Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; meydana gelen trafik kazasında ... sevk ve idaresindeki...plakalı ve davalı şirket tarafından ZMSS Poliçesi ile sigortalı bulunan aracın karıştığı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasında davacının yaralandığını ve sakat kaldığını, davacı malul kaldığından davalı ... şirketine gerekli evraklarla başvurularak ödeme yapılmasının istendiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının ... doğumlu olduğunu, beden gücü kayıp oranının belirlenerek, d
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğlu ...'ın 26/03/2008 tarihinde meydana gelen kazada vefat ettiğini, kazanın oluşumunda davalı ... şirketine ZMMS sigortalı olan ... plakalı araç sürücüsünün %100 kusuru olduğunu, müvekkillerinin murisin desteğinden yoksun kaldıklarını ileri sürerek şimdilik müvekkillerinden her biri için 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL'nin davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu talebin poliçe teminat kapsamı dışında kaldığını, vefat eden şahsın katıldığı hırsızlık olayı sonrası polisten kaçarken kazanın meydana gelmesi nedeniyle poliçe teminatı içinde olmadığını, müvekkilinin sigortalısının kusuru ve teminat limiti dahilinde sorumlu olduğunu, avans faizi talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme tarafından yapılan yargılamada; "Davanın arttırılan haliyle kabulüne, ... için 52.362,94 TL.destek tazminatının ve ... için 47.637,06 TL.destek tazminatının 09/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan tahsili ile davacılara ödenmesine," karar verilmiş, bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, 8 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, dava konusu talebin dayanağı olan kazanın müteveffanın hırsızlık suçuna karıştığı polisten kaçarken kaza yaptığı, kasten meydana gelen zararın TTK 1477, 1429 . maddeler gereğince poliçe teminat kapsamı dışında olduğu halde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesinde, “İşletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar., 85/son maddesinde ise, "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta ceza dosyası içeriğine göre davacıların murisinin sigortalı araçta sürücü mü yolcu mu olduğu tam olarak saptamamış olduğu, bu nedenle beraat kararı verildiği, dosya kapsamına göre de davalı tarafından müteveffanın sürücü olduğuna ilişkin başkaca bir delil sunulmadığı görülmektedir. Kaldı ki davacılar desteğin mirasçı olarak değil, zarar gören 3.kişi konumunda bulundukları, bu nedenle murisin kusurunun, davacılara yansıtılamayacağı, destekten yoksunluk zararını, davalı taraftan talep edebilecekleri ve kaza tarihi dikkate alındığında, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları hükümlerinin, taraflar arasındaki uyuşmazlığa uygunlanmasının mümkün olmadığı değerlendirildiğinde davalı vekilinin tazminat talebinin poliçe teminatı kapsamı dışında olduğuna ilişkin istinaf başvurusu yerinde değildir. KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 26/03/2008 tarihi ile dava tarihi olan 06/03/2017 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir. Bu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.