T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A ... I N A K A R A R ESAS NO :2025/266 KARAR NO:2026/248 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:26/09/2024 NUMARASI:2021/688 Esas - 2024/678 Karar DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ:07/10/2015 BİRLEŞEN İSTANBUL 1. ATM'NİN 2016/1028 E.-2017/309 K. SAYILI DOSYASI DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ:05/02/2026 Yukarıda yazılı İl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A ... I N A K A R A R ESAS NO :2025/266 KARAR NO:2026/248 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:26/09/2024 NUMARASI:2021/688 Esas - 2024/678 Karar DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ:07/10/2015 BİRLEŞEN İSTANBUL 1. ATM'NİN 2016/1028 E.-2017/309 K. SAYILI DOSYASI DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ:05/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/07/2015 tarihinde, davalı ...'nün sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile davalı ... şirketine ... ve ... sigortalı olup, davalı... adına kayıtlı olan, davalı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı petrol tankerinin çarpışması sonucu meydana gelen kazada, davalı... A.Ş.'ye genişletilmiş ... sigortalı ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ... ile davacının annesi ... ve davacının kardeşi ...'ın vefat ettiğini, davacının ise yaralandığını, Malkara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/1160 soruşturma sayılı dosyasında alınan 23/07/2015 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazada ... plakalı araç sürücüsü ...'nın asli kusurlu olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nün ise tali kusurlu olduğunun belirlendiğini, vefat eden ...'ın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde ... sicile kayıtlı bulunan ... Şti.'nin sahibi olduğunu, şirketin 2014 yılında 556.086,00 TL kar ettiğini, 2015 yılı 2. dönemine ait geçici kurumlar vergisi beyannamesinden görüleceği üzere şirketin 881.276,26 TL kar ettiğini, davacının vefat eden annesinin ve kardeşinin desteğinden yoksun kaldığını belirterek şimdilik ölen anneden dolayı 5.000,00 TL ve ölen kardeşinden dolayı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının işleten ve sürücüler yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketleri yönünden sigorta limiti aşılmamak üzere dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, anneden dolayı 250.000,00 TL ve kardeşten dolayı 250.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan sürücü ..., ... ve işleten...'dan kaza tarihinden, davalı sigorta şirketi ... A.Ş. yönünden ... nolu ... poliçesi nedeni ile poliçe kapsamında ve limiti aşılmamak kaydı ile dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile cenaze ve defin giderleri nedeni ile şimdilik 1.000,00-'nin davalılardan sürücüler ve işleten yönünden kaza tarihinden, davalı sigorta şirketleri yönünden poliçe kapsamı aşılmamak üzere dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazaya karıştığı ifade edilen ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket tarafından 04/10/2014-2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... nolu karayolu zorunlu mali mesuliyet trafik sigorta poliçesi ile 27/12/2014-11/09/2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... nolu ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalandığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, her halükarda müteveffaların müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini, müteveffanın kardeşi yönünden destekten yoksun kalma talebinin reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafın müteveffanın kazancına ilişkin iddiaların ... kayıtlarının celp edilerek tespiti gerektiğini, kusur durumlarının tespitinden sonra dosyanın aktüer bilirkişiye tevdii gerektiğini, dava konusu olayın ticari iş niteliğinde olmadığından davacı tarafın ticari faiz taleplerinin reddine karar vermek gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Malkara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/1160 soruşturma sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dava konusu kazada müvekkilinin kusuru olmadığını, bu sebeple manevi tazminat sorumluluğunun da bulunmadığını, davacı tarafın cenaze ve defin giderlerine ilişkin talebinin somut dayanağı bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, söz konusu kazada ... plaka sayılı aracın tam kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti kadar