Başvuru, alternatif koruma tedbirlerinin varlığına rağmen tutuklama kararı verilmesi, tutuklunun makul sürede hâkim önüne çıkarılmaması ve delil durumunun tahliyeyi gerektirmesine rağmen tahliye kararı verilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklular ile hükümlülerin aynı infaz rejimine tabi tutulması ve tutma koşulları nedenleriyle kötü muamele yasağının; tutuklulukta gerçekleşen ölüm olayı ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriy
Başvuru, alternatif koruma tedbirlerinin varlığına rağmen tutuklama kararı verilmesi, tutuklunun makul sürede hâkim önüne çıkarılmaması ve delil durumunun tahliyeyi gerektirmesine rağmen tahliye kararı verilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklular ile hükümlülerin aynı infaz rejimine tabi tutulması ve tutma koşulları nedenleriyle kötü muamele yasağının; tutuklulukta gerçekleşen ölüm olayı ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 30/10/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. OLAYLAR VE OLGULAR Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgeler ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından elde edilen soruşturma belgelerine göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun oğlu A.E., silahlı terör örgütüne yardım etme suçu nedeniyle 14/5/2008 tarihinde gözaltına alınmış, (kapatılan) İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK madde ile görevli) 15/5/2008 tarihli kararıyla da tutuklanmıştır. A.E. 20/5/2008 tarihinde Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu (Ceza İnfaz Kurumu) hekimi tarafından muayene edilmiştir. Bu muayeneye ilişkin raporda; normal fiziki muayene bulgularının olduğu, darp ve cebir izinin mevcut olmadığı, beyan edilen herhangi bir hususun bulunmadığı yazılıdır. A.E. 27/6/2008 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu revirinde muayene edilmiş, kendisine reaktif anksiyete teşhisi konularak ilaç reçete edilmiştir. Terör örgütü ile ilgisinin bulunmadığına ve başka bir ceza infaz kurumuna nakil olmak istediğine dair dilekçe vermesi üzerine A.E., bir başka odaya yerleştirilmiştir. A.E. 9/7/2008 tarihinde saat 30'da Ceza İnfaz Kurumu revirinde tekrar muayene edilmiş, kendisine reaktif anksiyete teşhisi konularak bir önceki verilenden farklı bir ilaç reçete edilmiştir. 9/7/2008 tarihinde saat 10 sıralarında meyve bıçağı ile boyun bölgesinin üç dört farklı yerini yüzeyel cilt kesisi meydana getirecek şekilde çizmesi nedeniyle Ceza İnfaz Kurumunda bulunan bir başka tutuklu/hükümlünün haber vermesi üzerine A.E. revire götürülmüştür. A.E.nin boynundaki kesiler adli rapor formunda "Basit tıbbi müdahale ile iyileşir." olarak tarif edilmiştir. Psikolojisinin iyi olmadığını ve ölmek istediğini beyan etmesi üzerine A.E., Ceza İnfaz Kurumu hekimince aynı gün Tekirdağ Devlet Hastanesi Acil Psikiyatri Polikliniğine sevk edilmiştir. A.E. Tekirdağ Devlet Hastanesi Acil Psikiyatri Polikliniğince 9/7/2008 tarihinde muayene edilmiş, kendisine depresyon teşhisi konup ilaç reçete edilerek Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Hastane) sevk edilmiştir. A.E. hakkında Hastane tarafından düzenlenen 10/7/2008 tarihli hasta yatış formuna hastanın geliş nedeni "yaşamdan zevk almama, ölme isteği" olarak yazılmış, formda bulgular "depresif sıkıntı, intihar düşüncesi" olarak belirtilmiştir. A.E., Hastanede bulunduğu süre içinde doktorlar tarafından değerlendirilmiş, hemşireler tarafından gözlenmiş ve kendisinin ilaç takipleri düzenli olarak yapılmıştır. Hemşire gözlem ve değerlendirme formuna göre A.E.; i. 14/7/2008 tarihinde kendisini asmak istediğini beyan etmiş, bu nedenle elbiseleri alınarak kameralı gözlem odasına alınmış ve yakından gözlenmiştir.ii. 18/7/2008 tarihinde kendisine zarar verici davranışlarda bulunmuş ve bu durum nöbetçi doktor tarafından değerlendirilmiş ve sakinleştirilmiştir.iii. 23/7/2008 tarihinde başka hastalara saldırmış ve bu nedenle doktor talimatı ile tespite alınmıştır. Tespit aynı gün sona ermiştir.iv. 25/7/2008 tarihinde başka bir hasta