1. Hukuk Dairesi 2016/7011 E. , 2016/6974 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.12.2015 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... ile temyiz edilen vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği …
**1. Hukuk Dairesi 2016/7011 E. , 2016/6974 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.12.2015 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... ile temyiz edilen vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin ve asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir. Davacı, mirasbırakanı ...'nin kayden paydaş olduğu dava konusu 360 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 9584/23300 payını gelini olan davalıya satış suretiyle devrettiğini, anılan devrin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payı oranında iptal ve tecsile, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalı, murisin dava konusu taşınmazdaki payını kendisine 30.000 TL karşılığında devrettiğini, ayrıca murise ölene kadar baktığını, çekişme konusu devrin duyulan minnet duygusu ile yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, devir bedeli ile dava konusu taşınmazın gerçek değeri arasında fahiş fark olduğu, devrin murisin ölümünden sonra, dava dışı vekili Atilla eliyle yapıldığı ve böylece usulüne uygun yapılan bir satış olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...'nin kayden paydaş olduğu dava konusu 130 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 9584/23300 payını dava dışı vekili ... eliyle 29.08.2005 tarihinde davalı gelini ...'e satış suretiyle temlik ettiğii, murisin 24.08.2005 tarihinde öldüğü ve geriye davacı kızı Nigar ile dava dışı oğlu ...'nın kaldığı kayden sabittir. Hemen belirtilmelidir ki, 6100 Sayılı HMK’nun 26/1.maddesinde (1086 Sayılı HUMK’nun 74.md) “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.” hükmüne yer verilmiş olup eldeki davada muris muvazaası hukuksal nedenine dayanılmış ve yargılama aşamasında iddianın içeriği hakkında usulüne uygun bir ıslah yapılmamış olmasına rağmen mahkemece dava konusu temlikte kullanılan vekâletnamenin geçersizliğine dayalı inceleme yapılıp sonuca gidilmiş olması isabetsizdir. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olaya gelince, yukarıdaki ilkeler uyarınca bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Hâl böyle olunca, yukarıdaki ilkeler ve açıklamalar doğrultusunda muris muvazaası iddiası yönünden inceleme yapılması, toplanan ve toplanacak deliller doğrultusunda bir karar karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Davalı tarafın temyiz itirazları açıklanan nedenle yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.