Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2024/110 E. , 2024/4137 K. T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2024/110 Karar No : 2024/4137 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına ... Gümrük Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem: Tasfiye halindeki ... Ticaret…
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2024/110 E. , 2024/4137 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2024/110 Karar No : 2024/4137 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına ... Gümrük Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem: Tasfiye halindeki ... Ticaret ve İnşaat Sanayi Limited Şirketi adına tescilli...tarih ve ... sayılı beyanname ile geçici ithalatı yapılan eşyaya ilişkin gümrük vergileri, faiz ve para cezalarından oluşan amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğinden bahisle tahsili amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca şirket ortağı olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararına uymak suretiyle yeniden yapılan inceleme sonucunda, davacının ortağı olduğu Tasfiye halindeki...Ticaret ve İnşaat Sanayi Limited Şirketi adına tescilli ... tarih ve ... sayılı beyanname muhteviyatı eşyaya ilişkin olarak alınan ek tahakkuk ve para cezası kararlarının gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihinden itibaren üç yıl içinde alınması ve yükümlüsüne tebliğ edilmesi gerekirken, zamanaşımı süresi dolduktan sonra 20/03/2016 tarihinde ilanen tebliğ edildiklerinin anlaşılmış olması ve ihtilaf konusu olayda ceza davası açıldığına ilişkin bir bilginin de bulunmaması karşısında, zamanaşımına uğrayan ek tahakkuk ve ceza kararlarının kesinleştiğinden bahisle şirket ortağı olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Ödeme emrine konu alacakla ilgili dava açılması nedeniyle zamanaşımının durduğu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dosyanın incelenmesinden, ödeme emrine konu alacaklar asıl borçlu şirkete zamanaşımı süresi içerisinde tebliğ edildiği anlaşıldığından işin esasının incelenmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... Denizcilik Ticaret ve İnşaat Sanayi Limited Şirketi adına tescilli ... tarih ve ... sayılı beyanname ile geçici ithalatı yapılan eşyaya ilişkin gümrük vergileri, faiz ve para cezalarından oluşan amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğinden bahisle tahsili amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca şirket ortağı olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği, 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği, 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği ve bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği, 5. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hallerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği ve bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararlarının kesin olduğu, anılan Kanun'un 50. maddesinin 1. fıkrasında, temyiz incelemesi sonucunda verilen kararın dosyayla birlikte kararı veren mercie gönderileceği, 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili merci tarafından dosyanın öncelikle inceleneceği ve varsa gerekli tahkik işlemlerinin tamamlanarak yeniden karar verileceği, 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesi tarafından Danıştayca verilen bozma kararlarına uyulabileceği gibi kararlarında ısrar da edilebileceği, 4. fıkrasında Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir. 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 197. maddesinin 1. fıkrasında; gümrük vergilerinin tahakkuktan hemen sonra yükümlüye tebliğ edileceği, 2. fıkrasında da; yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya 1. fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilemeyen gümrük vergilerine ilişkin tebligatın gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılacağı, gümrük yükümlülüğünün doğduğu olayla ilgili olarak dava açılmasının zaman aşımını durduracağı düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen hükümlere göre, bölge idare mahkemelerinin, sadece ilk derece mahkemelerinin ilk inceleme üzerine verdikleri kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması