4. Hukuk Dairesi 2023/12243 E. , 2025/4094 K. MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/756 E., 2023/561 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş olup kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davalı vekilinin davacılardan ...'e ilişkin temyizi bakımından kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usulü eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun istinaf yo…
**4. Hukuk Dairesi 2023/12243 E. , 2025/4094 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/756 E., 2023/561 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş olup kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davalı vekilinin davacılardan ...'e ilişkin temyizi bakımından kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usulü eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun istinaf yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 341 inci maddesi ikinci fıkrası;“Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir…” hükmünü içermektedir. İlk derece mahkemeleri tarafından verilen ve miktar veya değeri yeniden değerleme oranlarına göre hesaplandığında 2023 yılı için 17.830,00 Türk Lirasını geçmeyen mal varlığına ilişkin davalardaki kararlar kesindir. Kanun’da ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi hâlinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından 6100 sayılı Kanun'un 341 inci maddesi ikinci fıkrasındaki düzenlemenin dikkate alınması gereklidir. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre dava hayat sigorta poliçesine dayalı vefat tazminatı istemine ilişkin olup davacılar ihtiyari dava arkadaşı olduğundan temyiz sınırı her bir dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenecektir. İlk Derece Mahkemesince 48.762,00 TL'nin 03.12.2014 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacılara (miras payları oranında) verilmesine karar verilmiştir. Gerekçe içeriğinde de dosyaya sunulu veraset ilamı uyarınca davacıların mirasçılık belgesindeki miras payları oranında alabilecekleri tazminatlar belirlenmiştir. Buna göre davacı ... yönünden 12.190,50 TL tazminat hakkı bulunduğundan, bu davacı yönünden kabul edilen miktar bakımından hüküm, karar tarihi olan 2023 yılı itibari ile kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL’nin altında kalmaktadır. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin adı geçen davacı yönünden miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin, davacılar ... ve ...'e ilişkin temyiz dilekçesinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ...’in eşi, diğer davacıların babası olan ...’in 28.09.2014 tarihinde vefat ettiğini, miras bırakanın 28.06.2013 tarihinde Akbank T.A.Ş ... Şubesinden 48 ay vadeli 20.000,00 TL ihtiyaç kredisi kullandığını, önceden maktu olarak hazırlanmış olan kredi sözleşmesi ile birlikte, davalıya yıllık kredi hayat başvuru formu, hayat sigortası prim talimat formu, yıllık kredi hayat bilgilendirme formunun imzalatıldığını, yapılan poliçeye göre vefat tazminatının 21.000,00 TL olduğunu, 1 yıl sonra kredi hayat sigortasının davalı şirket tarafından yenilendiğini, 28.06.2014 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kredi hayat sigortası yapıldığını, bu poliçede vefat tazminatı olarak 17.096,00 TL kabul edildiğini, miras bırakanın 22.04.2014 tarihinde Akbank T.A.Ş ... Şubesinden 36 ay vadeli 30.000,00 TL tutarlı ihtiyaç kredisi kullandığını, kredili hayat sigortası yapıldığını, vefat tazminatının 31.500,00 TL olduğunu, miras bırakanın tatil yaptığı sırada 28.09.2014 tarihinde kalp krizi geçirdiğini, tüm müdahalelere rağmen vefat ettiğini, miras bırakanın iki kredi dışında da, Türkiye İş Bankası A.Ş, Finansbank, Denizbank, Yapı Kredi Bankası ve Türkiye Ekonomi Bankasından da değişik miktarlarda krediler kullandığını, davalı şirket ile birlikte tüm sigorta şirketlerine ayrı ayrı başvurulduğunu, davalı şirket dışındaki tüm sigorta şirketlerinin hayat poliçelerinden kaynaklanan vefat tazminatlarını davacılara ödediğini, davalı şirketin 03.12.2014 tarihli davacıların poliçelerden kaynaklanan vefat tazminat taleplerinin reddine karar verildiğini bildirdiğini, ret gerekçesinde miras bırakanda, 28.03.2013 tarihinden önce Diabetez Mellitus (Şeker Hastalığı) mevcut olduğunun, bu konudan müteveffa tarafından şahsen doldurulup imzalanan 22.09.2014 ve 28.06.2013 tarihli kredi hayat sigortası başvuru formunda bahsedilmediği, mevzuat gereği beyan yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olduğunun bildirildiği, 19.01.2015 tarihli ihtarname ile miras bırakanın kalp krizi nedeniyle öldüğü, mevcut şeker hastalığının ölüme bir katkısı bulunmadığı, ölüm raporunda ölüm nedeni olarak kalp krizinin açıkça belirtildiği, yasal mevzuat gereği vefat tazminatının ödenmesi gerektiği, kullanılan kredinin bir başka bankadan kredi çekmek suretiyle tamamen kapatıldığı, davalı şirketin vefat tazminat bedellerinin tamamını ödemekle yükümlü olduğunu iddia ederek hayat sigortaları poliçelerinden kaynaklanan 48.762,00 TL vefat tazminatının ödeme ret tarihi 03.