(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/2458 E. , 2009/8242 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, dava dışı .... isimli şahıs tarafından kimlik bilgilerinin çalınarak davalı bankadan kredi kartı temin edildiğini, ödenmeyen ka
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/2458 E. , 2009/8242 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, dava dışı .... isimli şahıs tarafından kimlik bilgilerinin çalınarak davalı bankadan kredi kartı temin edildiğini, ödenmeyen kart borçları nedeniyle hakkında takip başlatıldığı ileri sürerek, takibe konu sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığının ve davalı ile aralarında yapılmış bir sözleşme bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, taraflar arasında düzenlenen bir kredi kartı sözleşmesi bulunduğunu, davacının kredi kartını kullandığını ve ödemeler yaptığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, bilirkişi incelemesi sonucunda sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı bankaya bu dosyadaki kredi sözleşmesi gereğince borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davacı kredi kartı sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, kredi kartı kullanmadığı halde hakkında takip yapıldığını ileri sürmüştür. Davalı banka ise, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile davacıya kredi kartı verildiğini, harcama bedelinin ödenmediğini savunmuştur. Davacının şikayetçi sıfatı ile ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2005/10579 esas sayılı takip dosyasına kredi kartındaki imzanın kendisine ait olmadığı, isminin ve nüfus bilgilerinin kullanıldığı yolunda sahtecilik ve dolandırıcılık şikayetinde bulunduğu, yetkisizlik kararı ile dosyanın Ayvalık C.Başsavcılığına gönderilerek 2006/765 esas sayısını aldığı ve soruşturmanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacının imza itirazı üzerine yapılan imza incelemesi ile kredi kartı sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, mahkemece davalı bankanın savunmaları üzerinde durulmamış, hesap ekstrelerine ilişkin harcama belgeleri ile ilgili belgeler getirtilmemiş, kredi kartını kimin teslim aldığı araştırılmamıştır. Davacı, davalı bankaca verilen kredi kartı ile harcamalar yapmış ve fiilen kredi kartını kullanmışsa, sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmaması davacıyı kredi kartı harcamasını ödeme yükümlülüğünden kurtarmaz. Bu durumda mahkemece, davaya konu icra dosyası ile Ayvalık C.Başsavcılığının 2006/765 esas sayılı soruşturma dosyasının dosya arasına alınması, kredi kartı harcamaları mevcutsa buna ilişkin sliplerin davalı bankadan getirtilerek sliplerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılması, kredi kartının kime teslim edildiğinin, ödenen ekstreler var ise ödemelerin kim tarafından yapıldığının, kredi kartının fiili kullanıcısının davalı olup olmadığının araştırılması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik ve yetersiz inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 2-Davalı vekilinin, 19.02.2008 tarihli celseye katılamayacağına dair mazeretini cevap bonolu telgraf ile bildirdiği ve mahkemece 19.02.2008 tarihli celsede ”davalı vekilinin mazeretinin kabulü ile duruşma gününün kendisine tebliğine” karar verildiği halde, davalı vekiline duruşma günü tebliğ edilmemiştir. Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınmıştır. Davalıya savunma hakkını tam olarak kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamaz. Mahkemece, duruşma günü davalı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmeden, yokluğunda yargılama yapılarak karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.