T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1188 - 2025/1212 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1188 KARAR NO : 2025/1212 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2023 NUMARASI : 2023/59 Esas 2023/547 Karar DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 16.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 14.11.2025 İlk Derece Mahkeme…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1188 - 2025/1212 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1188 KARAR NO : 2025/1212 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2023 NUMARASI : 2023/59 Esas 2023/547 Karar DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 16.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 14.11.2025 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 25.09.2021 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... araç ile davacı idaresindeki motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu olup davacının kusuru bulunmadığını, Ankara Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen 05.10.2022 tarihli raporda davacının engel oranının % 7 olarak belirlendiğini, davacının motokurye olarak çalıştığını, davacının maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, 800,00 TL sürekli iş göremezlik, 200,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılar ... ve ...’dan müştereken tahsiline karar verilmesini istemiş, 17.04.2023 tarihli duruşmada davalı sigorta şirketi ile sulh olunması nedeniyle maddi tazminat talebinden feragat edildiğini beyan etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili, davacı tarafça usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, kazanın trafik iş kazası mahiyetinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalılar ... ve ... vekili, ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, kusura ilişkin iddiaların doğru olmadığını, kazada davacının tam kusurlu olduğunu, davacı idaresindeki motosikletin çok hızlı olduğunu, maluliyete ilişkin iddiaları kabul etmediklerini, manevi tazminat talebinin fahiş olup sebepsiz zenginleşme niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, 07.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün kusursuz olduğunun belirtildiği, maddi tazminat talebinden feragat edildiği, manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler esas alınarak maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle tüm davalılar bakımından reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.09.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, hükme karşı manevi tazminat yönünden istinaf başvurusunda bulunduklarını, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının çok düşük olduğunu, davacının ağır beden gücüne bağlı iş ile geçimini sağlamasının nazara alınmadığını, motokurye olarak çalışan davacıda oluşan yaralanmanın iş hayatını olumsuz etkileyeceğini, dava dilekçesindeki manevi tazminat talebinin olaya uygun olduğunu, manevi tazminat talebinin kabulü gerektiğini belirterek istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 25.09.2021 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araç ile davacı idaresindeki motosikletin çapıştığı kazada davacının yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, yargılama sırasında maddi tazminat talebinden feragat edilmiş, mahkemece maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkimin manevi tazminat tutarını somutlaştırabilmesi için zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranı ile kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihe göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiği Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 25.09.2021 tarihinde davacının idaresindeki motosiklet ile davalı ... idaresindeki aracın karıştığı kazada davacının yaralandığı, maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada maddi tazminat talebinden yargılama sırasında feragat edildiği, manevi tazminat talebi yönünden yargılamanın sürdürüldüğü, dava dilekçesi ekinde ibraz edilen Ankara Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen 05.10.2022 tarihli sağlık kurulu raporunda davacının engel oranının % 7 olarak belirtildiği, ne var ki yargılama sırasında davacının maluliyetine ilişkin yukarıda açıklanan ilkelere uygun biçimde rapor alınmadan yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacının dava konusu kaza sonucu yaralanma nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı, iyileşme süresi, gördüğü tedavilere ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadan davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşıldığından, öncelikle davacının kaza nedeniyle gördüğü tedavilere ilişkin evrak getirilerek kaza nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı, iyileşme süresi, gördüğü tedavilere ilişkin olarak yukarıda belirtildiği şekilde Yargıtay uygulamalarına göre olay tarihinde geçerli kabul edilen Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirleme yapılması için Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıklarından rapor alınması, tahkikatın eksiksiz tamamlanarak manevi tazminatın belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 16.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.