Başvurucu, işçi alacaklarına ilişkin açtığı davanın makul süreyi aşarak yaklaşık 9 yılda tamamlandığını, bozma kararının gereğinin yerine getirilmediğini, davasını ABD Doları üzerinden açmasına rağmen kararın TL üzerinden verildiğini, şartları oluştuğu halde birleştirme kararı verilmediğini, Basın İş Kanunu’nun 29. maddesi gereği işverene izin alacağının üç katı kadar idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği halde mahkemece bunun dikkate alınmadığını belirterek hukuk devleti ilkesinin ve adil
Başvurucu, işçi alacaklarına ilişkin açtığı davanın makul süreyi aşarak yaklaşık 9 yılda tamamlandığını, bozma kararının gereğinin yerine getirilmediğini, davasını ABD Doları üzerinden açmasına rağmen kararın TL üzerinden verildiğini, şartları oluştuğu halde birleştirme kararı verilmediğini, Basın İş Kanunu’nun maddesi gereği işverene izin alacağının üç katı kadar idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği halde mahkemece bunun dikkate alınmadığını belirterek hukuk devleti ilkesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 26/3/2013 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 12/6/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 24/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 27/9/2013 tarihli görüş yazısı, 21/10/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekili Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde 5/11/2013 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun 14/7/1965 tarihinden itibaren çalıştığı TheAssociated Press ile olan iş akdi, 18/10/2004 tarihinde işveren tarafından feshedilmiştir. Başvurucu, 6/12/2004 tarihinde İstanbul İş Mahkemesinde fazlaya dair haklarını saklı tutarak kıdem tazminatı fark alacağı için 500 ABD Doları, ihbar tazminatı fark alacağı için 500 ABD Doları, fazla çalışma alacağı için 000 ABD Doları, ücretli izin alacağı için 000 ABD Doları ve tahakkuk tarihinden itibaren işlemiş faiz alacağı için 000 ABD Doları olmak üzere toplam 000 ABD Doları talepli alacak davası açmıştır. Başvurucunun talep ettiği alacak kalemlerinin miktarlarının hesaplanması için Mahkemenin kararıyla 3/5/2006 tarihli bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunda, ücretli izin alacağı dışındaki alacaklar bakımından değerlendirme yapılarak başvurucuya fazladan kıdem tazminatı ödendiği, ihbar tazminatının 16,00 TL eksik ödendiği tespit edilmiş, fakat başvurucunun çalıştığı dönemleri kapsayan ücret bordroları dosyada mevcut olmadığından ücretli izin alacağının miktarı değerlendirilememiştir. Bunun üzerine Mahkemenin kararıyla 24/7/2006 tarihli yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Başvurucunun izne hak kazandığı ilk tarih olan 14/7/1966 ile 1991 yılları arasındaki döneme ilişkin ücret bordroları bulunamadığından, başvurucunun 1991 yılındaki brüt alacağının asgari ücrete oranlanması üzerine bulunan katsayı dikkate alınarak tahmini bir hesaplama yapılmıştır. Raporda ücretli izin alacağının miktarı, 5 yıllık zamanaşımı süresinin fesih tarihinden itibaren başlaması hali ile izinlerin kullandırılması gerektiği tarihten itibaren başlaması hali olmak üzere iki seçeneğe göre değerlendirilmiş ve 39 yıllık izin ücret alacağı miktarı 610,72 TL ve 5 yıllık izin ücreti 949,42 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemenin kararıyla üç kişilik bir bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 5/2/2007 tarihli yeni bilirkişi raporunda da daha önceki raporlarla benzer şekilde başvurucuya fazladan kıdem tazminatı ödendiği, ihbar tazminatının 16,00 TL eksik ödendiği, fazla çalışmasının ispatlanamadığı ve