7. Ceza Dairesi 2008/18809 E. , 2011/4073 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 Sayılı Yasaya Aykırılık HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 01.03.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nun 50. ve 5275 sayılı CGTİK'nun 106. maddeleri…
**7. Ceza Dairesi 2008/18809 E. , 2011/4073 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 Sayılı Yasaya Aykırılık HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 01.03.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nun 50. ve 5275 sayılı CGTİK'nun 106. maddelerinde yapılan değişiklikler sonucu hapisten çevrili adli para cezası ile doğrudan tayin olunan adli para cezasının infazları arasındaki farklılık ortadan kalkmış olduğu gözetilmeksizin hapisten çevrili 3.000 TL adli para cezası eşit 6 taksitle tahsiline karar verildiği halde doğrudan tayin edilen 1.000 TL adli para cezasında taksitlendirme yapılmaması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca, hükümden taksitlendirmeye ilişkin bendin çıkartılıp yerine "sanık hakkında tayin olunan doğrudan ve hapisten çevrili adli para cezalarının birer ay ara ile 6 eşit taksitle tahsiline" şeklinde ibarenin eklenip sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.04.2011 günü subütta ..., uygulamada ... ve ...'ın muhalefeti ve oyçokluğu ile karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) KARŞI OY YAZISI 09.07.2007 tarihli tutanak içeriğine göre kimlik sorulan ve çantasındaki eşyalara el konulan sanık hakkında yapılan yakalama ve arama işleminin yasaya aykırı olduğu ve bu aşamada ele geçen eşyanın hukuka uygun kanıt olarak kabul edilemeyeceği, ikrarın da tek başına mahkumiyete yeterli olmadığı bu nedenle beraat kararı verilmesi gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. KARŞI OY YAZISI Ceza Muhakemesi Kanununun 231.maddesinin; 5.fıkrasında, "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder." 6. fıkrasında, "Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c)Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.”