Başvuru, Tasfiye Halinde Türkiye Emlak Bankası A.Ş. Banka) aleyhine yürütülen ilamlı icra takibinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, Tasfiye Halinde Türkiye Emlak Bankası A.Ş. (Banka) aleyhine yürütülen ilamlı icra takibinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 12/6/2013 tarihinde Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 21/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü26/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 2/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 11/2/2015 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 18/5/1993 tarihinde Bankanın Aksaray Şubesi döviz hesabına yatırdığı 052,53 Hollanda Florini'nin (NLG), İ.A. adına düzenlenen sahte vekâletnameyle çekilmesi nedeniyle 10/2/1994 tarihinde Aksaray Asliye Hukuk Mahkemesinde Emlakbank Genel Müdürlüğü (Banka) ve noter Y. aleyhine tazminat davası açmıştır. Mahkemenin 31/1/2003 tarihli ve E.1994/130, K.2003/48 sayılı kararıyla; Y. aleyhine açılan davanın sübut bulmaması nedeniyle reddine, Banka aleyhine açılan davanın ise kabulüne; 052,53 NLG’nin dava tarihinden itibaren devlet bankalarının dava tarihi itibariyle 3 aylık vadeli döviz (NLG) tevdiat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz ile birlikte Bankadan alınarak başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 20/12/2004 tarihli ve E.2004/3177, K.2004/12534 sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmiştir. Banka iktisadi devlet teşekkülü statüsünde iken 15/11/2000 tarihli ve 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun ile T. Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 223 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi kamu iktisadi teşebbüsleri kapsamından çıkartılarak özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket statüsüne geçirilmiştir. Bankanın, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme yetkisi; 4603 sayılı Kanun’a 20/6/2001 tarihli ve 4684 sayılı Kanun’la eklenen geçici madde uyarıncasona erdirilmiş, Bankanın tasfiye hâline girmesi hüküm altına alınmıştır. Banka aleyhine yapılacak takipler yönünden ise mevzuatta tekrar düzenleme yapılmıştır. Bu çerçevede,4603 sayılı Kanun’un geçici maddesine, 30/1/2002 tarihli ve 4743 sayılı Kanun’un maddesiyle; 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrasının; banka aleyhine yapılacak takipler yönünden Tasfiye Halinde Emlak Bankası Anonim Şirketi hakkında da uygulanacağı hükmü eklenmiştir. 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanun'un maddesiyle ise; bu madde uyarınca yapılan devir sonucunda oluşan menfi farktan doğan Hazine alacağının9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun maddesi kapsamında imtiyazlı bir alacak olduğu, söz konusu Hazine alacağının29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasında dikkate alınmayacağı 4603 sayılı Kanun’un geçici maddesine eklenmiştir. Başvurucu 8/3/2005 tarihinde Aksaray İcra Müdürlüğünün E.2005/82 sayılı dosyasında Banka aleyhine ilamlı icra takibi başlatmıştır. Takip borçlusu Banka, 4389 sayılı Kanun’un (2) numaralı fıkrası uyarınca izni kaldırılan Banka aleyhine yapılmakta olan icra iflas takiplerinin duracağını; ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz veya kesin haciz uygulanamayacağını, başvurucunun alacağını tasfiye işi ile görevli kuruldan talep etmesi gerektiğini belirterek takibin iptali talebinde bulunmuştur. Aksaray İcra Mahkemesinin 11/2/2005 tarihli ve E.2005/23, K.2005/18 sayılı kararıylatakibin iptaline karar verilmiştir. 4389 sayılı Bankalar Kanunu yürürlükten kaldırılmış 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu yürürlüğe girmiştir. Banka Tasfiye Kurulunun 18/7/2007 tarihli kararıyla başvurucunun alacağı düzenlenen sıra cetvelinde dördüncü sıraya kaydedilmiştir. Başvurucu, tekrar aynı ilama dayanarak 17/1/2011 tarihinde Aksaray İcra Müdürlüğünün E.2011/189 sayılı dosyasında 276 TL tutarında icra takibi başlatmış; takip borçlusu Banka, 4389 sayılı Bankalar Kanunu sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Banka aleyhine takip yapılamayacağını belirterek takibin iptali talebinde bulunmuştur. Aksaray İcra Hukuk Mahkemesinin 13/4/2011 tarihli ve E.2011/61, K.2011/154 sayılı kararıyla Banka hakkında yeni icra ve iflas takibi yapılamayacağına dair yasal mevzuat gerekçe gösterilerek takibin iptaline karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/1/2012 