veya davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hallerinde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderebileceği, bunun dışındaki hallerde ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek ve karardaki maddi veya hukuki eksiklikleri de gidererek işin esası hakkında yeniden bir karar vermesi gerektiğinden, anılan istisnai haller dışında bölge idare mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi yargılama usulü kurallarına aykırılık teşkil edecektir. Öte yandan, bölge idare mahkemesi, temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararları üzerine, dosyayı öncelikle inceleyerek bozma kararına uyabileceği gibi ilk kararında ısrar da edebilecek olup, sözü edilen kararların bölge idare mahkemesince verilmesi kanuni bir gerekliliktir. Dairemizin bozma kararı üzerine, bölge idare mahkemesince, dava konusu işlemin hukuka uygunluğu yönünden inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bozma kararı üzerine bölge idare mahkemesince yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi yargılama hukukuna uygun düşmemekle birlikte netice itibarıyla Dairemiz kararında belirtilen esaslar doğrultusunda karar verilmiş olması ve yargılamanın geldiği safahat dikkate alınarak adil yargılanma hakkı bağlamında makûl sürede yargılanma hakkı da gözetildiğinde bu durum, bozma sebebi olarak görülmemiştir. Temyiz isteminin diğer yönlerden incelemesine gelince; 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 197. maddesinin yukarıda yer verilen 2. fıkrasına göre; yapılan denetimler sonucunda hiç alınmadığı ya da noksan alındığı tespit edilen vergilere ilişkin tebligatın gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içerisinde yapılmasının gerektiği; gümrük yükümlülüğünü doğuran olayla ilgili olarak, sözü edilen süre içerisinde dava açılması halinde, zamanaşımının duracağı ve davanın sonuçlanmasından sonra kalan süre içerisinde tahakkuk işlemi yapılarak mükellefine tebliğ edilebileceği tabiidir. Dosyanın UYAP kayıtları ile birlikte incelenmesinden; davacının ortağı olduğu ... Denizcilik Ticaret ve İnşaat Sanayi Limited Şirketi adına ... Gümrük Müdürlüğünce tescilli ... tarih ve ... sayılı beyannameyle geçici ithalat rejimi kapsamında kısmi muafiyet uygulanması suretiyle ithal edilen eşyanın rejimin başlangıcında beyan edilen kıymetine göre tahakkuk ettirilen vergilerin %3'ü oranında olup, her ay ödenmesi gereken, ancak ödenmeyen vergilerin ve eşyanın kıymetinin noksan beyan edildiğinden bahisle hesaplanan vergi farkının, on gün içerisinde ödenmesi; aksi halde cebren tahsil edileceği yolundaki 06/09/2005 tarihinde tebliğ edilen işleme karşı yapılan itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle 17/02/2006 tarihinde açılan davayı süre aşımı nedeniyle reddeden ... Vergi Mahkemesinin kararını kısmen onayan, kısmen ise bozan Dairemizin kararının bozmaya ilişkin hüküm fıkrasına uyarak yeniden yaptığı inceleme sonucunda; işlemin eşyanın kıymetinin noksan beyan edildiğinden bahisle ek olarak tahakkuk ettirilen vergilere dair kısmı yönünden davayı reddeden ...Vergi Mahkemesinin kararını; geçici ithalat rejimi kapsamında ithal edilen eşyaya ilişkin olarak 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümleri uyarınca gözetim ve denetime ve işlem tesis etmeye yetkili idarenin, eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine giriş işlemlerini gerçekleştirerek geçici ithalat rejimine tabi tutan gümrük idaresinin olduğu sonucuna ulaşıldığı; bu bakımdan; olayda; geçici ithalat rejimi kapsamında ithal edilen eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine giriş işlemlerini gerçekleştirerek anılan rejime tabi tutan idarenin ... Gümrük Müdürlüğü olduğunun anlaşılması karşısında, söz konusu eşyayla ilgili olarak işlem tesis edilmesine anılan Müdürlük yetkili olduğundan, eşyanın çıkış işlemlerini gerçekleştiren ... Gümrük Müdürlüğünce işlem tesis edilmesinde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığından, davayı reddeden mahkeme kararında isabet görülmediği gerekçesiyle bozan Dairemiz kararına uymak suretiyle işlemin eşyanın kıymetinin noksan beyan edildiğinden bahisle ek