onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinde inceleme yapılarak verilen 14.01.2021 tarihli karara yönelik sanık ... müdafii tarafından 19.01.2021 tarihinde süre tutum dilekçesi verildiği, sanık ... müdafii tarafından süresinde verilen süre tutum şeklinde sunulan temyiz başvurusunda, istinaf gerekçelerinin karşılanmadığı ve beraat yönünde karar verilmesi talep edildiği görülmekle, dilekçenin temyiz sebeplerini içerdiği kabul edilerek, tebliğnamedeki temyiz gerekçelerinin süresinde bildirilmemiş olması nedenli ret yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir. Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 inci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; PKK/KONGRA-GEL silahlı terör örgütüyle hiyerarşik bağ kurduklarına dair dosya içerisinde bir iddia ve delil bulunmayan sanıkların savunmalarına ve mevcut delil durumuna göre, basılan yayınlara etki imkanlarının olmaması ve sadece kolilerin ve kolilerin içinden çıkan dergi ve kağıt parçaları üzerinde parmak izlerinin çıkması karşında sanıkların savunmalarının aksine atılı suçtan cezalandırılmalarına yeterli, kesin, somut her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı gözetilerek, sanıkların üzerine atılı suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, Kanuna aykırı olup, sanık müdafiilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.