Başvuru, Abdullah Öcalan’a uygulanın cezaevi koşullarını protesto etmek amacıyla görüşe çıkmayacağına dair dilekçe verilmesi nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, Abdullah Öcalan’a uygulanın cezaevi koşullarını protesto etmek amacıyla görüşe çıkmayacağına dair dilekçe verilmesi nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru, 11/4/2013 İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun belirlenen eksiklikleri tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/4/2014 tarihinde, adli yardım talebinin kabulüne ve kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 5/1/2015 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 6/3/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 17/3/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, karşı görüşlerini 24/3/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihinde İzmir 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu, Bakanlığa yazdığı 8/10/2012 tarihli dilekçesi ile Abdullah Öcalan’a uygulandığını iddia ettiği tecridi protesto etmek amacıyla kapalı ve açık görüşe çıkmayacağına dair bir dilekçe vermiştir. Dilekçenin içeriği şöyledir: “İmralı cezaevinde ağır bir tecrit altında bulunan ve bir yıldan fazladır aile ve avukat görüşü engellenen Kürt halk önderi sayın Abdullah Öcalan ve siyasi tutsaklara uygulanan tecridi protesto etmek için bundan sonra kapalı ve açık görüşe çıkmayacağımı belirtiyorum.” Başvurucu ile aynı cezaevinde tutulan 49 kişi de anılan dilekçe ile aynı içerikteki dilekçelerini Ceza İnfaz Kurumu idaresine vermiştir. Bunun üzerine Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından başvurucu ve diğer 49 kişi hakkında "Herhangi bir şeyi protesto amacıyla veya idareye karşı toplu olarak sessiz direnişte bulunmak" eyleminden soruşturma açılmıştır. Yapılan disiplin soruşturması sonucunda Disiplin Kurulu Başkanlığının 16/10/2012 tarihli ve K.2012/623 sayılı kararı ile 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendi gereğince başvurucuya “3 ay süre ile haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama” cezası verilmiştir. Anılan Disiplin Kurulu kararında 50 hükümlü/tutuklunun 8/10/2012 tarihli başvuruları ile “hükümlü Abdullah Öcalan’ın tabi tutulduğu infaz rejimini ve Kürt dili ile ilgili bazı talep ve sıkıntılarını gerekçe göstererek açık ve kapalı ziyaretçi görüşüne çıkmayacaklarını, bahse geçen konulardaki uygulamalar protesto ettikleri” belirtilmiştir. Bu bağlamda Disiplin Kurulu, protestoya katılan hükümlü/tutukluların "Herhangi bir şeyi protesto amacıyla veya idareye karşı toplu olarak sessiz direnişte bulunmak" suçunu işlediklerini tespit etmiştir. Bunun üzerine başvurucu 30/10/2012 tarihinde anılan disiplin cezasına karşı Karşıyaka İnfaz Hâkimliğine itirazda bulunmuş, itiraz dilekçesinde savunması alınmadan hakkında karar verildiğini ve görüşe çıkmama cezasının cezaevinin güvenliğini tehlikeye sokmadığını ileri sürmüştür. İtirazı inceleyen Karşıyaka İnfaz Hâkimliği 28/2/2013 tarihli ve E.2012/2011, K.2013/837 sayılı kararı ile verilen disiplin cezasının kanun ve tüzüğe uygun olduğu gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Anılan ret kararına karşı yapılan itiraz da Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesinin 28/3/2013 tarihli ve 2013/902 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu karardan 28/3/2013 tarihinde haberdar olmuş ve 11/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkında verilen disiplin cezası “3 ay süre ile mektup, faks, telgraf almaktan ve göndermekten, telefon etmekten mahrum bırakma” şeklinde 24/6/2013 ile 22/9/2013 tarihleri arasında infaz edilmiştir.B. İlgili Hukuk 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun “İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./md.) Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./md.) İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.” 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını engellemez” 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendi şöyledir:“(1) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasıdır.(2) Bu cezayı gerektiren eylemler şunlardır:…c) Herhangi bir şeyi protesto amacıyla veya idareye karşı toplu olarak sessiz direnişte bulunmak.…”