Başvuru; delillerin hatalı değerlendirilmesi suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesi ve yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir mahkemece yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının, tatbik edilen hukuk kurallarının öngörülemez nitelikte olması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; delillerin hatalı değerlendirilmesi suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesi ve yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir mahkemece yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının, tatbik edilen hukuk kurallarının öngörülemez nitelikte olması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. 1961 doğumlu olan başvurucu, bireysel başvuru konusu olayın meydana geldiği tarihte Gölcük Asker Hastanesi Baştabipliği bünyesinde diş hekimi olarak görev yapmaktadır. Gölcük Donanma Komutanlığı Askerî Savcılığının 30/12/2014 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun maddesinde düzenlenen hakikate muhalif rapor tanzim etme suçundan kamu davası açılmıştır. İddianamede özetle başvurucunun diş klinik şefi olarak görev yaptığı 2011 ile 2013 yılları arasında nöbet emirlerinde kendisine icap nöbeti yazılmadığı hâlde klinik şefi sıfatıyla imzaladığı performans listelerini kendisi de nöbet tutmuş gibi düzenleterek imzaladığı, toplamda hakikate muhalif on beş ayrı rapor tanzim etmek suretiyle zincirleme olarak atılı suçu işlediği iddia edilmiştir. (Kapatılan) Gölcük Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesinde (Mahkeme) görülen davada müdafiinin de hazır bulunduğu duruşmanın ilk celsesinde başvurucu, savunma yapmıştır. Başvurucu savunmasında özetle diş kliniği servisinde görev yaptığı dönemde şef sıfatıyla çok sayıda resmî belge imzaladığını, icap nöbetleriyle ilgili belgeyi imzalarken ücret tahakkuk edileceğini bilmediğini, baştabipliğin kendisine bilgi vermesi üzerine dava konusu olaydan haberdar olduğunu, suç işleme kastıyla hareket etmediğini ileri sürmüştür. Öte yandan 1632 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi uyarınca olayda Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) çıkarılma cezasının uygulanması ihtimali olduğundan başvurucunun ek savunması alınmıştır. Başvurucu ek savunmasında özetle klinik şefi olarak görev yaptığı dönemde maaşların ve ek ödemelerin nasıl hesaplandığı hususunda bilgisinin bulunmadığını, kendisinden önceki uygulamayı devam ettirdiğini, maaş ve ek ödemelerin nasıl hesaplanması gerektiği konusunda herhangi bir eğitim almadığını, performans evrakında imzası bulunan sıralı amirlerince de kendisine yönelik bir eksiklik veya hata bildirilmediğini ifade etmiştir. Mahkeme duruşmanın takip eden celselerinde TSK bünyesinde farklı unvanlarla görev yapan O.K., B.S., Ü.Ş., G., N.A., , A.E.A. ve E.K. isimli tanıkların olayla ilgili beyanlarına başvurmuştur. Yargılama sonucunda başvurucunun hakikate muhalif rapor tanzim etme suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın paraya çevrilmesine 25/5/2016 tarihinde karar verilmiştir. Buna göre başvurucu 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmıştır. Ayrıca başvurucunun üzerine atılı suçun niteliği dikkate alınarak 1632 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi uyarınca TSK'dan çıkarılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararda tanık beyanlarına atıf yapılmak suretiyle performans listelerinin hazırlanmasına başvurucunun doğrudan katkı sağladığı ve icap nöbetlerine ilişkin belgenin hazırlanması için gerekli bilgileri görevli personele söyleyerek ya da bildirerek hazırlattırıldığı, olayın ortaya çıkmasından sonra ise performans listelerinin doldurulması ve takibinin baştabip yardımcılığının sekreteryası tarafından yapıldığı belirtilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir: "Yerleşik uygulamaya göre As.K.nun 134’ncü maddesinde yer alan suçun oluşabilmesi için; askeri hizmete ilişkin bir konuda üst ve amirlerini kandırma şuur ve iradesiyle hareket edilerek, bu kişilere hakikâte aykırı bilgiler içeren rapor, belge, takrir veya layiha sunulması yada gerçeğe aykırı olduğu bilinmesine karşın, bu nitelikteki evrakın üst ve amirlere takdimine neden olunması gerekmektedir....Dinlenilen tanık anlatımlarından; (tanıklar İda. Üçvş. [O.K.] (D/192-193), Bçvş. [B.S.] (D/196), Bçvş. [Ü.