ile itişmiştir.v. 26/7/2008 ile 2/8/2008 tarihleri arasında herhangi bir sorun yaşamamış ve uyuma sorunu çekmemiştir. A.E. 2/8/2008 Cumartesi günü saat 45'te Hastanenin tutuklular için ayrılan kısmında yer alan banyoda asılı vaziyette bulunmuş ve yapılan tıbbi müdahaleye rağmen kurtarılamamıştır. A. Ceza Soruşturması Süreci Olay hakkında kendisine bilgi verilen Bakırköy nöbetçi Cumhuriyet savcısı, zabıt katibi ve olay yeri inceleme ekibiyle birlikte olay yerine intikal etmiş; olay yeri inceleme ekibine "olay yerinin titizlikle incelenmesi, fotoğraflandırılması, kroki düzenlenmesi, asıda kullanılan pijama üstüne atılan düğümün çeşitli açılardan fotoğraflarının çekilmesi, pijama üstünün düğümü bozulmadan korunması" talimatlarını vermiş, olay yerini bizzat incelemiş ve zabıt katibiyle 2/8/2008 tarihli olay yeri inceleme tutanağını düzenlemiştir. Söz konusu tutanağın ilgili kısmı şöyledir: "(...) Olay yerinin hemen adli servisin girişinde sağ tarafta bulunan koridorun sonunda adli servis banyosu olduğu, banyonun girişinin koridor sonunda girişe göre sağda olduğu, girişinde 332x195 ebatlarında hol, holün banyo girişine göre solunda banyo kapısı, banyo kısmına girildiğinde girişe göre sol tarafta üç adet kapısız duş, sağ tarafta bir klozet ve duvar dibinde bir duş bulunduğu, girişe göre karşı duvarda radyatör bulunduğu, duvar üst kısmında iki tarafta iki adet demir parmaklıklı, çerçevesi pimapenli ve asma kilitli havalandırma penceresi bulunduğu, banyo girişine göre sağda ve sağ dipteki duş üzerinde bulunan pencere demirinde düğümlü şekilde pijama bulunduğu, bu pijamanın bulunduğu pencerenin altındaki küvetin içinde mavi leğen ve üzerine devrilmiş şekilde beyaz plastik sandalye, biri küvetin içinde biri hemen 20 cm yanında iki adet siyah terlik bulunduğu, etrafta başkaca iz ve emare olmadığı, şüpheli bir durumun olmadığı görüldü. Banyo ayrıntılı olarak olay yeri inceleme ekibine fotoğraflattırıldı. Yapılan ölçümlerde banyonun toplam olarak 352x334 cm ebatlarında olduğu, tavan ile taban arasının 294 cm olduğu, pijamanın bağlı olduğu pencere demirinin alt kısmından küvet tabanının 200 cm olduğu, pijamanın parmaklığa takılı olduğu yerde pijama üst kısmında küvet aralığının 206 cm olduğu, yine pencerenin bağlı olduğu pencere demiri alt kısmında banyo zemininin 188 cm olduğu görüldü. Olay yeri banyo olduğu için banyoda kamera bulunmadığı anlaşıldı.(...)" Olay yeri incelemesinden sonra ceset üzerinde ölü muayenesi işlemi gerçekleştirilmiştir. Ölü haricî muayenesinde boyundaki 2 cm uzunluğundaki eski kesi izi, her iki kolda dirsek ve bilek arasında yüzeyel eski kesi izleri ve boğazda belirgin olmayan ası izi dışında vücutta herhangi bir darp ve cebir izi tespit edilememiştir. Ölü muayenesi işlemine katılan doktor bilirkişi, kesin ölüm sebebinin klasik otopsi işlemi yapılarak tespit edilmesinin yerinde olacağını belirtmiştir. Bunun üzerine kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla 3/8/2008 günü saat 20 sıralarında Ali Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince klasik otopsi yapılmıştır. Kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla yapılan klasik otopsi işlemi sonucunda hazırlanan 10/11/2008 tarihli otopsi raporunda, akciğerlerin yüzeylerinde antrakotik, subplevralpeteşial kanamalar olduğu, hyoid kemiğinin sağlam olduğu, telem altına uyan bölgelerde boyun sağ yanda ekimoz olduğu ve kişinin ölümünün ası sonucu meydana geldiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca iç organlarda yapılan sistematik toksikolojik analiz sonucunda aranan toksik maddelerden hiçbirinin bulunmadığı, kanda ve idrarda uyutucu-uyuşturucu madde tespit edilmediği belirtilmiştir. Bakırköy Cumhuriyet savcısı olayın meydana geldiği 2/8/2008 tarihinde A.E.yi asılmış vaziyette ilk gören T.A.nın tanık sıfatıyla ifadesini almıştır. T.A. ifadesinde; olay günü Adli Serviste kendisi ile A.nın nöbetçi olduğunu, A.E.nin 3 numaralı gözlem odasında kaldığını, odasının kapısı gece saat 00'te kapatılıp saat 00 sıralarında açılan A.E.nin