olduğunu, poliçe kapsamında ihtiyari mali mesuliyet teminatının bedeni zararlar için kişi başına 60.000,00-₺ olduğunu, manevi tazminat taleplerinini sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını, davacının kardeşinin desteğinden yoksun kaldığına ilişkin hukuki şartların gerçekleşmediğini, davacının annesinin desteğinden yoksun kalmasına ilişkin olarak adli tıp kurumundan kusur raporu alınması gerektiğini, davacı tarafça destekten yoksun kalındığının ispatlanması gerektiğini, davacı murisinin takılması zorunlu emniyet kemerini takmadığından müterafik kusuru bulunduğunu, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatına dahil olmadığını, cenaze ve defin masraflarının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini ve dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazadaki tüm kusurun maliki olduğu aracın sürücüsü olan diğer davalı ...'da olmadığını, bu sebeple kusur oranlarının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınacak rapor ile tespiti gerektiğini, manevi tazminat isteminin fahiş miktarda bulunduğunu ve ticari faiz istenmesinin de mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; aynı trafik kazasında davacı ...'in kızı ve torunu, davacılar ... ve ...'in ise kardeşi ve yeğeni olan ... ve... ...'ın vefat ettiğini, davacıların manevi zarar gördüklerini belirterek, davacıların her biri için müteveffa ...'in vefatı için 60.000'er TL, müteveffa... 'in vefatı için 50.000'er Tl olmak üzere toplam 330.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini Birleşen davanın davalısı ... vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde özetle; istenen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davanın davalısı... birleşen davaya ilişkin vekili cevap dilekçesinde özetle; manevi tazminat isteminin fahiş miktarda bulunduğunu ve ticari faiz istenmesinin de mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davanın davalısı ... A.Ş. vekili birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından birleşik ... sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, Tekirdağ 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/628 E sayılı dosyasında sulhen vefat eden ...'in annesi ve babasına toplamda 40.000,00 TL manevi tazminat ödendiğini dolayısıyla kalan tazminatın 60.000,00 TL olduğunu, teminatı aşan talebin reddedilmesi gerektiğini, istenen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.ava ve talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Asıl davada; müteveffa ...'a ilişkin olarak destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze defin gideri talepli davanın reddine; asıl davada davacı ... tarafından müteveffa ...'a ilişkin olarak davalılar ..., ..., ... ve ... Şirketi aleyhine açılan destekten yoksun kalma tazminat talebinin ve cenaze, defin gideri talebin kısmen kabulü ile 34.728,63 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 100,00 TL cenaze defin giderinin davalılar ..., ..., ... ve ... Şirketi'nden (Davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 290.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalı ..., ... ve...'dan davacının murislerinin ölüm tarihi olan 21/07/2015 tarihinden, davalı ... Şirketinden ise temerrüt tarihi olan 07/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; asıl davada davalı... A.Ş aleyhine açılan maddi tazminat talepli davanın reddine; asıl davada davacı ... tarafından davalılar ..., ..., ... ve ... Şirketi aleyhine açılan manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile müteveffa ... için 100.000,00-TL, müteveffa ... için 40.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ..., ..., ... ve ... Şirketi'nden (Davalı sigorta şirketi yönünden ... numaralı ... poliçesi nedeni ile poliçe kapsamında ve 100.000,00-TL'lik limiti aşılmamak kaydı ile) davalı ..., ... ve... yönünden davacının murislerinin ölüm tarihi olan 21/07/2015 tarihinden, davalı ... Şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 07/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen davanın kısmen kabulü ile; davacı ... lehine müteveffa ... için 40.000,00 TL, müteveffa ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... ... lehine müteveffa ... için 60.000,00 TL, müteveffa ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... lehine müteveffa ... için 40.000,00 TL, müteveffa ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... Şirketi'nden (Davalı... şirketi yönünden ... numaralı ... poliçesi nedeni ile poliçe kapsamında