T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/820 KARAR NO : 2025/1744 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.02.2023 NUMARASI : 2021/182 E. - 2023/100 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 05.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.12.2025 İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.02.2023 tarih 2021/182 E. - 2023/100 K. sayılı karar…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/820 KARAR NO : 2025/1744 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.02.2023 NUMARASI : 2021/182 E. - 2023/100 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 05.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.12.2025 İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.02.2023 tarih 2021/182 E. - 2023/100 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davalı borçluların müvekkili Kooperatif aracılığıyla 29.12.2016 tarihinde .... A.Ş.'den Kooperatif Kredileri Sözleşmesi ile 125.000.-TL kredi kullandıklarını, davalıların baba-oğul olduklarını, davalı borçlu ...'nin asıl borçlu, diğer davalı ...'nin müşterek ve müteselsil kefil olduğunu ayrıca kredinin teminatı olarak kendisine ait taşınmazı ipotek ettirdiğini, kredinin beş yılda 20 taksit ile ödeneceğinin ödeme planı ile hesaplandığını, davalıların ilk 4 taksiti ödenmiş olmalarına rağmen icra takibi konusu olan 28.03.2018 - 28.06.29018 -08.09.2018 - 28.12.2018 - 28.03.2019 - 28.06.2019 - 28.09.2019 - 28.12.2019 vadeli 8 taksit ödenmediğinden borçlular hakkında İzmir 19. İcra Müdürlüğünün 2020/3291 E. Sayılı takip dosyası ile 13.03.2020 tarihinde toplam 77.401,31-TL üzerinden takibe başlandığını, davalıların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, .... tarafından müvekkili kooperatif aracılığıyla verilen kredi sözleşmelerinde borçluların kredi taksitlerini vadelerinde ödemedikleri takdirde bankanın, sözleşme şekli itibariyle kooperatifin hesaplarından taksit tutarlarını çekmekte ve kooperatif borçlulardan alacaklı duruma geçtiğini, davalıların ödemedikleri taksitlerin kooperatif hesabından çekildiğini, 63.778.30TL tutara vade tarihinden itibaren yıllık o dönemdeki temerrüt faizi olan % 20 oranda temerrüt faizi işletilerek icra takibine başlandığını, beyanla davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkili ...'nin diğer müvekkili ...'nin davacı... Koop. aracılığı ile... Bankasından 125.000-TL kullanmış olduğu krediye kefil olduğunu, bu kefaleti dolayısıyla kendisine ait .... İli, ... İlçesi, ... Mah. ...Ada, .../....arsa paylı.... Kat meskenini 250.000-TL bedelle ipotek verdiğini, kredi asıl borçlusu müvekkili ...'nin kredi taksitlerini ödememesi üzerine davalı tarafından takibe başlandığını, hangi ayların kredi tutarları ödenmediğinin belli olmaksızın icra takibine başlandığını, müvekkillerinin borcunun ipotekle temin edildiğini, öncelikle İİK. 45.maddesi gereği rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmasının gerektiğini, kredi borçlusu ve kefile muacceliyet ihtarının da söz konusu olmadığını, 6098 sayılı TBK 586. Maddesi gereği müvekkili ...' den ipotek alındığından alacaklının asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilmesi için borçlunun ifada gecikmesinin veya ihtarın sonuçsuz kalması veya ödeme güçlüğü içinde olmasının gerekeceğini, müvekkili ...'nin miktara kefil olduğuna ilişkin açık ve net herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi BK. 583 md. belirtilen kefalete ilişkin şartlarında bulunmadığını, kefilden eş muvafakatinin de alınmadığını, İzmir 3 İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/341 E. dosyası ile takibin iptalinin istendiğini, bu nedenle iş bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı.... A.Ş ile davalı ... arasında 26.12.2016 düzenleme tarihli 125.000.-TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeyi davalı ... ..inin 250.000.