genel durumunun iyi olduğunu beyan etmiştir. T.A. ayrıca hastaların gündüz içeride ve bahçede istediği gibi dolaştığını, banyo yapmak isteyenlerin de banyoya girdiğini, banyoda kamera bulunmadığını, hastaların banyoda yanlarında kimseyi istemediğini ve banyonun kapanma saatinin 45 olduğunu söylemiştir. T.A. ilaveten olay günü saat 00 ila 30 sıralarında A.E.nin bir arkadaşından sigara istediğini, kapanma saati gelince banyoyu kontrol ettiğini, A.E.yi asılı vaziyette gördüğünü, A.E.yi tutup hemen havaya kaldırdığını, arkadaşlarına seslendiğini, sağlık memuru O.T. ile A.nın hemen geldiğini, sağlık memurunun A.E.nin boynundan pijamayı çıkardığını, A.E.yi yatırıp ilk müdahaleyi yaptığını, bu esnada diğer arkadaşlarının nöbetçi doktora haber verdiğini, doktor gelince müdahalenin ardından A.E.nin devlet hastanesine götürüldüğünü, aslında A.E.nin arkadaşları ve kendileriyle sohbet ettiğini ve intihar edecek biri gibi görünmediğini belirtmiştir. 2/8/2008 tarihinde Cumhuriyet savcısınca beyanına başvurulan A., T.A. ile aynı yönde beyanda bulunmuş, A.E.nin isteği üzerine 00 ila 30 sıralarında bir mahkûmdan sigara alıp A.E.ye verdiğini, sağlık memurunun 50 gibi oksijen vererek A.E.ye müdahale ettiğini, doktorun ise 00 gibi A.E.ye müdahale ettiğini, acil sağlık müdahalesinin 25'e kadar sürdüğünü, A.E.nin daha sonra devlet hastanesine götürüldüğünü ifade etmiştir. A.E.ye ait pijama üstüne el konulmasına dair Cumhuriyet savcısı kararı Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesinin 3/8/2008 tarihli kararıyla onanmıştır. Cumhuriyet savcısınca A.E.ye ilk müdahale eden sağlık memuru O.T.nin5/8/2008 tarihinde ifadesine başvurulmuştur. O.T.; A.E.nin kaldığı odanın kameralı gözlem odası olduğunu, doktorlarca yapılan gözlem ve kontrol uyarınca A.E.nin odasının 00-00 saatleri arasında açık kalmasına ve kontrol altında havalandırma bahçesine çıkmasına karar verildiğini, odası kapalıyken A.E.nin elbiselerinin alındığını, A.E.de birilerinin ailesine zarar verebileceği düşüncesinin olduğunu söylemiştir. O.T. ifadesinde; olay günü A.E.nin gün boyu diğer hastalarla servis içinde ve bahçede bulunduğundan, infaz koruma memurlarının da onları kontrol ettiğinden, saat 30 sıralarında A.E.nin sıkıldığından bahsederek ne zaman tahliye olacağını sorup kendisinden sigara istediğinden, sigarayı aldıktan sonra bahçeye döndüğünden ve haberlerin başladığını duyduğu için saati iyi hatırladığından söz etmiştir. Son olarak O.T., bir ara A.E.yi duvara yaslanıp sigara içerken gördüğünü, saat 45'te hastaların havalandırma bahçesinden içeriye alındığını, infaz koruma memuru T.A.nın yemekten geldiğinde banyoyu kontrole gittiğini, T.A.nın bağırması üzerine birden banyoya yöneldiklerini, T.A.yıA.E.yi kucaklayıp havaya kaldırmış vaziyette gördüğünü, A.E. yukarıya kaldırıldığı için pijamanın boynundan çıktığını, A.E.yi yere yatırdıklarını, nabzının silik olduğunu, kalp masajına başladığını, entübe ederek oksijen ve serum verdiğini, kısa bir süre sonra doktor S.nin geldiğini, birlikte müdahaleye devam ettiklerini, 45-50 sıralarında olaydan haberdar olduklarını, yaklaşık 30'a kadar müdahaleye devam ettiklerini, ambulans gelince doktorÖ.nün A.E. ile birlikte devlet hastanesine gittiğini beyan etmiştir. A.E.ye ait pijama üstü ile olay yerine ait görüntüleri içerir görüntü kayıt cihazı Cumhuriyet savcısınca adli emanete aldırılmıştır. A.E.nin annesi Y.E. ile babası olan başvurucu 5/11/2008 tarihinde Cumhuriyet savcısınca dinlenmiştir. Y.E ile başvurucu verdikleri ifadelerde; hastanedeyken A.E.yi iki kez ziyaret ettiklerini, ilk ziyaretlerinde A.E.nin durumunun normal olduğunu, doktorun kısa zamanda iyileşeceğini söylediğini, ikinci ziyaretlerinde A.E.yi sıkıntılı gördüklerini, A.E.nin ağladığını, hastaneden sağ çıkamayacağını ve kendisini öldüreceklerini söylediğini, ısrarlarına rağmen sebebi konusunda bir şey söylemediğini, bir süre sonra A.E.nin intihar ettiğinin kendilerine söylendiğini, A.E.nin ölümünde herhangi birinin etkisi varsa tespitini istediklerini beyan etmişlerdir. Başvurucu ayrıca oğlunun öldürülmüş olabileceğinden şüphelendiğini söylemiştir. A.E.ye ilişkin hasta kayıt evrakı (doktor gözlemlerine ilişkin belgeler, hemşire gözlem ve değerlendirme formları, tahlil sonuçları ve reçete edilen ilaçlara ait belgeler) Cumhuriyet savcısınca soruşturma evrakı arasına aldırılmıştır. Söz konusu belgelere göre A.E. doktorlara 21/7/2008 tarihinde hastaneden sağ çıkamayacağından endişe ettiğini söylemiş, olay günü15 sıralarında ölü olarak Acil Dahiliye Servisine gelmiş, solunum yetersizliğine bağlı kardiovasküler arrest sonucu ölmüştür. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen olay yeri resimlerinden, küvetin içindeki mavi plastik leğen içindeki plastik sandalyenin ters dönmüş vaziyette olduğu, küvetin bulunduğu yerden demir parmaklıklı pencereye kolayca erişmenin mümkün olduğu, demir parmaklıktaki pijama üstünün kollarının demir parmaklıktaki bir demirin arasından geçirildiği ve düğümün pijamanın kollarının birbirine bağlanması suretiyle atıldığı anlaşılmıştır. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan müzekkere sonucunda olay yeri krokisinin bulunmadığı öğrenilmiştir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, otopsi raporuna göre herhangi bir şüpheli bulgu bulunmadığı, ölümün ası sonucu meydana geldiği ve olaya A.E. dışındaki kişi ya da kişilerin etki ettiğine veya karıştığına dair herhangi bir delil olmadığı gerekçeleriyle 19/12/2008 tarihinde olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başvurucu vekilinin soruşturma dosyasının örneğine ilişkin talebi Cumhuriyet savcısınca değerlendirilmiş, 18/2/2009 tarihinde fotoğrafların örneğine ilişkin talebin teknik yetersizlik ve fotoğrafların Ceza İnfaz Kurumunun içini göstermesi nedeniyle reddine, dosya sureti talebinin ise kabulüne karar verilmiştir. Başvurucu kovuşturmaya yer olmadığına itiraz etmiştir. İtirazda dile getirilen hususlar şunlardır: - Sadece ifade için çağrıldığı söylenmesine rağmen A.E. gözaltına alınıp tutuklanmıştır. - Gözaltı sürecinde, kendisine ve ailesine yönelik zararların olabileceğinin A.E.ye söylenmesi A.E.nin ruh sağlığını olumsuz etkilemiştir. - Ceza İnfaz Kurumunun koşulları nedeniyle A.E.nin sağlık sorunları artmıştır. -A.E.nin sağlık kontrolleri zamanında yapılmamıştır. -A.E.nin sağlık sorunları ile yakından ilgilenilmemiştir. - A. E.nin ölüm korkusu ve yaşamdan zevk almadığı kayıtlara geçmesine rağmen A.E.nin sağlık sorunları üzerinde Hastanede yeterince durulmamıştır. - A. E.nin banyoda gözlenmemesi, banyoda kamera olmaması ve yaşam hakkının teminat altına alacak özel uygulamaların olmaması nedenleriyle olayda ağır kusur bulunmaktadır. - Soruşturma aşamasında olay yerinin fotoğraflarına ve hasta takip evrakına ulaşamamışlardır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesinin yerinde olduğunu belirterek 3/9/2009 tarihinde itirazı reddetmiştir.B. Disiplin Soruşturması Süreci Olay tarihinde Hastanenin Adli Servisinde görevli infaz koruma memurları T.A. ve A. hakkında Metris 1 ve 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunca disiplin soruşturması başlatılmış ve adı geçenlerden savunma istenmiştir. T.A. ve A., ceza soruşturması sırasında verdiği ifadelerle aynı yönde yazılı savunma vermiştir. Metris 1 ve 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, olayda ihmallerinin ve kasıtlarının bulunmadığı gerekçesiyle 26/9/2008 tarihinde memurların disiplin cezası ile cezalandırılmalarına yer olmadığına karar verilmiştir. İdare Mahkemesinde Açılan Tam Yargı Davası Süreci Başvurucu, eşi ve diğer çocuklarıyla birlikte oğlu A.E.nin ölümü nedeniyle uğramış oldukları maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle 24/2/2009 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesi nezdinde Bakanlık aleyhine 000 TL maddi, 000 TL manevi olmak üzere toplam 000 TL talepli tam yargı davası açmıştır. Başvurucular dava dilekçelerinde özetle intihar olayının meydana gelmesinde Ceza İnfaz Kurumu yetkilerinin kusur ve sorumluluklarının olduğunu, yetkililerin koruyucu