ve 100.000,00 TL poliçe limiti aşılmamak kaydı ile) davalı ... ve... yönünden davacıların murislerinin ölüm tarihi olan 21/07/2015 tarihinden, davalı ... Şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 07/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı asıl davada davacı ... vekili, birleşen dava davacıları vekili, asıl ve birleşen dosyada davalı ... Şirketi vekili, asıl dosyada davalı ... vekili, asıl ve birleşen dosyada davalı... vekili ve asıl ve birleşen dosyada davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyada mevcut kök ve ek raporda itirazlarının dikkate alınmayıp müvekkilin annesinden kalan destekten yoksun kalma tazminat bedelinin düşük olduğunu, annesinin yüksek yaşam standardının dikkate alınmadığını, ölen kardeşten dolayı destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceği kararının hatalı olduğunu, tazminat miktarının ilk karardan düşük çıkmasının hatalı olduğunu, cenaze masrafının 8.980 TL olmasına rağmen 100 üzerinden kabul edildiğini, davalı... bakımından davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ...'nın ...'li gelir bağladıysa bunun tazminattan mahsubu gerektiğini, kusurun hatalı olarak belirlendiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, müterafik kusur hükümlerinin değerlendirilmediğini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, pay oranlarının yanlış hesaplandığını, aktüerya hesabının hatalı olduğunu, kazanın iş kazası olduğunu, davacının gelirinin yüksek hesaplandığını, emsal ücret esas alınmasının doğru olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin %25 kusurlu olduğu belirtilmesine rağmen müşterek ve müteselsil sorumluluğuna karar verilmesinin yanlış olduğunu, istinafa konu kararda hüküm altına alınan tutarlara avans faizi işletilmesine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili hakkında açılan davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verildiğini, müvekkilinin vekil ile temsil edilmesine rağmen müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur raporunun çelişkili olduğunu, müterafik kurusun ve yol kusurunun değerlendirilmediğini, davacı için 25 yaşına kadar hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, manevi tazminatların yüksek olduğunu, birleşen davanın açılmamış sayılması gerektiğini, manevi destekliğin ispatlanamadığını, avans faizin hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, davalı... yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Birleşen dava davacıları vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;kusur raporlarının çelişkili olduğunu, manevi tazminatın düşük olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; destek süresi ve paylarının hatalı hesaplandığını, davacı için 25 yaşına kadar hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, annenin payının iki çocuğuna paylaştırılması gerektiğini, ayrıca ölen ...'in annesinin de sağ olduğunu, manevi tazminatların yüksek olduğunu, kusurun hatalı tespit edildiğini, yol kusurunun değerlendirilmediğini, manevi zararın ispatlanamadığını, avans faizin hatalı olduğunu, davacılara ayrı ayrı vekalet ücreti verilemeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava; asıl davada ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat, birleşen dosyada ölümlü trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 29/09/2021 tarih, 2021/354 Esas ve 2021/1538 Karar sayılı kararı ile " ...Olay yeri ilk bulgularına göre düzenlenmiş trafik kazası tespit tutanağında, tanker sürücüsü ...'nın, kontrolsüzce sola dönüş yaptığı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 53 (1/b) (Sola dönüş kurallarına riayet etmediği) maddesi ihlalinin olduğu, kamyonet sürücüsü ...'nün kavşağa yaklaşırken hızının yüksek olduğu, aynı Kanunun, 54(1/a)(Geçme kurallarına riayet etmemek) ve 52 (1/a) (Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltarak) kural ihlalinin bulunduğu ifade edilmiştir.Aynı olay nedeni ile Malkara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasında alınan 23/07/2015 tarihli kusur raporunda, olayda, davalı sürücü ...'nın asli kusurlu ve %70 oranında, davalı sürücü ...'nün tali kusurlu ve %30 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir.Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına hitaben, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi uzmanlarınca düzenlenmiş 01/03/2016 tarihli raporda, olayda, davalı sürücü ...'nın asli ve tam kusurlu, davalı sürücü ...'nün kusursuz olduğu kanaati ifade edilmiştir. Ceza mahkemesince ATK raporuna itibar ederek kamyonet sürücüsü hakkında beraat kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda ise davalı kamyonet sürücüsü ...'nün, tali ve %30 oranında, davalı tanker sürücüsü ...'nın, asli ve %70 oranında kusurlu bulunduğu kanaati belirtilmiştir.Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesinde "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz." hükmü yer almaktadır.Bu durumda aynı olay nedeniyle ceza yargılama aşamasında alınan kusur bilirkişi raporları ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporu arasında kusur oranlarında çelişki ortaya çıktığı halde İlk Derece Mahkemesince kusur oranları bakımından bilirkişi raporları arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için rapor alınmadan ceza mahkemesi kararına itibar edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmamıştır....Somut uyuşmazlıkta;Aktüerya bilirkişisi raporunda bu hususa değinilmiş ancak dosyada buna ilişkin belge olmadığını belirterek ölen ...'in ölen oğluna yaptığı okul harcamasından yola çıkarak geliri asgari ücretin 5 katı olarak hesaplamıştır. Hesaplamaya esas alınan ücret desteğin fikri ve bedeni çalışmasına ilişkin tespit edilmiş ücret olmadığından davalıların bu yöne ilişkin istinaf talepleri yerindedir.Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin kabul görmüş pay esasına göre "... çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edildiği; Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalı olduğu; Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak payların düşeceği, Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun paylarının destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılarak, anne ve babaya verilmeyeceği; Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payının artacağı; Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payının diğerine aktarılacağı, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminatın bu ilkelere göre hesaplanmasının" benimsendiği değerlendirildiğinde; annenin destek payı talep etmiş olsun yada olmasın hesaplamada dikkate alınması gerektiğinden bu hesaplamanın bulunmadığı rapora itibar edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır.Cenaze gideri bilirkişi tarafından hesaplanmamış mahkemece resen değerlendirilmiştir. İlgili belediye başkanlığına yazı yazılarak kaza tarihi itibariyle cenaze defin giderinin ne olabileceği araştırılmadan karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 297/2.maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Mahkemeceava dilekçesinde açıkça davacının aynı kazada ölen kardeşinden dolayı da destekten yoksunluk tazminat talebi bulunduğu halde bu talep hakkında esasa ve vekalet ücretine ilişkin hüküm kurulmamış olması HMK'nın 297/2. maddesi hükmüne aykırı olmuştur. Yine asıl dava yönünden davacı vefat eden anne yönünden 5.000 TL, kardeş yönünden 5.000 TL olmak üzere 10.000 TL maddi tazminat talep ettiği, bilirkişi raporuna göre bedel arttırımı yapılırken kardeş için hesaplama yapılmadığı halde başlangıçta her iki destek yönünden yatırılan 10.000 TL üzerine 195.504,43 TL arttırım yapılarak talep 205.504,43 TL'ye çıkarılmış olmakla 10.000TL miktarın içinde aslında reddedilen 5.000 TL olduğu dikkate alınmaksızın harcı yatırılmamış olan 5.000 TL'de içinde olacak şekilde 205.504,43 TL talep doğrultusunda karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olduğu yazılı olmakla birlikte poliçe limitinin açıkça gösterilmemiş olması, harç, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin de poliçe limiti üzerinden hesaplanmamış olması doğru olmadığından buna değinen sigorta şirketi vekilinin istinaf talebi de yerindedir.O halde mahkemece yapılması gereken: -İlgili belediye başkanlığından kaza tarihi itibariyle cenaze defin giderinin ne olabileceğinin yazı yazılarak sorulması, -Aynı olay nedeniyle ceza yargılama aşamasında alınan kusur bilirkişi raporları ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporu arasında kusur oranlarında çelişki ortaya çıktığı halde İlk Derece Mahkemesince kusur oranları bakımından bilirkişi raporları arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan çelişkiyi giderecek şekilde kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli rapor alınması, - Desteğin sahibi olduğu Şirketin Yönetim Kurulundan desteğin şirketteki fikri veya bedensel çalışmasına ilişkin belgeler ile bu çalışmalarına ilişkin ödenen ücret var ise ölüm tarihine yakın