Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4396 E. , 2024/1564 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No: 2020/4396 Karar No: 2024/1564 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, yurt dışından ithal …
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4396 E. , 2024/1564 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No: 2020/4396 Karar No: 2024/1564 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, yurt dışından ithal ettiği araca, davalı idarenin ihbar ve şikayeti üzerine, haksız olarak el konulduğu, hakkında haksız yere ceza davaları açıldığı ve yapılan yargılamaların kendisinde elem ve üzüntüye neden olduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 15.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 65.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince; Danıştay Onuncu Dairesinin 22/01/2018 tarih ve E:2016/13660, K:2018/18 sayılı usule ilişkin bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, Mahkemelerinin 19/07/2019 tarihli ara kararı ile davacıdan, dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat kalemlerinin dayanağı olan tüm fatura, makbuz, vb. belgelerin birer örneğinin gönderilmesinin istenilmesi üzerine davacı vekilinin 04/09/2019 beyan dilekçesi ekinde bazı faturaların gönderildiği, ... tarihli ve ... sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi ile ithalatı yapılan ... model ... marka ... plakalı aracın, davacı hakkında kamu davası açılması nedeniyle 06/04/2004 tarihinde gümrük ambarına teslim edildiği, kaçakçılık suçundan Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin E:2004/546 sayılı dosyasında görülen davada Mahkemenin 02/02/2005 tarihili ara kararı ile aracın teminatla davacıya iadesine ve araç üzerine satılamaz şerhi konulmasına karar verildiği, 3.794,00 TL teminat karşılığında 21/02/2005 tarihinde aracın teslim alındığı, akabinde Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2005 tarih ve E:2004/546, K:2005/1088 sayılı kararı ile davacının beraatine ve suça konu aracın kaçak olmadığı anlaşıldığından iadesine karar verildiği, bu nedenle araca el konulması nedeniyle araçta oluşan ve fatura karşılığı ödendiği tespit edilen bedelin davacıya ödenmesi gerektiği, bu kapsamda, ara kararına cevaben davacı tarafından sunulan fatura bedelleri toplamı olan 3.816,00 TL'nin başvuru tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği; ... tarihli ve ... sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi kapsamında ithalatı yapılan 1987 model ... marka aracın yurt dışı mülkiyet belgesi tarihinin 03/08/2000 olduğu, Ceza Mahkemelerinde yapılan yargılamada Kazakistan Devleti ile yapılan yazışmalar sonucunda, davacının söz konusu aracı 19/09/1997 tarihinde satın almış olduğu tespit edilerek beraaatine karar verildiği dikkate alındığında olayda davalı idareye atfedilecek bir kusur bulunmadığı, araca el konulmasının doğrudan, davacının şeref ve haysiyetine, kişilik haklarına, vücut bütünlüğüne yönelmiş bir saldırı niteliğinde bulunmadığı, davacının işlem nedeniyle duyduğu ileri sürülen acı ve üzüntünün manevi tazminata hükmedilmesini gerektirecek ağırlıkta görülmediğinden, davacının manevi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin 3.816,00 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının, fazlaya ilişkin faiz talebinin ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu araçta yaşanan değer kaybından ve aracı kullanamamaktan kaynaklanan zarar talebinin karşılanmadığı, manevi tazminat isteminin reddinde hukuka uygunluk bulunmadığı; davalı idare tarafından, araca el konulduğunda ağır hasarlı olduğu, bu durumun hükmedilen tazminat miktarının tespitinde dikkate alınmadığı ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava, davacının yurt dışından ithal ettiği araca, davalı idarenin ihbar ve şikayeti üzerine, haksız olarak el konulduğu, hakkında haksız yere ceza davaları açıldığı ve yapılan yargılamaların kendisinde elem ve üzüntüye neden olduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 15.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 65.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları muhtel olanların idareye karşı tam yargı davası açabilecekleri hükümlerine yer verilmiştir. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Kusursuz sorumluluk ise, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: I) Temyize Konu Mahkeme Kararının, Davalı İdarenin Hukuki Sorumluluğuna İlişkin Kısmının İncelenmesi: Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından bedelsiz ithalat rejiminden yararlanarak Kazakistan'dan 20/10/2000 tarihinde 1987 model ... marka 06 GSG 54 plakalı aracın ithal edildiği, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulunun 18/03/2003 tarihli soruşturma raporu ile davacının da aralarında bulunduğu kişiler hakkında bedelsiz ithalat rejiminden yararlanmak için sahte belge düzenlendiğinden bahisle takibata başlanılması yönünde görüş verildiği, Müsteşarlığın 06/06/2003 tarihli yazısı ile durumun Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirildiği, olayın Başsavcılığa intikal etmesi üzerine, davacının bedelsiz ithalattan yararlanarak Kazakistan'dan otomobil ithalat ettiği, otomobilin 03/08/2000 tarihinde satın alındığı halde 19/09/1997 tarihinde satın alınmış gibi gösterilip buna ilişkin belge verildiğinden bahisle evrakta sahtecilik suçundan açılan kamu davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının söz konusu otomobili 19/09/1997 tarihinde satın aldığı, davacıya Kazakistan Devleti tarafından verilmiş olan ruhsat belgesinde satın alma tarihinin 03/08/2000 tarihi gösterilse de yargılama aşamasında bahse konu aracı 19/09/1997 tarihinde ...'