Ş.] (D/205), De.Me. [G.] (D/206), De.Me. [N.A.] (D/207), Tbp.Alb- [] (D/226), E. Diş Tbp.Aşlb. [A.E.A.] ve E.Tbp.Alb. [E.K.] (D/323)) olay tarihi itibariyle yargılama konusu olayda icap nöbetlerinin yazılmasında; klinik şefinin personel şubeye bilgi vermesi ve personel şubenin de o bilgiden yola çıkarak icap nöbet listelerini hazırladığı, performans listelerinin de sanığın ilgili personele söylemesiyle bilgisayarda yazıldığı, akabinde sanıkça imzalanıp Asker Hastanesi Baştabibine imzalatıldığı, ondan sonra da mali şubeye teslim edildiği, performans listelerinin hazırlanmasında sanığın doğrudan katkı sağladığı ve anılan bilgilerin sanık tarafından belgenin hazırlanmasında görevli olan personele söylenilerek yada bildirilerek hazırlattırıldığı, olayın ortaya çıkmasından sonra ise performans listelerinin doldurulması ve takibinin Baştabip yardımcılığının sekretaryası tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim sanık anlatımı da bu yöndedir. (Dz.197)...Yine performans listelerindeki sanık adına ödenen miktara bakıldığında iki gün nöbete denk gelen 35,76 TL ile başladığı, daha sonra icapçı olunan gün sayısının ve buna bağlı olarak sanığa ödenmesi gereken miktarın zamanla giderek arttığı, durumun idarece anlaşılamaması üzerine on güne ve 204,82 TL’ye kadar çıktığı görülmektedir. İcap tutulmadığı halde tutulan icap nöbeti sayısının düzenlenen performans listesi belgelerinde giderek artmış olmasının hatayla, gözden kaçmayla yada işleyişi bilmemeyle açıklanması mümkün değildir ve sanığın suç işleme kastını göstermektedir. Yine performans listelerinde diş servisinde olan tabip sayısı bellidir. Diş servisinde çoğunlukla dört diş tabibin ve en fazla altı tabibin yer aldığı ve tüm belgelerde en üst sırada sanığın bulunduğu görülmektedir. Çok sayıda personelin olmadığı ve ilk sırada kendisinin adı bulunan bahse konu performans listelerinde sanığın durumun fa[r]kına varmaması, konunun ödemelerle ilgisinin bulunmadığını bilmemesi mümkün değildir. Bu durum bahse konu eylemin sanık tarafından bilinçli ve kasıtlı olarak yapıldığını göstermektedir. Bunun farkında olmak için herhangi bir kurs-eğitim almaya da gerek yoktur. Açıklanan tüm bu nedenlerle anılan suçun maddi-manevi unsurları itibariyle oluştuğu, böylece sanığın 'Hakikate Muhalif Rapor Tanzim Etmek' suçunu işlediği, somut olayın görevi kötüye kullanmak-görevi ihmal boyutunu aştığı, tipiklik ve unsurlarının varlığı açısından As.K.nun 134’ncü maddesinde yer alan suça vücut verdiği değerlendirilmiş, atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir....Sanığın üzerine atılı suçun niteliği itibariyle As.K.nun 30/B maddesinin emredici hükmü uyarınca sanığın Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkartılmasına karar verilmiştir." Başvurucu 1/7/2016 tarihli dilekçesi ile diğerlerinin yanı sıra diş hekimi olarak görev yapması nedeniyle mali konularda teknik bilgisi olmadığını, bu nedenle amirlerini aldatma iradesiyle hareket etmediğini, ayrıca dava konusu belgelerin aldatıcılık niteliği taşımadığını ileri sürerek temyiz talebinde bulunmuştur. Karar, Yargıtay Ceza Dairesince 15/5/2019 tarihinde onanmıştır. Başvurucu, nihai kararı 28/6/2019 tarihinde öğrendikten sonra 29/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.