olarak tahakkuk ettirilen vergilere dair kısmını iptal eden ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:...; K:...sayılı kararının Dairemizin 23/10/2015 tarih ve E:2014/5562; K:2015/5323 sayılı kararı ile onanarak davalı idareye 02/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, ... Gümrük Müdürlüğü tarafından aynı olay nedeniyle karara bağlanan ek tahakkuk ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca alınan para cezası kararlarının; Şirketin bilinen adreslerinde tebliğ edilemediğinden 20/03/2016 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, akabinde alacağın kesinleştiğinden bahisle şirket adına düzenlenen ödeme emrinin de 08/05/2016 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, kesinleşen ve vadesinde ödenmeyen amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğinden bahisle tahsili amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi uyarınca şirket ortağı olan davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının ortağı olduğu şirket adına tescilli ... tarih ve ... sayılı beyannameyle ilgili olarak geçici ithalat rejimi kapsamında kısmi muafiyet uygulanması suretiyle ithal edilen eşyanın kıymetinin noksan beyan edildiğinden bahisle hesaplanan vergi farkının, on gün içerisinde ödenmesi; aksi halde cebren tahsil edileceği yolundaki 06/09/2005 tarihinde tebliğ edilen işleme karşı 17/02/2006 tarihinde mahkeme kayıtlarına intikal eden dilekçeyle dava açıldığı ve bu tarihte üç yıllık zamanaşımı süresinin durduğu, söz konusu dava yukarıda belirtildiği üzere nihayetinde işlemin iptali yolunda verilen mahkeme kararının Dairemiz tarafından onanması suretiyle davalı idareye 02/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla gümrük yükümlülüğünün doğduğu 13/02/2004 tarihinde başlayan ve 17/02/2006 tarihinde dava açılmasıyla duran üç yıllık zamanaşımı süresinin 02/12/2015 tarihinde durduğu yerden tekrar işlemeye başladığı ve davalı idarece asıl borçlu şirket hakkında 20/03/2016 tarihinde ilanen tebliğ edilen ek tahakkuk ve para cezası kararının zamanaşımı süresi içerisinde tesis edildiği anlaşıldığından yukarıda yazılı gerekçeyle verilen iptal kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair vergi dava dairesi kararının isabet bulunmamıştır. Öte yandan, davacının sorumlu olduğu dönemler ve ortağı olduğu şirketin tasfiye sürecine ilişkin hususlar da dikkate alınmak suretiyle ödeme emrinin diğer yönlerden hukuka uygunluğunun incelenmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 14/10/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen kararlar üzerine yapılacak işlemler" başlıklı 50. maddesinin 3. fıkrasında, temyiz incelemesi sonrası bozma kararları verilerek gönderilen dosyaların, bölge idare mahkemeleri tarafından öncelikle incelenerek ya bozma kararına "uyarak" ya da kararında "ısrar" ederek bir karar vereceği hükme bağlanmış, bu iki yol dışında üçüncü bir karar alma yetkisi verilmemiştir. Buna göre, bölge idare mahkemesinin, evvelden istinaf edilme üzerine kaldırarak verdiği bir kararın Danıştay'ca bozulması halinde, başka bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece "bozma kararına uyularak" dedikten sonra 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca hukuka uygun bulmayarak kaldırdığı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi şeklinde bir karar vermesi, bir başka ifadeyle, hukuk aleminden kaldırıldığından ortada olmayan bir kararı onaylıyorum diyerek ilk derece mahkemesinin kaldırılan kararını işleme koyması mümkün değildir. Olayda, Dairemiz bozma kararı üzerine, kararı bozulan Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi tarafından, bozulan dosyaya ilişkin tebligat işlemleri tamamlandıktan sonra "uyma" kararı verilecekse, kaldırdığı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi kararı değil, reddi ya da kabulü suretiyle değil, işin esası hakkında bozma gereklerine uygun bir değerlendirme yapılarak karar verilmediğinden, işbu kararın, yukarıda açıklanan mezkur mevzuat hükümlerine uygun bir karar verilmek üzere bozularak dosyanın geldiği yer istinaf Vergi Dava Dairesine gönderilmesi gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.