ve önleyici hiçbir tedbir almadığını, dolayısıyla yakınlarının ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu ileri sürmüştür. İstanbul İdare Mahkemesi 21/12/2009 tarihli ve E.2009/306, K.2009/1751 sayılı karar ile idarenin gerek tedavi öncesi gerekse tedavi sırasında bir hizmet kusurunun olmadığı ve ölüm olayının tedavi görülen hastanede meydana gelmiş olması nedeniyle illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Başvurucunun talebi üzerine Danıştay Onuncu Dairesince 8/7/2014 tarihinde yapılan temyiz incelemesi sonunda hükmün onanmasına karar verilmiş, karar düzeltme yoluna başvurulmaması üzerine hüküm 18/10/2014 tarihinde kesinleşmiştir. Onama kararı 1/10/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup bireysel başvuru 30/10/2014 tarihinde yapılmıştır. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir." 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün muayene ve tedavisi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır." 5275 sayılı Kanun'un "Hastaneye sevk" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir." 5275 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararının yerine getirildiği kurumlar” kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Tutuklular, iç ve dış güvenlik görevlisi bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engelleri olan, 34 üncü maddede sayılan hâller dışında oda ve koridor kapıları sürekli olarak kapalı tutulan ve yasal zorunluluklar ayrık, dışarıyla irtibat ve haberleşme olanağı bulunmayan normal güvenlik esasına dayalı tutukevlerinde veya maddî olanak bulunmadığı hâllerde diğer kapalı ceza infaz kurumlarının bu amaca ayrılmış bölümlerinde tutulurlar.Eylem ve davranışları ile 9 uncu madde kapsamına giren tutuklular, yüksek güvenlikli tutukevlerinde veya buna olanak bulunmadığı hâllerde yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının tutuklulara ayrılan bölümlerinde barındırılırlar.Kadın, çocuk ve gençlik tutukevleri müstakil olarak kurulabilir. Tutuklular, tutukevlerinde veya maddî olanak bulunmadığı hâllerde kapalı ceza infaz kurumlarının tutuklulara ayrılan bölümlerinde, büyükler, kadınlar, gençler, çocuklar olmak üzere ve suç türleri de gözetilerek ayrı yerlerde barındırılırlar." 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların yükümlülükleri" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi, kuruma alınma ve kayıt işlemleri, hükümlüler ile yakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi, cezayı çekme, güvenlik ve iyileştirme programına ve sağlığın korunması kurallarına uyma, bina ve eşyaların korunması, kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi, oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşyalar, arama, disiplin cezalarının niteliği ve uygulanma koşulları, kınama, bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma, ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma, hücreye koyma, çocuk hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin tedbirleri ve cezaları, disiplin soruşturması, disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin cezalarının infazı ve kaldırılması, yönetim tarafından alınabilecek tedbirler, zorlayıcı araçların kullanılması, ödüllendirme, şikâyet ve itiraz, nakiller, disiplin nedeniyle nakil, zorunlu nedenlerle nakil, hastalık nedeniyle nakil, nakillerde alınacak tedbirler, avukat ve noterle görüşme hakkı, kültür ve sanat etkinliklerine katılma, ifade özgürlüğü, kütüphaneden yararlanma, süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı, telefonla haberleşme hakkı, radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı, mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı, bu Kanunda sayılan günlerde dışarıdan gönderilen hediyeyi kabul etme hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, muayene ve tedavi istekleri, hükümlülerin beslenmesi, iyileştirme programlarının belirlenmesi, hükümlülerin sayısı ve uygulanacak güvenlik tedbirleri, eğitim programları, öğretimden yararlanma, muayene ve tedavileri, sağlık denetimi, hastaneye sevk, infazı engelleyecek hastalık hâli, kendilerine verilen yiyecek ve içecekleri reddetmeleri, ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar, beden eğitimi, kütüphane ve kurslardan yararlanma konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76, ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir." 