4. Hukuk Dairesi 2009/4655 E. , 2010/1648 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ...tarafından, davalı ... Gazetecilik AŞ ve ... aleyhine 31/01/2008 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne …
**4. Hukuk Dairesi 2009/4655 E. , 2010/1648 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ...tarafından, davalı ... Gazetecilik AŞ ve ... aleyhine 31/01/2008 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur. Davacı, 18/02/2007 günlü Zaman gazetesinde yayınlanan “Türk Tabipler Birliği’nin İnadı ... Bebekleri Doktorsuz Bırakacak” başlıklı haberin gerçeğe aykırı olduğunu, ...Uzmanlık Sınavı'nın iptali amacıyla açtıkları davanın yersiz ve haksız olduğu izlenimi yaratılarak, bebek ölümlerinin sorumlusu olarak gösterildiği, haber başlığı ile de vurgunun artırıldığını ileri sürerek, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir. Davalılar ise, haberin uzman doktor yetersizliğine çözüm bulunması amacıyla yazıldığını, ...Uzmanlık Sınav Yönetmeliği'nin davacının açtığı dava üzerine idari yargı yerinde iptal edildiğini, yayında sadece bu durumun saptandığını, davacının iptal istemindeki iddialarında haksız olduğunun iddia edilmediğini, davacı ile Sağlık Bakanlığı arasındaki hukuki çekişmenin asistan alımını engellediğini, tüm tarafların görüşleri ile sürtüşmenin sona erdirilip uzmanlık eğitimine ağırlık verilmesine ilişkin uzman görüşlerine yer verildiğini ve yayının hukuka uygun olduğunu belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkeme, uzman hekim sağlanması için yapılan yasal düzenlemenin davacının yasal yollara başvurması üzerine iptal edildiği, haberde ise iptalin sorumluluğunun davacıya yüklendiği, bir kusur varsa bunun düzenlemeyi yapan kuruma ait olduğu, haber tümüyle değerlendirildiğinde, davacının hiç hak etmediği biçimde suçlandığı sonucuna varılarak istemin bir bölümü kabul edilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve 2009/4655-2010/1648 güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Dava konusu olayda, daha nitelikli sağlık hizmeti verilmesinin araçlarından biri olan tıp fakültesi eğitimi ve ana dal uzmanlık eğitiminden sonra girilebilen ve tıp doktorlarına belirli alanlarda özel yetenek ve yetki sağlayan ...uzmanlık eğitimi konusunda yaşanan olumsuzluklar haberin konusunu oluşturmaktadır. Dosyadaki belgelerden 31/05/2006 günü yapılacak olan ...Uzmanlık Eğitim Giriş Sınavı ve bunun dayanağı olan 02/05/2006 günlü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe konulan ...Uzmanlık Giriş Sınavı Yönetmeliği’nin iptali için davacı Birlik tarafından dava açıldığı; davacının iptal davasındaki dava dilekçesinden ve yazıda söz edilen uzman görüşlerinden, Sağlık Bakanlığı ile davacı arasında Yönetmeliğin hazırlık yöntemi, sınav öncesi adaylarda aranacak nitelikler, sınavların yapılış biçimi, seçiciler kurulunun (sınav jürisinin) oluşumu, sınavı kazananların eğitim süreci ve eğitim verecek birimler yönünden görüş ayrılığı bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten (nitekim) davacı Birlik görüşleri doğrultusunda sınavın yürütmesi de durdurulmuştur. Dava konusu yayın bütün olarak incelendiğinde, ülkedeki uzman doktor açığı sorunu ve Sağlık Bakanlığı ile davacı arasındaki çekişmesinin olumsuz katkılarına yer verildiği görülmektedir. Yazıda uzman sıkıntısının kaynağı üzerinde durularak, davacının açtığı davadan söz edildiği gibi çekişmenin taraflarının çözüm üretmesi gerektiği vurgulanmakta, davacı Dernek yöneticisi ile çeşitli hastanelerin uzmanlarının görüşlerine de yer verilmekte, böylece sağlık gibi önemli bir konuda kamuoyu bilgilendirilmektedir. Yerel mahkemece, haberde yer alan sözlerin basının kamuoyunu bilgilendirme görevi kapsamında kullanılmış olduğu ve hukuka aykırılığından söz edilemeyeceği gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/02/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.