-TL kefalet limitli ve davacı kooperatifin 125.000.-TL Kefalet limitli olarak müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış oldukları, davacı.... Kooperatifi ile davalı ... arasında 27.12.2016 düzenleme tarihli 125.000.-TL limitli Kooperatif Kredi Sözleşmesi ile davacı ile davalılar arasında Kredi Çerçeve Sözleşmesine ek olarak taahhütnameler ve kefalet sözleşmesi akdedildiği, davacı kooperatif tarafından alınan kefalet sözleşmesinde davalı ...' nin 125.000.-TL kefalet limitli olduğununun beyanla sözleşmeyi imzaladığı, 6098 sayılı TBK. Kefalet hükümleri doğrultusunda kefalet limiti, kefalet tarihi ve kefalet türünün el yazısı ile yazılmış olduğu, davalı asıl borçlu ...'nin kredi kullanma talebi ve akdedilen sözleşmeler kapsamında davacı Kooperatif tarafından 28.12.2016 tarihinde % 5 akdi faiz oranı ile 125.000.-TL işletme kredisi kullandırıldığı, kredi 3 ayda bir 6.250.-TL anapara ve ödendiği tarihte tahakkuk edecek faiz ve ekleri ile geri ödenmek üzere ödeme planını bağlandığı, kredinin teminatına ...'nin maliki bulunduğu.... İli,.... İlçesi, .... Mahallesi, ... ada, .... parselde kayıtlı.... Kat ... no.lu mesken nitelikli taşınmaz asıl borçlu ...'nin kooperatiften aldığı ve alacağı borçlarının teminatı olarak 250.000.-TL bedelle kooperatif lehine ipotek edildiği, ipotekle ilgili olarak davalı taşınmaz maliki ....'nin eş muvafakatinin alındığı, kredinin 28.03.2017-28.12.2017 tarih aralığına ait 4 taksiti ödenmiş, 28.03.2018-28.12.2019 tarih aralığına ait 8 adet taksit ödenmediğinden dava dışı banka ile davacı kooperatif arasındaki protokoller ve sözleşmeler kapsamında taksit tutarları kooperatifin hesabından tahsil edildiği, kredi taksitlerinin davalılar tarafından vadesinde ödenmemesi üzerine, dava dışı banka tarafından davacı kooperatifin hesabından kredi taksitlerinin tahsil edilmiş olduğu, davalı asıl borçlu tarafından ödenmeyen ve davacı kooperatif hesabından dava dışı banka tarafından tahsil edilen kredi taksit tutarları dosyada mevcut banka dekontlarından tespitinin yapıldığı, böylelikle .... Kooperatifi alacağından davalı ... ..'nin asıl borçlu sıfatıyla, davalı ...'nin tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, alacağın asıl borçlu yönünden 250.000.-TL taşınmaz ipoteği ile teminat altına alındığı, davalının kefaletine ve borçtan sorumluluğu bulunmadığı yönündeki itirazı hakkında; bekletici mesele yapılan İzmir 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/341 E. 2021/588 K.sayılı kararı dosyasında İzmir 19.İcra Dairesinin 2020/3291 E.sayılı takibin iptaline karar verildiği, davacı vekilinin 31/10/2022 havale tarihli ıslah dilekçesi ile Mahkeme dosyasında sabit olan alacaklarının tahsili için takip dosyası iptal edildiğinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davayı alacak davası olarak ıslah etikleri, alacaklının genel hükümlere göre borçlu hakkında dava açmasını engellemeyeceği, bu hükmün sadece icra iflas takipleri için olduğu, alacaklının açtığı dava sonunda aldığı ilama dayanarak sadece rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, İİK.'nın 32.maddesi gereğince ilamlı takip yaparak borçlunun mallarını haciz ettiremiyeceği ve doğrudan iflasını isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 63.778,30-TL asıl alacak, 13.623,01-TL işlemiş faiz olmak üzere 77.401,31-TL toplam alacağın takip tarihi olan 13/03/2020 tarihinden itibaren asıl alacak için işleyecek yıllık % 20 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar vekili, alacaklı tarafından borçlular hakkında genel kredi sözleşmesine dayalı olarak İzmir 19.