tarihli ve E.2011/15692, K.2012/1669 sayılı ilamıyla karar onanmıştır. Karar, başvurucuya 2/3/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/11/2012 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuş, AİHM’in 25/1/2013 tarihli yazısıyla AİHM İçtüzüğü’nün maddesinde öngörülen bütün bilgilerin iletilmemesi nedeniyle başvurucu adına herhangi bir dava dosyası açılmadığı bildirilmiştir. Başvurucu, AİHM kararını 10/6/2013 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 12/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bankanın Anayasa Mahkemesine sunduğu 10/12/2015 tarihli yazıda; Bankanın alacak ve ödemelerinin 2004 sayılı Kanun çerçevesinde yapıldığı, ilgili Kanun'un maddesine göre imtiyazlı alacak statüsünde üçüncü sırada bulunan Hazineye olan borcun tamamen ödenmediği, bu nedenle dördüncü sırada bulunan alacaklara herhangi bir ödemenin yapılmadığı, Mahkeme ilamına dayanan ve sıra cetvelinde dördüncü sıraya kaydedilen otuz adet alacağın bulunduğu, tasfiyeye yönelik faaliyetin devam ettiği, başvurucunun alacağının ne zaman ödeneceğine ilişkin tarih belirtilmesinin mümkün olmadığı bildirilmiştir.B. İlgili Hukuk 4603 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısımları şöyledir:" Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin (bankalar) çağdaş bankacılığın ve uluslararası rekabetin gereklerine göre çalışmalarını ve özelleştirmeye hazırlanmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılmaları ile hisse satışlarına ilişkin düzenlemelerin ve hisselerin tamamına kadarının özel hukuk hükümlerine tabî gerçek ve tüzel kişilere satışının gerçekleştirilmesidir. Bankalar, anonim şirket statüsündedirler. Bu Kanunda yer alan hükümler dışında 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile genel hükümlere tabidirler.… 233 sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 399 sayılı Kamu İktisadî Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname,2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 6245 sayılı Harcırah Kanunu ve 237 sayılı Taşıt Kanunu ile bunların ek ve değişikliklerine ilişkin hükümler ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13 üncü maddesi ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 277 nci maddesi 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu, 195 sayılı Basın İlân Kurumu Teşkiline Dair Kanun ve 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Malî ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname bankalar hakkında uygulanmaz.” 4603 sayılı Kanun’a 4684 sayılı Kanun’la eklenen geçici maddenin ilgili kısımları şöyledir:"Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin yeniden yapılandırma çalışmaları süresinde, Bankanın her türlü bankacılık hizmetleri ile bankacılık iş veya işlemlerinden ve bankalara olan yükümlülüklerden doğan taahhütleri ve bankacılıkla ilgili sabit kıymetler dahil kanuni takibe intikal etmiş alacaklar, memur maaşına ve TÜFE’ye endeksli yuva kredileri ile 2001/2202 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesi ile devri öngörülen Türkiye Emlak Bankası A.Ş.’nin varlıkları hariç tüm aktifleri bankaların yönetim kurullarının kendi aralarında düzenleyecekleri protokol doğrultusunda, protokole konu bütün hak, alacak ve borçlar, alacaklıların rızası veya sair herhangi bir işleme gerek kalmaksızın, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketine veya Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketine devredilir. Söz konusu işlemlere ilişkin olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun uygun görüşü alınır.…Bu madde hükmü uyarınca yapılan Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin devir işlemleri nedeniyle doğan menfi farka ilişkin hesaplar muhasebe kayıtları bakımından Tasfiye Halinde Emlak Bankası Anonim Şirketinin Hazineye borçlu olmasını sağlayacak şekilde izlenir. (Ek cümle: 21/4/2005-5335/28 md.) Bu madde uyarınca yapılan devir sonucu oluşan menfi fark nedeniyle doğan Hazine alacağı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesi kapsamında imtiyazlı bir alacak niteliğindedir. Bu madde uyarınca yapılan devir sonucu oluşan menfi fark nedeniyle doğan Hazine alacağı 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 446 ncı maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasında dikkate alınmaz. ...Devir işlemlerinin tamamlanmasını takiben Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketinin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme yetkisi sona ererek tasfiye haline girer. Bankanın tasfiyesi banka genel kurulunca belirlenecek üç kişiden oluşan Tasfiye Kurulunca genel hükümlere göre yürütülür." 