ın satın almış olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle beraatine karar verildiği; yine davacı hakkında kaçakçılık suçundan açılan kamu davasında, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 02/02/2005 tarihli ara kararı ile aracın teminat karşılığı davacıya iadesine, araç üzerine satılamaz şerhi konulmasına karar verildiği, bunun üzerine, Esenboğa Havalimanı otoparkında park halindeyken, VİP Otopark görevlisinin uzun süredir otoparkta sahipsiz şekilde beklediği yolundaki ihbarı üzerine 06/04/2004 tarihinde el konularak gümrük ambarına teslim edilen davacıya ait uyuşmazlığa konu aracın, söz konusu karar uyarınca 3.794,00 TL teminat karşılığında 21/02/2005 tarihinde davacıya teslim edildiği, anılan Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile Kazakistan adli makamlarına yazılan talimatla getirtilen belgelerde suça konu aracın 29/09/1997 tarihinde adı geçen adına kaydının bulunduğu tespit edildiğinden davacının beraatine, suça konu aracın kaçak olmadığı anlaşıldığından davacıya iadesine karar verildiği, söz konusu yargı kararlarının kesinleşmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Belirtilen açıklamalar çerçevesinde, uyuşmazlığa konu olayın gelişim süreci yukarıda sözü edilen ceza mahkemesi kararları ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının aracına haksız olarak el konulduğu, başka bir anlatımla olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak, temyize konu Mahkeme kararında, idarenin hukuki sorumluluğuna ilişkin genel ilkelere değinilmiş olmasına rağmen, davalı idarenin uyuşmazlığa konu olaydan kaynaklanan sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur. Bu itibarla, davalı idarenin hukuki sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak verilen temyize konu Mahkeme kararında bu yönüyle hukuki isabet bulunmamaktadır. II) Temyize konu Mahkeme Kararının, Manevi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi: Dosyanın incelenmesinden, ... tarihli ve ... sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi kapsamında ithalatı yapılan 1987 model ... marka aracın yurt dışı mülkiyet belgesi tarihinin 03/08/2000 olduğu, Ceza Mahkemelerinde yapılan yargılamada Kazakistan Devleti ile yapılan yazışmalar sonucunda, davacının söz konusu aracı 19/09/1997 tarihinde satın almış olduğu tespit edilerek beraaatine karar verildiği dikkate alındığında olayda davalı idareye atfedilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Mahkemece davalı idareye atfedilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ise de, yukarıda belirtildiği üzere, uyuşmazlığa konu olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu anlaşıldığından temyize konu Mahkeme kararının bu kısmında da hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, Dairemizin iş bu bozma kararında, davacının manevi zararının bulunup bulunmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmamış olup, davacının uyuşmazlığa konu olay nedeniyle manevi zarara uğrayıp uğramadığına ilişkin söz konusu değerlendirmenin bozma kararı üzerine yeniden yapılacak yargılamada, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu kabul edilerek Mahkemece yeniden yapılması gerekmektedir. III) Temyize konu Mahkeme Kararının, Maddi Tazminata İlişkin Kısmının İncelenmesi: Dava dilekçesinin incelenmesinden, davacı tarafından araç boya, parça, lastik, tamir ücreti vb. maddi tazminat kalemlerinin yanında aracın değer kaybının da tazminat olarak talep edildiği anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, 19/07/2019 tarihli ara kararı ile davacıdan, dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat kalemlerinin dayanağı olan tüm fatura, makbuz, vb. belgelerin birer örneğinin gönderilmesinin istenilmesi üzerine davacı vekilinin 04/09/2019 tarihli cevap dilekçesi ekinde bazı faturaların gönderildiği, Mahkemece, söz konusu fatura bedelleri toplamı olan 3.816,00 TL'nin davacıya ödenmesine karar verildiği; ancak, davacının değer kaybı zararı iddiasına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, 06/04/2004 tarihli Zapt Tutanağında, uyuşmazlığa konu aracın 05/11/2003 tarihinde itibaren Esenboğa Havalimanı VİP Otoparkında park halinde beklediği, bagaj kapağının açık, sağ arka lastiğinin patlak, arka tampon sol köşesinin kırık, ön sağ far camının kırık, ön cam sol köşesinin çatlak, arka sağ çamurluğunun çizik, arka sağ kapının ve tavanın çizik olduğu tespitlerine yer verilmiş olmasına rağmen, Mahkemece tazminata hükmedilirken söz konusu tespitlere yönelik herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının değer kaybı zararı iddiasına ve 06/04/2004 tarihli Zapt Tutanağında yer alan tespitlere yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak verilen temyize konu Mahkeme kararında bu yönüyle de hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.