T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1032 - 2026/578 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1032 KARAR NO : 2026/578 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.06.2024 NUMARASI : 2022/17 Esas 2024/478 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 09.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1032 - 2026/578 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1032 KARAR NO : 2026/578 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.06.2024 NUMARASI : 2022/17 Esas 2024/478 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 09.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13.04.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 15.11.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı otobüsün, motosiklet ile seyir halinde olan davacıya çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, manevi tazminat talebine ilişkin Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/354 Esas sayılı dosyasında alınan raporda davacının %2 oranında maluliyetinin bulunduğu ve iyileşme süresinin 3 ay olduğu, ayrıca ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda sigortalı araç sürücüsünün %70 oranında, davacının %30 oranında kusurlu olduklarının belirtildiğini, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek,belirsiz alacak davası olarak 25,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 25,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren yasal faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 155.266,46 TL olarak, bakıcı gideri talebini 2.890,66 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, davacının 14 yaşında olup motosikletin plakasız olduğunu, motosiklette 3 kişi bulunduğunu ve tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, davacı hakkındaki maluliyete ilişkin raporu kabul etmediklerini, davacının kask ve koruyucu kıyafetinin mevcut olmaması nedeniyle müterafik kusur indirim yapılması gerektiğini, davacının kaza tarihindeki yaşına göre geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerine ilişkin olduğu, Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/354 Esas 2021/436 Karar sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 23.02.2021 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde davacının %30 oranında, sigortalı araç sürücüsünün %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aynı dosyada Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 26.04.2021 tarihli raporda davacının özür oranının %2 olduğu, 3 ay süreyle iş göremez halde kaldığı ve 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve 02.02.2024 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak, davacının kaza tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle geçici iş görmezlik zararı olmadığı belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 155.266,46 TL maddi tazminatın 09.01.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2.890,66 TL bakıcı giderinin 09.01.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının geçici maluliyete ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde, istinaf veya temyiz incelemesinde kararın kaldırılması halinde yeniden yapılacak yargılamada hak kaybına sebebiyet verilmemesi ve davalı yan lehine usuli kazanılmış hak vuku bulmaması ve hükme esas alınan rapor ve asgari ücret ve gelirde yaşanabilecekler değişikler göz önüne alınarak istinaf başvurusunda bulunulduğunu, maluliyet raporlarında Adli Tıp Kurumunun son ve kesin merci olmadığını, Üniversitelerin Adli Tıp bölümlerinden alınan raporların hükme esas alınacağını, maluliyete ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı tuttuklarını, asgari ücrette artış meydana gelmesi halinde haklarını saklı tuttuklarını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafça usulüne uygun başvuru yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, mahkemece kusur raporu alınmadığını, kusura ilişkin beyan ve savunmalarının değerlendirilmediğini, manevi tazminat dosyasında düzenlenen rapor esas alınmış ise de davalı sigorta şirketinin anılan davada taraf olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacının asli kusurlu olup motosiklette 3 kişi bulunduğunu, davacının sigortalı araca çarptığını, mahkemece maluliyete ilişkin rapor alınmadan beyan ve savunmalarının önüne geçildiğini, yine manevi tazminata ilişkin davada alınan 26.04.2021 tarihli rapor esas alındığını, manevi tazminat dosyasında taraf olmadıklarını ve taraflarının itiraz imkanının kısıtlandığını, davacının kaza nedeniyle maluliyeti bulunmadığını, ayrıca hükme esas alınan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalının rapor düzenleme yetkisi bulunmadığını, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporu hatalı olup 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, davacı için hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmadığını, davacı tarafın kaza anında kaskı ve motor kullanım için kıyafet ve ekipmanı mevcut olmadığını, bu nedenle müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, anılan giderlerden SGK sorumlu olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı otobüs ile davacının idaresindeki motosikletin karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Dosya içeriğinden, 15.11.2018 tarihinde kaza tespit tutanağına göre sürücü ... idaresindeki otobüs ile seyir halinde iken kavşağa geldiğinden aracın ön ağırlıklı sağ yan kısımlarına gidiş istikametine göre sağından seyir halinde olan otobüsü fark edip frene bastığında sağına devrilip sürüklendiği sırada ... idaresindeki plakasız motosikletin ön kısımlarına çarptığı, sürücü ...'ın 2918 sayılı Kanun'un 57/1-c maddesi kuralını ihlal ettiği, davacı ...'ın 2918 sayılı HMK'nın 52/1-a maddesi kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, mahkemece yargılama sırasında kusur durumuna ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmadığı, Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/354 Esas 2021/436 Karar sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 23.02.2021 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde davacının %30 oranında, sigortalı araç sürücüsünün %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, bu rapor esas alınarak yargılama sürdürülmüş ise de davalının manevi tazminat istemli anılan davanın tarafı olmadığı ve kusura itiraz ettiği nazara alındığında kusur durumuna ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu durumda kaza tespit tutanağı, kazaya ilişkin Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/417 Esas, 2020/526 Karar sayılı dosyası ve içeriği, toplanan deliller incelenerek kazanın meydana geliş şekli ve kusur durumuna ilişkin olarak tarafların beyan ve itirazları da değerlendirilmek üzere uzman makine mühendisi bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, taraflara denetim imkânı sağlanması, tahkikatın eksiksiz olarak tamamlanarak varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmek üzere hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemiyle açılan davada davacının maluliyeti yönünden manevi tazminat talebiyle davacı tarafından sigortalı araç sürücüsü ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/354 Esas 2021/436 Karar sayılı dosyasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 26.04.2021 tarihli raporun hükme esas alındığı, raporda 01.01.2001 doğumlu davacı ...'ın sağ klavikula orta hatta deplase fraktür arızası nedeniyle davacının özür oranının %2 olduğu, 3 ay süreyle iş göremez halde kaldığı ve 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiği, yargılama sırasında davalının maluliyetine ilişkin rapor alınmadığı, davalı sigorta şirketinin manevi tazminata ilişkin davada taraf olmadığı ve taraflarca maluliyete ilişkin rapora itiraz edildiği hususları nazara alındığında maluliyete ilişkin rapor alınmadan yargılamanın sürdürülmüş olması doğru görülmemiştir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece davacının 15.11.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanmasına ilişkin gördüğü tedavilere ilişkin tüm tedavi evrakları getirilerek Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle geçerli olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının dava konusu kazada yaralanması sonucu kaza ile illiyet bağı bulunan yaralanmalarına bağlı olarak meydana gelen daimi maluliyet oranı, iyileşme süresi ve bakıcı ihtiyacının belirlenmesi için davacının yaralanmasının niteliğine göre heyete uzman bilirkişide dahil edilerek Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, taraflara denetim imkanı sağlanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalının taraf olmadığı davada düzenlenmiş raporun hükme esas alınmış olması doğru görülmemiştir. Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Eskişehir 2.İcra Dairesi'nin 2024/4932 Esas sayılı dosyasına yatırılan 350.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 09.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.