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara miras payları oranında verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müteveffanın kullandığı kredi ile ilgili olarak, müvekkili şirket nezdindeki kredi grup hayat sigortası kapsamına girmek için 22.09.2014 tarihli yıllık kredi hayat sigortası başvuru formunu doldurduğunu, imzalayarak tamamen sağlıklı olduğunu beyan ettiğini, müvekkili şirketin sigortalının sigorta başvuru ve sağlık beyan formdaki bu beyanlarını esas alarak mevcut risk kabul yönetmeliği kapsamında değerlendirme yaparak sigorta teminatı verme doğrultusunda karar aldığını, 27-70 Yaş Kredili Hayat Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, yine aynı şubeden kullandığı kredi ile ilgili olarak sigorta poliçesinin düzenlendiğini, müteveffanın Diabetis Mellitus hastalığı bulunmasına rağmen sağlık beyan formlarındaki soruları hayır olarak yanıtlayarak ilgili formları imzaladığını, ölüm belgesinde sigortalının Diyabetes Mellitus hastalığı nedeniyle vefat ettiğinin tespit edildiğini, birinci dereceden alacaklı Akbank T.A.Ş ... Şubesine beyan yükümlülüğüne aykırı davranılması nedeniyle poliçeden doğan vefat tazminatının ödenmeyeceğinden bahisle davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ 1. KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2017 tarih ve 2015/571 Esas 2017/143 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF ve TEMYİZ A. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesinin 09.05.2018 tarih ve 2017/1549 Esas 2018/828 Karar sayılı kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. C. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacılar vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur. D. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.06.2020 tarih ve 2017/4075 Esas 2020/3832 Karar sayılı ilamı ile "1-....Somut olayda davacılar murisinin kullanmış olduğu 2 ayrı banka kredisi nedeniyle, 28.06.2014-28.06.2015 ve 22.09.2014-22.09.2015 tarihleri için 2 ayrı hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçelerin düzenlenmesinden sonra 28.09.2014 tarihinde davacıların murisi vefat etmiştir. Davalı taraf, davacılar murisinin poliçe tanziminden önce mevcut olan şeker hastalığını bildirmeyip sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu aykırılık nedeniyle de zararın teminat dışı kaldığı savunmasında bulunmuştur. Mahkemece sigortalı murisin önceden var olan şeker hastalığı ile kalp krizi sonucu ölümü arasında, illiyet bağının bulunduğu yönünde görüş bildiren bilirkişi raporu benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir. Hükme esas alınan 28.10.2016 tarihli bilirkişi raporunda; Muris ...'in poliçelerin başlangıç tarihlerinden önce 14.09.2009 tarihinde Şeker "Diabetes Mellitüs" teşhisinin olduğu bu tarihten şeker hastalığı ilaçlarını kullandığı ve sigortalı tarafından şeker hastalığının bilindiği ölüm sebebi olan kalp krizi ile beyan etmediği şeker hastalığı arasında illiyet bağının olduğu rapor edilmiştir. Davacılar murisi tarafından imzalanan Yıllık Kredi Hayat Başvuru Formunda, herhangi bir rahatsızlığı olmadığı bildirilmiş; poliçeden önce mevcut olan şeker hastalığı beyan edilmemiştir. Davacılar murisinin poliçe öncesinde mevcut bu hastalığı nedeniyle düzenli ilaç kullandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Sigortalının ölüm belgesinde ölüme yol açan sebebler bölümünde Miyokart İnfarktuse ve altta yatan sebebler bölümünde de Diabetes Mellitüs'ün yazıldığı ve kalp krizi esnasında diyabete müdahale edilmediği ölüm nedenin kalp krizi olduğu belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda şeker hastalığı ile kalp krizi arasında illiyet bağının var olduğu tespiti dikkate alındığında riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiği açıktır. Bu durumda mahkemece öncelikle, dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek, dosya kapsamındaki tedavi belgeleri ve davacılar murisinin yaşı değerlendirilmek suretiyle, müteveffanın kalp krizi nedeniyle ölümü ile poliçe öncesinde var olduğu anlaşılan şeker hastalığı arasında illiyet bağı olup olmadığının kesin olarak tespiti yönünden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarıının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkeme kararı bozulmuştur. V.İLK DERECE MAHKEMESİ 2.KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 48.762,00 TL'nin 03.12.2014 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacılara (miras payları oranında) verilmesine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sigortalı murisin şeker hastalığı ve kalp hastalığını poliçe tanzimi sırasında gizlediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ölüm sebebi ile gizlenen hastalıklar arasında illiyet bağı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istenmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; hayat sigortası poliçesine dayalı vefat tazminatı talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR 1-Davalı vekilinin davacılarından ...'e ilişkin temyiz dilekçesinin, miktardan REDDİNE, 2-Yukarıda açıklananan sebeblerle davalı vekilinin davacılar ... ve ...'e ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.