tarihi içerir bordro örneklerini istemek ve belirlenen bu gelir üzerinden ve müteveffanın annesi de sağ olduğundan anneye düşecek pay da ayrılarak hesaplama yapılması için aktüer bilirkişiden ilk rapor tarihi itibariyle ek rapor alınması, Sonucuna göre yukarıda belirtilen talep, ıslah, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin açıklamalarda nazara alınarak kazanılmış haklar gözetilerek değerlendirme yaparak karar vermek olmalıdır. Kusur raporları arasındaki çelişki giderildikten sonra sonucuna göre manevi tazminatın belirlenmesi gerekeceğinden bu aşamada manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazı hakkında değerlendirilme yapılmamıştır..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Dosya kapsamından, 21/07/2015 günü saat 10.18 sıralarında, asıl dosyada davalı ...'nün sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetle Tekirdağ yönünden gelip Devlet Karayolu üzerinden ... yönünde seyirle 20.km civarına geldiğinde kendisi ile aynı yönde ve sağ şeritte gitmekte olan asıl ve birleşen dosyada davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı boş akaryakıt tankerinin solundaki şeritten geçmek isterken aracının sağ ön-yan kısımları ile, orta refüj boşluğunun olduğu yerden Tekirdağ yönüne doğru "U" dönüşü yapmak düşüncesi ile sol tarafa doğru dönüşe geçen ... idaresindeki söz konusu aracın sol yan kısımlarının çarpışması sonucu birden çok kişinin öldüğü, asıl dosya davacısı ...'ın mütevaffa ...'in oğlu, müteveffa...'in kardeşi olduğu; birleşen dosya davacısı ...'in mütevaffa ...'in annesi, müteveffa...'in anneannesi olduğu; birleşen dosya davacıları ... ve ...'in ise mütevaffa ...'in kardeşleri, müteveffa...'in dayıları olduğu; asıl davada destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat, birleşen davada manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hüküme karşı Dairemizce yapılan incelemede; asıl dosya davacısı ...'ın müteveffa kardeşi... nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanacağı, faizin türü ve başlangıç tarihinin yanlış belirlendiği, müterafik kusur ve yol kusurunun değerlendirilmesi gerektiği, birleşen davanın açılmamış sayılması gerektiği, davacı ... için 25 yaşına kadar destek süresi hesaplanmasının doğru olmadığı itirazları ile ilgili istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği anlaşılmakla, yeniden aynı istinaf sebepleri hakkında inceleme yapılmamıştır.İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hüküme karşı; davalı ... A.Ş. vekilinin ... tarafından peşin sermaye geliri bağlanmışsa bunun tazminattan mahsubu gerektiği, olayın iş kazası olduğu yönünde istinaf yasa yoluna başvurulmadığından davacılar lehine usuli kazanılmış hak oluşmuş olması nedeniyle bu istinaf nedenlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hükümdeki maddi tazminat miktarına karşı davalılar vekilleri de istinaf yasa yoluna başvurduğundan, maddi tazminat miktarının davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmadığı anlaşılmakla Dairemizin kaldırma kararından sonra belirlenen maddi tazminatın ilk hükümdeki maddi tazminat miktarından düşük olamayacağına dair asıl dosya davacı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda ... Heyeti'nden seçilen 3 kişilik bilirkişi kurulu oluşturularak alınan kusur raporuna göre kazanın meydana gelmesinde ... plakalı kamyonet sürücüsü ...'nün %25, ... plakalı tanker sürücüsü ...'nın %75 kusurlu olduğunun tespit edilmiş olmasına, bu durumda Mahkemece aldırılan kusur raporu ile kaza tespit tutanağının birbiriyle örtüşmesi ve olayın oluşuna uygun düşmesine, dosya üzerinden yapılan kusur incelemesi yeterli olup ayrıca keşif yapılmasına gerek bulunmamasına göre Mahkemece üç kişilik bilirkişiden alınan kusur raporu esas alınarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından taraf vekillerinin kusur yönünden istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Olayla ilgili ceza yargılamasının yapıldığı Tekirdağ 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/192 Esas sayılı dosyasında, müteveffa ... ve...'in içinde bulundukları ... plakalı araç sürücüsü ...'nün kusursuz olduğu yönündeki kabul ile beraatine karar verildiği, beraat kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği, ... plakalı tanker sürücüsü ...'nın tam kusurlu olduğu yönündeki kabul ile mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 12.Ceza Dairesi'nin 2019/4007 Esas, 2020/1823 Karar sayılı kararı ile onanmakla 20/02/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar.Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar.Ceza Mahkemesince, sanık ...'nın mahkumiyetine, sanık ...'nün beraatine karar verildiği ve bu kararların kesinleştiği, kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgulara göre (...Olay günü katılan ..., kardeşi ..., annesi ... ve ...'in Yunanistan'a tatile gitmek amacıyla sanık ...'nün kullandığı ... plakalı araçla İstanbul'dan yola çıktıkları, diğer sanık ...'nın ise kullanmış olduğu ... plakalı tankerle kaza yerine 1 km geride bulunan akaryakıt istasyonuna yakıt bıraktıktan sonra hareket ettiği, saat 10:18 sularında sanık ...'nın sevk ve idaresi altında bulunan ... plaka sayılı tanker cinsi kamyon ile Tekirdağ istikametinden Malkara istikametine seyir halinde olduğu, ... 110-03 karayolunun ... Fabrikası önü ... mevkiine geldiğinde Tekirdağ'a dönmek amacıyla duble yol üzerinde sola dönüş yaptığı, yine aynı istikamette seyir halinde olan sanık ...'nün kullanımında olan ve yolcu olarak da müteveffalar ..., ... ve ... ile yaralanan ...'ın olduğu ... plaka sayılı aracı ile sol şerit üzerinde ilerlerken kontrolsüz kavşak üzerinde trafik kazasının meydana geldiği, meydana gelen kaza sonucunda her iki araç sürücüsünün ve bir de katılan ...'ın BTM ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, kaza sonucu sanık ...'nün kullanmış olduğu araçta bulunan maktül ...'ın genel beden travmasına bağlı kafatası,seri kot,üst ekstremite ve pelvis kemik kırıklarıyla birlikte beyin kanaması,iç organ ve büyük damar yaralanmasında gelişen iç kanama sonucu nedeniyle vefat ettiği,aynı araçta bulunan ...'ın genel beden travmasına bağlı kafatası ve ekstremite kemik kırıkları ile birlikte,beyin kanaması,iç organ yaralanması ve büyük damar yaralanmasına bağlı dış kanama sonununda vefat ettiği,yine aynı araçta bulunan maktül ...'in genel beden travmasına bağlı kafatası,seri kot,ekstremite,omur kırıklarıyla birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama,beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu vefat ettiği, hazırlık aşamasında trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen rapora göre olayın meydana gelmesinde sanık ...'nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 53/1-b ve 67. maddesinde belirtilen kusurlu hareketleri yaparak "araç sürücülerinin yolun sağına ve soluna yanaşırken,şerit değiştiriken,sağa,sola ve geriye dönerken veya bunlara benzer hallerde karayolunu kullananlar için tehlike ve engel yaratmamaları ve manevraları sırasında dönüş ışıklarını yakarak veya kol işareti vererek manevralarını yapmaları,işaretten önce iç ve dış aynalardan ön,yan ve arkadaki trafik durumunu kontrol etmek"maddelerini ihlal etmiş olduğundan asli derecede kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsü sanık ...'nün ise Karayolları Trafik Knaununu 54/b maddesini ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğunun bildirildiği, Mahkememizce dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesi neticesinde Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapora göre sanık ...'nın sevk ve idaresindeki akaryakıt tankeri ile kavşak olmayan ve aracının teknik yapısı itibariyle de "U" dönüşüne uygun olmayan bir noktadan,yine sol şeritten yakın mesafeden gelmekte olan diğer sanık idaresindeki araca rağmen tehlike arz eder şekilde dönüşe geçerek sözkonusu diğer aracın önünü kapatıp hatalı "U" dönüşü manevrası kural ihlali ile neden olduğu olayda asli ve tam kusurlu olduğu,diğer sanık sürücü ...'nün sevk ve idaresindeki kamyonetle sol şeridi takiben seyri sırasında sağ şeritte giderken kısa mesafeden aniden sola yönelerek önünü kapatan diğer sanık idaresindeki araçla çarpışması sonucu karıştığı olayda etkenlik arzedecek herhangi bir trafik kural ihlali görülmediğinden atfi kabil kusurunun bulunmadığının bildirildiği, kazayla ilgili düzenlenen Adli Tıp Raporunun dosya kapsamına göre daha uygun olduğu dosya içerisindeki kazaya ilişkin görüntülerden de anlaşıldığı,bu nedenle yeniden dosyanın bilirkişiye gönderilmesine ve keşif yapılmasına gerek duyulmadığı, sanık ...'ya ait ... sınıfı ... sicil nolu sürücü belgesinin suç tarihi itibariyle geçerli olduğunun bildirildiği dosyada mevcut tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinden anlaşılmakla sanık ...'nın olay günü sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı akaryakıt tankeri ile asli ve tam kusurlu olarak dikkatsizliği ve tedbirsizliği nedeniyle kavşak olmayan ve aracının