İcra Müdürlüğü'nün 2020/3291 E.sayılı takip dosyasından genel haciz yolu ile (7 örnek) ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak borçluların borcunun ipotekle temin edildiğini, bu nedenle İİK'nun 45. maddesi gereğince öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerektiğini, İzmir 3 İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/341 E. Dosyası ile takibin iptalinin istendiğini, yargılama neticesinde takibin iptaline karar verildiğini, bunun üzerine davacının davasını ıslah ederek alacak davasına çevirdiğini, ıslah edilen davanın kabulune karar verildiğini, bu kararın tamamı ile mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, kararda her ne kadar davacı kooperatifin esnafa verilen kredi sözleşmelerinde borçlular kredi tutarlarını ödemesi nedeni ile iş bu bedellerin davacı tarafından zorunlu olarak ödendiğini bu nedenle de davalılardan alacaklı konuma geldiklerini bu nedenle açılan icra takibinin ödenen bu bedellerin rücuen tahsil talebinin olduğu beyan edilmiş olsa da açılan icra takibi incelendiğinde rücuen tahsil talebi olmayıp kredi taksit tutarlarının istendiğini, dava konusu takip dosyasındaki asıl alacak olan ana para ve dönem faizi tutarının, davacı tarafından ....A.Ş. Tarafından ... adına kooperatif hesaplarından ana para ve dönem faizi toplamı olarak 63.778,30.TL üzerinden vade tarihinden itibaren yıllık o dönemdeki temerrüt faizi olan% 20 oranda temerrüt faizi ödediklerinden bahisle %20 faiz işletilerek icra takibine başlatıldığından bahsedilmiş olsalar da davacı tarafından iş bu bedellerin ödendiğine dair herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığını, bu nedenle davacı tarafından iş bu icra takibinin rucen tahsil talebine dayandığına göre istenen faiz bedelinin ödendiğinin de belgelenmesi gerektiğini, kabul anlamına gelememek üzere davacı tarafından ödenmemiş olan faiz tutarının rücuen tahsil adı altında talep edildiğini, bu nedenle akdi faiz değil yasal faiz olması gerektiğini, esas borç yanında kefalet iddiasının da mesnetsiz durumda olup, kefaletin usulsüz şekilde alındığını, kefalete dayalı hukuki takibin usule uygun şekilde yürütülmediğini, kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarih itibari ile evli olan kefil ...'nin TBK 584. Maddesi kapsamında eş muvafakatinin alınmadığını, dosya içerisinde mevcut olan belgelerden müvekkillerinden ...'nin ne kadar miktara kefil olduğuna ilişkin açık ve net herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi BK. 583. Maddesinde belirtilen kefalete ilişkin şartların da bulunmadığını, dosya içerisine sunulu bulunan 27/12/2016 tarihli kredi sözleşmesinde 250.000-TL ipotek tesis edilmesi şartı ile tahsis olunmuş dense de 28/12/2016 tarihli kefalet sözleşmesinde "125.000-TL'ye müteselsil kefil olmayı kabul ediyorum" ibaresi bulunduğunu, bu durumun TBK anlamında usulüne uygun alınmış bir kefaletin olmadığını gösterdiğini, icra takip dosyası incelendiğinde alacaklı asıl kredi borçlusu ve müteselsil kefil müvekkiline takibe konu kredi taksitlerinin ödemesi veya muaceliyet ihtarının da söz konusu olmadığını, müvekkilinin müteselsil kefil sıfatı ile kendi kefaletinin teminatı olarak ipotek vermiş olduğundan (kefaletin hukuka uygun alındığı kabul anlamına gelmemek kaydi ile)asıl borçlu konumuna geleceğinden İİK. 45. maddesi uyarınca önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılması gerekmekte olup haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak 7 örnek ödeme emri ile icrai işlemi girişilmesi haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, dava dışı ....'tan davacı aracılığı ile kullanılan krediden kaynaklı yapılan ödemenin rücusuna yönelik alacak davası istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 581. maddesine göre; kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Bir sözleşmenin kefalet sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi için, asıl borçtan sorumlu olmayan bir kişinin (kefilin), alacaklıya karşı, asıl borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde ortaya çıkacak olumsuz sonuçları kişisel olarak karşılamayı üstlenmesi gerekir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere kefalet sözleşmesinde, borçlunun borcunu ifa etmemesi riskine karşı üçüncü bir kişi tarafından alacaklıya kişisel teminat sağlanmaktadır. TBK'nın 582. Maddesine göre ise kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Kefalet sözleşmesinin geçerli olması için, kefaletle teminat altına alınan bir borcun mevcut ve geçerli olarak bulunması gerekir. Bu yönüyle kefalet sözleşmesi, geçerli bir asıl borca bağlıdır. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, 584. maddesinde eşlerin diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği ve bu rızanın da sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması gerektiği düzenlenmiştir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Anılan düzenlemeden anlaşıldığı üzere şekle uymamanın yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır. Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular. Mahkeme emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır. (Yargıtay HGK. 13/03/2013 tarih ve 2013/802 esas ve 2013/347 karar sayılı ilamı) Bununla birlikte her ne kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584 üncü maddesi gereğince evli eşlerin kefaletinin geçerli olması için eş rızasının aranması gerekmekte ise de, maddenin üçüncü fıkrasında "27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar tarafından yürütülen faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına dair Kanun (5570 sayılı Kanun) kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz" hükmü bulunmaktadır. Somut olayda davacı aracılığı ile dava dışı ....A.Ş.'den davalı ... tarafından kullanılan 29/12/2016 tarihli ve 125.000,00 TL bedelli krediye diğer davalı ... .'ın müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, adı geçen kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve niteliği gereği müteselsil ibaresinin ayrıca ve el yazısıyla yazıldığı gibi faiz destekli kredi olan davaya konu sözleşme için eş rızasına gerek bulunmadığından aksi belirtilmekte ise de dosya kapsamına göre davalı ... yönünden verilen kefaletin geçerli olduğu (Yargıtay 11. HD'nin 2021/8256 esas ve 2023/2271 karar sayılı ilamı), kredi borcuna ilişkin kefil tarafından verilen kefalet yanındaki ipotek sebebiyle adı geçen yönünden rehinin paraya çevrilmesine yönelik yasaya aykırılık ileri sürülmüş ise de inceleme konusu dosyanın rücuen tahsil istemine ilişkin olduğundan bu yönden yapılan savunmanın tahsile yönelik verilecek kararın infazı bakımından önem taşıdığından iş bu yargılama yönünden usul ve yasaya aykırı bir durum oluşturmadığı, dosyaya kazandırılan raporun açık, ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu ve bu nedenle İDM'ce hükme esas alınmasının yerinde olduğu buna göre her ne kadar aksi belirtilmiş ise de söz konusu rapor ve davacı yanca sunulan beyan ekindeki dekont kapsamında talep konusu taksitlerin bedelinin davacı tarafından ödendiği anlaşılmakla ödenen tutarın davalılardan tahsil yönündeki istem bakımından davacı talebinin yerinde olduğu ve bu nedenle de İDM'ce bu yönden yapılan tespite iştirak edildiği, kredi sözleşmesi ile belirlenen faiz oranı baz alınarak davalılardan talepte bulunulamayacağı belirtilmiş ise de davalı ... tarafından verilen kefalet sözleşmesi başlıklı 28/12/2016 tarihli belge ile davalı ... tarafından verilen taahhütname başlıklı 28/12/2016 tarihli belge içeriğine göre kredi sözleşmesindeki oranın benimsendiği göz önüne alındığında talep konusu faiz oranı da sözleşmesel faiz oranının altında olduğundan talep edilen faiz oranı yerinde görülmekle mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar yerinde ve isabetli olduğundan davalılar vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan 5.287,28 TL'den peşin alınan 1.321,82 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.965,46 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 05.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...