Başvuru, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından hükmedilen tazminatın yetersiz olması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından hükmedilen tazminatın yetersiz olması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 24/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucular, haklarında silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından yapılan soruşturma sonucu 15/8/2008 tarihinde gözaltına alınmıştır. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesiyle atılı suçlardan cezalandırılmaları istemiyle Adana Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava (E:2009/114) daha sonra Adana Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 2014/191 Esas sayısıyla devam etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 9/12/2019 tarihli karar ile silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı düşürülmesine, başvuruculardan Ç.B.nin terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyetine, diğerlerinin ise beraatine istinaf yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Tarafların kararı istinaf etmesi üzerine dosya İstinaf incelemesine gönderilmiş olup bireysel başvuru tarihi itibarıyla dosyanın derdest olduğu görülmüştür. Başvurucular, kamu davasında yargılamanın makul süreyi aştığı ayrıca etkili ve yeterli bir soruşturma yapılmadığı iddiasıyla 9/10/2017 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunmuştur. Başvuru 2017/35714 bireysel başvuru numarasına kaydedilmiştir. Anayasa Mahkemesi 24/12/2018 tarihinde, yargılamanın sonucunun adil olmadığı iddiasına ilişkin olarak başvuru yollarının usulüne uygun tüketilmediği gerekçesiyle bu kısmı kabul edilemez bulmuştur. Başvurunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin kısmına ilişkin olarak ise başvurucuların 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanunla kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvurmaları gerektiğinden başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Bunun üzerine başvurucular makul sürede yargılanma hakkına ilişkin hakkettikleri tazminatlarının ödenmesi ayrıca taraflarına lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi istemiyle 4/2/2019 tarihinde Tazminat Komisyonuna başvurmuştur. Tazminat Komisyonu 13/2/2020 tarihli kararıyla makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesinin uzun yargılama konusundaki yerleşik içtihatları gözönüne alınarak hakkaniyet ölçüsünde ve takdiren her bir başvurucu için ayrı ayrı 800 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Tazminat Komisyonu karar gerekçesinde başvuruya konu yargılamanın doksan iki sanıklı ve hâlen derdest olduğunu, iki dereceli olarak görülen yargılamanın en uzun 11 yıl 5 ay 27 gündür devam ettiğini vurgulamıştır. Başvurucular, karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine (Bölge İdare Mahkemesi) itirazda bulunmuştur. Başvurucular itiraz dilekçesinde, komisyonca takdir edilen tazminat tutarının Anayasa Mahkemesine yapılan emsal başvurular yönünden hükmedilen tazminat miktarıyla kıyaslandığında çok düşük olduğunu iddia etmiştir. Başvurucular ayrıca yargılama gideri ile vekâlet ücreti takdir edilmemiş olmasının usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Bölge İdare Mahkemesi 18/6/2020 tarihli kararla başvurucuların itirazının reddine hükmetmiştir. Bölge İdare Mahkemesi karar gerekçesinde, ödenmesine karar verilen tazminat miktarının, davanın konusu, uyuşmazlığın niteliği ve şikâyete konu edilen yargılamanın süresi gözönünde bulundurulmak suretiyle, makul sürenin aşımıyla orantılı olarak belirlendiği ve bu nedenle hakkaniyete ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM içtihatlarına uygun olduğu belirtilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ayrıca 6384 sayılı Kanun'da, yapılan başvurularda vekil ile temsil olunması hâlinde, başvuranlar lehine vekâlet ücreti takdir edileceği yolunda bir kuralın bulunmadığını ifade ederek Tazminat Komisyonu kararının usul ve yasa hükümlerine uygun olduğunu vurgulamıştır. Nihai karar 13/7/2020 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular 24/7/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 6384 sayılı Kanun'un "Müracaat hakkında karar ve karara itiraz" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içinde karar vermek zorundadır. (2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verir. (3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezse işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. (4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeye ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan müstesnadır." 6384 sayılı Kanun'un "Anayasa Mahkemesinde bulunan bazı bireysel başvurular hakkında Komisyona müracaat" kenar başlıklı geçici maddesi şöyledir: "(l) Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında olup, münhasıran bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvurular, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Komisyon tarafından incelenir. (2) Komisyona müracaat, müracaat edenin kimlik bilgileri ile Anayasa Mahkemesine başvuru tarihi ve numarasını içeren imzalı bir dilekçeyle yapılır. Dilekçeye, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruya ilişkin form, kabul edilemezlik kararı ve bu kararın tebliğine dair belge ile ihlal iddiasına ilişkin diğer bilgi ve belgeler eklenir. (3) Müracaat evrakındaki eksikliğin giderilmesi için müracaat edene otuz günü geçmemek üzere süre verilir. Bu süre içinde, geçerli bir mazeret olmaksızın eksikliğin tamamlanmaması hâlinde müracaat reddedilir. (4) Bu madde uyarınca Komisyona gelen müracaatlar bakımından 7 nci maddenin birinci fıkrasındaki dokuz aylık süre, on altı ay olarak uygulanır."