son 5 yıllık izin ücretinin talep edilebileceği gerekçesiyle ve izin hakkının doğduğu tarihteki ücretler esas alınarak 504,11 TL izin ücret alacağı bulunduğu yönünde tespitler yapılmıştır. Mahkeme, 18/7/2007 tarih ve E.2004/840, K.2007/392 sayılı kararıyla, kıdem tazminatının başvurucuya fazlasıyla ödendiği, fazla çalışma alacağı ve %5 fazla ödeme alacağı taleplerinin ise fazla çalışmaya ilişkin kanıt bulunmaması ve bu konudaki tanık anlatımlarında yeterli açıklık bulunmaması nedenleriyle reddine; başvurucuya yıllık izinlerinin kullandırılmadığı kanaati ile dava dilekçesinde dava konusu alacakların ABD Doları üzerinden istenmesine rağmen başvurucuya yapılan ödemelerin dolar karşılığı Türk Lirası üzerinden ödendiği ve davacının fazla ödenen kıdem tazminatının mahsup edilmesi talebini uygun bularak 24/7/2006 tarihli bilirkişi raporunun ikinci seçeneği doğrultusunda ve taleple bağlı olarak 099,50 TL ücretli izin alacağına ve ödenmeyen 16,00 TL ihbar tazminatı fark alacağının tahsiline hükmederek davayı kısmen kabul etmiştir. Karar, başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz talebini inceleyen Yargıtay Hukuk Dairesi, 9/4/2009 tarih ve E.2007/38467, K.2009/10129 sayılı kararıyla, başvurucu fesihten itibaren 5 yıllık süre içinde davasını açtığına göre yıllık izin alacağı bakımından zamanaşımına uğramış alacaktan söz edilemeyeceği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının buna ilişkin hükmünü bozmuştur. Diğer temyiz itirazları ise reddedildiğinden bozma dışında kalan hususlarda karar kesinleşmiştir. Bozma kararından sonra 7/7/2009 tarihinde yapılan celsede, başvurucunun ücretli izin talep ettiği döneme ilişkin başvurucuya ödenen ücretlerle ilgili yazılı belge mevcut ise celbi için işverene yazı yazılmasına dair ara karar verilmiştir. Başvurucu, 29/7/2009 tarihinde fazlaya ilişkin hakları için İstanbul İş Mahkemesinde ayrı bir dava açmıştır. Başvurucu, fazlaya dair alacaklarını talep ettiği dava ile görülmekte olan davanın birleştirilmesi talebinde bulunmuş, fakat bu talebi İstanbul İş Mahkemesince reddedilmiştir. Bozma kararı sonucu davayı inceleyen İstanbul İş Mahkemesi, 6/10/2009 tarih ve E.2009/332, K.2009/483 sayılı kararıyla, yıllık izin ücretinin miktarı konusunda tarafların itirazı olmadığından tekrar hesaplama yapılmaksızın önceki davada alınan bilirkişi raporunda belirlenen rakamlar üzerinden bozma gerekçesi doğrultusunda davayı kabul ettiğini belirtmiş, ancak taleple bağlı olarak 099,50 TL ücretli izin alacağının başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Başvurucunun temyiz itirazlarını inceleyen Yargıtay Hukuk Dairesi, 29/12/2009 tarihli kararıyla İş Mahkemesinin kararını onamıştır. Karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Başvurucunun fazlaya ilişkin alacakları için 29/7/2009 tarihinde açtığı dava, İstanbul İş Mahkemesinin 15/6/2010 tarih ve E.2009/645, K.2010/497 sayılı kararıyla, İş Mahkemesindeki dosya kapsamı, davacı ve davalının dilekçeleri ile 24/7/2006 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen miktar doğrultusunda hükme bağlanmış ve İstanbul İş Mahkemesi kararında belirtilen miktardan ayrı olarak 488,57 TL izin alacağının ödenmesine karar verilmiştir. İstanbul İş Mahkemesinin kararı da başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz talebini inceleyen Yargıtay Hukuk Dairesi, 11/12/2012 tarih ve E.2010/29441, K.2012/42165 sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Kesinleşen karar başvurucuya 26/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 26/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.”