teknik yapısı itibariyle de "U" dönüşüne uygun olmayan bir noktadan,yine sol şeritten yakın mesafeden gelmekte olan diğer sanık idaresindeki araca rağmen tehlike arz eder şekilde dönüşe geçerek sözkonusu diğer aracın önünü kapatıp hatalı "U" dönüşü manevrası kural ihlali ile Tekirdağ istikametinden gelmekte olan ve kendi şeridinde seyir halinde bulunan diğer sanık ...'nün kullanmış olduğu ...plakalı aracın çarpmasına neden olmak suretiyle 3 kişinin ölümü ile 1 kişinin yaralanmasına sebebiyet verdiği, meydana gelen bu olayda sanığın tamamen ve asli kusurlu olduğu...) değerlendirme yapılarak kusur oranı bakımından olayın oluş şekli ve ceza dosyası kapsamında alınan kusur raporu ile uyumlu olarak davalı ... kusursuz kabul edilerek ... hakkındaki davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş; ... plakalı araç sürücüsünün kusursuz olmasına göre, ... plakalı aracın ... sigortacısı olan davalı... A.Ş. hakkındaki davanın reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekeceğinden, hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasında; ...'in annesinin kaza tarihinde sağ olup, destek payı ayrılmasında, sağ kalan tek çocuğu davacı ...'nin kaza tarihinde 17 yaşında olup, 25 yaşına kadar destek payı ayrılmış olmasında bir isabetsizlik olmadığından bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. İstanbul Mezarlıklar Müdürlüğünün cevabı yazılarına göre zorunlu cenaze giderlerinin ücretsiz yerine getirildiği, kaza tarihi itibariyle 100,00 TL yer bedeli alındığı ancak dosya içerisinde mevcut cenaze ve mezar yeri ile defin gideri için düzenlendiği anlaşılan toplam 8.980,00 TL cenaze gideri yönünden talebin kabulü yerine, sadece 100,00 TL yönünden kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.Asıl dosya davacısı ...'ın mütevaffa ...'in oğlu, müteveffa...'in kardeşi olduğu; birleşen dosya davacısı ...'in mütevaffa ...'in annesi, müteveffa...'in anneannesi olduğu; birleşen dosya davacıları ... ve ...'in ise mütevaffa ...'in kardeşleri, müteveffa...'in dayıları olduğu anlaşılmakla, ölüm olayından manevi zarar gördükleri kuşkusuz olup, manevi tazminatın ispatlanmadığına ve gerekçesiz olduğuna dair istinaf itirazları yerinde görülmemiş; TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun olmadığı, yetersiz ve bir miktar az olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminat miktarına dair davacıların istinaf itirazları yerinde görülmüştür.Müteveffa ...'in gelirine yönelik istinaf itirazları değerlendirildiğinde; ... Şti.'nin ortağı ve yöneticisi olup destek hesabında esas alınması gereken kazanç miktarı, ortağı olduğu şirketten fikri ve yönetsel çalışması nedeniyle elde ettiği vefat tarihinden önceki son geliri olacaktır. İlk Derece Mahkemesince destekten yoksun kalma tazminat talebi bakımından hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda desteğin geliri şirket kayıtları yerine afaki olarak belirlenerek hesaplama yapılması eksik incelemeye dayalı olmuştur.Bu durumda kaza tarihi itibariyle ... Şti.'nin ticaret sicilindeki kayıtları getirtilmeli, müteveffanın bu şirketin ortağı veya müdürü olup olmadığı denetlenmeli, şirket ortağı olduğunun belirlenmesi halinde öncelikle müteveffanın ortağı olduğu şirkete yazı yazılarak kaza tarihi ve öncesinde yönetim kurulu üyelerine, şirket ortaklarına ücret ödemesi yapılıp yapılmadığı ve ne şekilde ödeme yapıldığı ( elden, banka yolu ile vs.) sorulmalı, müteveffaya banka yolu ile ödeme yapılıyor ise ücret adı altında yapılan ödemeleri gösterir hesap hareketleri ilgili Bankadan istenmeli, gelen yazı cevapları ve Banka kanalı ile ya da müteveffanın imzası ile ücret ödemesinin belgelenememesi halinde şirket ticari defterleri üzerinde resen seçilecek bir mali müşavir bilirkişiden müteveffanın, kişisel yetenek ve emeğinin şirket gelirine katkısı belirlenmesi, müteveffanın geliri tespit edilemediği halde aynı nitelikteki bir şirkette aynı nitelikte çalışan bir kişinin elde edeceği gelir araştırılarak davacının şirket ile ilgili gerçek geliri tespit edilerek aktüer bilirkişiden ek rapor alınmalı ve usuli kazanılmış haklarda gözetilerek sonucuna göre karar verilmelidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 21/06/2018 tarih, 2015/10024 Esas ve 2018/6209 Karar sayılı kararı).Açıklanan nedenlerle, davacılar ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacılar ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar ve davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/02/2026