4603 sayılı Kanun'un geçici maddesinin 4743 sayılı Kanun’un maddesiyle eklenen sekizinci fıkrası şöyledir:“4389 sayılı Bankalar Kanununun 14 üncü maddesinin (5) numaralı fıkrasının (c) bendi hükümleri bankanın taraf olduğu davalar yönünden (tesis edilen teminatlar iade olunur); 16 ncı maddesinin (2) numaralı fıkrası hükümleri banka aleyhine yapılacak takipler yönünden ve 16 ncı maddenin (9) numaralı fıkrası hükümleri Bankanın alacak ve borçları yönünden Tasfiye Halinde Emlak Bankası Anonim Şirketi hakkında da uygulanır.” 4389 sayılı mülga Kanun’un “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:Bankalardaki tasarruf mevduatı kamu tüzelkişiliğini haiz Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından sigorta edilir. Fon, 14 üncü madde hükümlerine göre hisseleri ve/veya yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankaların mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması ve üçüncü kişilere devri ve bu Kanun ile kendisine verilen diğer işleri de yapmakla görevli ve yetkilidir. 4389 sayılı mülga Kanun’un “Bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasının sonuçları” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Bir bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme iznininkaldırılması halinde yönetim ve denetimi Fona intikal eder. İznin kaldırılmasına ilişkin Kurul Kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren banka hakkındaki ihtiyati tedbir dahil her türlü icra ve iflas takibatı durur.” 5411 sayılı Kanun’un “Mülga kanunlara yapılan atıflar” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Diğer kanunlarda mülga 3182 sayılı Bankalar Kanunu ve bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanununa yapılan atıflar bu Kanunun ilgili maddelerine yapılmış sayılır.” 5411 sayılı Kanun’un “Faaliyet izninin kaldırılması” kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:“İznin kaldırılmasına ilişkin Kurul kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren, banka hakkındaki ihtiyatî tedbir dahil her türlü icra ve iflas takibatı durur ve yeni icra ve iflas takibi yapılamaz. Banka hakkında Fon haricinde üçüncü kişiler tarafından açılmış tüm dava, icra ve iflas takipleri mahkeme, icra ve iflas dairesi tarafından derhal Fona bildirilir.” 233 sayılı KHK'nın "Tanımlar ve kısaltmalar" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"İktisadi devlet teşekkülü "Teşekkül"; sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan, kamu iktisadi teşebbüsüdür." 233 sayılı KHK'ya ekli tablonun 4603 sayılı Kanun'dan önceki hâlinin ilgili kısmı şöyledir: A – İKTİSADİ DEVLET TEŞEKÜLLERİ (İDT) İlgili Bakanlık: BAŞBAKANLIK Teşekkül MüesseselerBağlı OrtaklıklarTürkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Sümer Holding A.Ş. Et ve Balık Ürünleri A.Ş.Erzincan Gıda Maddeleri ve Sanayii veTicaret A.Ş.(ERSAN) Yem Sanayii T.A.Ş. Orman Ürünleri Sanayii A.Ş.(ORÜS) Türkiye Emlak Bankası A.Ş. (KONUTBANK) Emlak Konut A.Ş. 2004 sayılı Kanun'un "Adi ve rehinli alacakların sırası " kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Teminatlı olup da rehinle karşılanmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, aşağıdaki sıra ile verilmek üzere kaydolunur:Birinci sıra:A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları,B) İşverenlerin, işçiler için yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatı kurulması veya bunların yaşatılması maksadıyla meydana gelmiş ve tüzel kişilik kazanmış bulunan tesislere veya derneklere olan borçları,C) İflâsın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş olan ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları.İkinci sıra:Velâyet ve vesayet nedeniyle malları borçlunun idaresine bırakılan kimselerin bu ilişki nedeniyle doğmuş olan tüm alacakları;Ancak bu alacaklar, iflâs, vesayet veya velâyetin devam ettiği müddet yahut bunların bitmesini takip eden yıl içinde açılırsa imtiyazlı alacak olarak kabul olunur. Bir davanın veya takibin devam ettiği müddet hesaba katılmaz.Üçüncü sıra:Özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklar.Dördüncü sıra:İmtiyazlı olmayan diğer bütün alacaklar"