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "İnfaz hâkimliklerinin görevleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "İnfaz hakimliklerinin görevleri şunlardır : Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikayetleri incelemek ve karara bağlamak. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tabi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikayetleri incelemek ve karara bağlamak. ..." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikayet yoluyla infaz hakimliğine başvurulabilir. Şikayet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hakimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hakimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hakimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikayet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir. ..." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayene" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Engelleyici sebepler olmadıkça ölü muayenesinden veya otopsiden önce ölünün kimliği her suretle ve özellikle kendisini tanıyanlara gösterilerek belirlenir ve elde edilmiş bir şüpheli veya sanık varsa, teşhis edilmek üzere ölü ona da gösterilebilir.Ölünün adlî muayenesinde tıbbî belirtiler, ölüm zamanı ve ölüm nedenini belirlemek için tüm bulgular saptanır. Bu muayene, Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek yapılır." 5271 sayılı Kanun'un "Otopsi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Otopsi, Cumhuriyet savcısının huzurunda biri adlî tıp, diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından yapılır. Müdafi veya vekil tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir. Zorunluluk bulunduğunda otopsi işlemi bir hekim tarafından da yapılabilir; bu durum otopsi raporunda açıkça belirtilir.Otopsi, cesedin durumu olanak verdiği takdirde, mutlaka baş, göğüs ve karnın açılmasını gerektirir.Ölümünden hemen önceki hastalığında öleni tedavi etmiş olan tabibe, otopsi yapma görevi verilemez. Ancak, bu tabibin otopsi sırasında hazır bulunması ve hastalığın seyri hakkında bilgi vermesi istenebilir. Gömülmüş bulunan bir ceset, incelenmesi veya otopsi yapılması için mezardan çıkarılabilir. Bu husustaki karar, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilir. Mezardan çıkarma kararı, araştırmanın amacını tehlikeye düşürmeyecekse ve ulaşılması da zor değilse ölünün bir yakınına derhâl bildirilir.Yukarıdaki fıkralarda sözü edilen işlemler yapılırken, cesedin görüntüleri kayda alınır." 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) "Yeme ve içmede kullanılan araç ve gereçler" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Koğuş, oda ve eklentilerinde, her hükümlü için kantinden temin edilmek şartıyla bir adet uç kısmı sivri olmayan on santimetre uzunluğunda bıçak, plastik veya yumuşak metalden imal edilmiş çatal, yemek ve çay kaşığı, 50 mm. kalınlığında iki adet metal yemek tabağı ve ikişer adet cam su bardağı ile çay bardağı ve tabağı bulundurulabilir." Yönetmelik'in "Giyim eşyaları" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası ise şöyledir: "Hükümlülerin koğuş, oda ve eklentilerinde birer adet palto, manto ve mont, iki adet ceket veya ceket yerine kullanılabilen hırka, dört adet pantolon ve/veya etek, bayan için iki adet elbise, bir takım eşofman, dört adet gömlek, iki adet kazak, iki takım pijama, bir spor ayakkabısı, bir kışlık ayakkabı, bir iskarpin, üç adet tişört, iki adet kravat, bir adet kemer, gerektiği kadar iç çamaşırı, çorap, bir terlik, havlu ve bir bornoz ile kaşkol, 25/11/1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsı Hakkında Kanuna aykırı olmayan bir adet şapka bulundurulmasına izin verilir."