8. Hukuk Dairesi 2015/17124 E. , 2018/2602 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu 531 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki iki katlı evin, vekil edeni ile satın aldığı
**8. Hukuk Dairesi 2015/17124 E. , 2018/2602 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu 531 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki iki katlı evin, vekil edeni ile satın aldığı kişiler ve murisleri tarafından yapıldığını açıklayarak, yapının vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalılardan ..., ..., ..., ..., ... ve...r davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini beyan etmişler, diğer davalılar ise davaya cevap vermemişlerdir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir. Somut olayda; Mahkemece, “Taşınmaz üzerinde daha önceden mevcut olan bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, oturulabilir hale getirilmesi veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhdesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhdesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işler olduğu, davacı ve tanıkları muhtesadın arzdan (zeminden) ayrı olarak 6-7 sene önce... mirasçıları tarafından davacı ... ... (...) ve eşi ... ...'e satıldığını belirtmiş iseler de muhdesatın zeminden ayrı olarak satılması mümkün olmadığı gibi resmi nitelikte yapılmayan bu tür satışların da geçerli olmadığı, kaldı ki dava konusu yapılan evin (muhdesatın) kaçak olarak yapıldığı” gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Zira; paylı ya da elbirliği mülkiyetine konu olan taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesat, pay sahiplerinden biri tarafından meydana getirilebileceği gibi, pay sahibinin bayii ya da miras bırakanı tarafından da meydana getirilmiş olabilir. Muhdesatın, davacı pay sahibi tarafından meydana getirilmesi durumunda, muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verileceği gibi, davacı pay sahibinin bayii ya da murisi tarafından meydana getirilmesi durumunda da muhdesatın davacıya aidiyetine karar verilmesinde bir duraksama bulunmamaktadır. Mahkemenin de hüküm gerekçesinde vurguladığı gibi, “Davacı ve tanıkları muhtesatın 6-7 sene önce... mirasçıları tarafından davacı ... ... (...) ve eşi ... ...'e satıldığını” beyan ettiklerine göre, Mahkemece yapılması gereken iş; yukarıda yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak, davaya konu taşınmazın tedavüllü tapu kayıtları ve tarafların ayrıntılı nüfus kayıtlarının celbinden sonra, taşınmaz başında yapılacak keşifte, tanıklarının HMK'nun 259 ve 290/2. maddeleri gereğince dinlenmelerinin sağlanması, davaya konu muhdesatların kim tarafından ve ne zaman meydana getirildiğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ile, davacı ile muhdesatı meydana getirenler arasında ki bayiilik ilişkisinin tanıklardan sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması, yapının kaçak yapılmasının ve ruhsat alınmamasının eldeki davaya bir etkisinin bulunmadığı hususu da gözetilerek, oluşacak sonuca, toplanmış ve toplanacak delillere göre hüküm tesisi iken, eksik inceleme ve araştırmayla ve yanılgılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.