Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...’ın ... ...’nde 23/07/2013-11/06/2015 tarihlerinde başkanlık yaptığını, Kulübe nakit sağlamak amacıyla davalı ... ile anlaşma yaptığını, Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik' in 8.Maddesinde " Müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan ve fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senetlerin tahsil edilebilmesi için; a) Alacağın vadesinde ödenmeyip
davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, Kadıköy ... Noterliğinin 25/05/2004 tarih ... Y. Sayılı işlemiyle onaylanan sözleşme uyarınca davalı şirketin acenteliğine atandığını, davalının hiçbir ihbar, ihtar keşide etmeksizin müvekkilinin acenteliğini 08/10/2007 tarihinde feshettiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin müşteri ve portföyünü diğer bir acentesi dava dışı ... Sigorta Acenteliği-... devrettiğini, davalı aleyhine Kadıköy 2 ATM'nin 2008/285 Esas- 2010/1081 karar sayılı davasını ikame ettiğini, davalı şirkete Beyoğlu ... Noterliğinin 25/07/2011 tarih ve ... yevmiye no ile keşide edilen ihtarname ile komisyon alacaklarının ödenmesinin talep edildiğini, davalının ihtara cevap vermediğini ve müvekkilinin komisyon alacaklarını ödemediğini belirterek, müvekkilinin 250.000,00 TL komisyon alacağının, fesih tarihi olan 08/10/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; taraflar arasında bir acente sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmenin müvekkil davalı şirket tarafından 08.10.2007 tarihinde feshedildiğini, feshin haksız olduğu iddiasıyla davacı acente tarafından Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2008/285 E. 2010/1081 K. Sayılı dosya ile 15.000,00 TL bedelli kısmi Portföy Tazminatı talepli dava ikame edildiğini ve işbu davanın 15.000,00 TL üzerinden karara çıktığını ve kararın taraflarınca temyiz edildiği hususlarının ihtilafsız olduğunu, müvekkil davalı şirketin sözleşmeyi haksız feshetmiş olması nedeniyle değil, davacı acentenin acentelik sözleşmesi akdedilirken, herhangi bir fesih halinde Portföy Tazminatı talebinde bulunmak hakkından feragat etmiş oluşunun, o tarih itibarıyla BK 19. maddesinin emredici hükümlerine aykırı olması sebebiyle olduğunu, davacı acentenin müvekkil davalı şirketin haksız feshetmiş oluşuna ilişkin iddiasının kesinleşmiş bir mahkeme hükmü ile henüz ispatlanmış halde olmadığını, dolayısıyla temyiz akıbetinin belirlenmediğinden Kararın kesinleşmesinin bekletici sorun yapılmasını talep ettiklerini, davacı acentenin, acentelik sözleşmesi yürürlükte olduğu süre boyunca müvekkil davalı şirket adına davalılardan tahsil ettiği primleri müvekkil davalı şirkete intikal ettirmemesinden kaynaklanan yüksek miktarda cari hesap borcu oluştuğunu, bahse konu 53.475,09 TL ve 14.626,70 TL üzerinden alacaklarının tahsili amacıyla ayrı ayrı icra takibi başlattıklarını, davacı acentenin itirazları üzerine taraflarınca itirazın iptali davası açılıp 53.475,09 TL' lık alacağa ilişkin davada, 53.475,09 TL' nin müvekkil davalı şirkete ödenmesine karar verildiğini, davacı acentenin acentelik sözleşmesinin yürüttükte olduğu dönem boyunca sigortalılardan tahsil ettiği primleri müvekkil davalı sigorta şirketine göndermemesi sebebiyle yüksek hacimli bir cari hesap borcunun oluşmasının dahi, sözleşmenin feshi için tek başına yeterli bir sebep olduğunu, işbu davayı kabul manasına gelmemek kaydıyla, müvekkil davalı şirketin davacı acenteden Kadıköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/793 E. sayılı dosyası ile 53.475,09 TL alacaklı olması sebebiyle takas/mahsup savunmasında bulunduklarını, dava tarihi olan 05.10.2012 tarihinden geriye doğru gidilerek yapılan hesaplama neticesinde davacı acentenin 05.10.2008 tarihinden önceki tüm hak ve alacaklarının BK. 126/4 madde hükmü gereği zamanaşımına uğradığını ve davanın bu yönüyle de reddini talep ettiklerini, müvekkil davalı şirketin acentelik sözleşmesini haklı olarak ve sözleşmenin kendisine tanıdığı yetkiler çerçevesinde feshettiğini, davalı şirket ile davacı acente arasındaki acentelik sözleşmesinin, 'Sözleşmenin Süresi ve Sona Ermesi" başlıklı 11.maddenin 2. maddesi icabı 08.10.2007 tarihinde feshedildiğini, işbu 11.2. madde icabı acentelik sözleşmesinin fesih hakkının sadece müvekkil şirkete tanınmış olduğunu, maddede belirtilen hertiangi bir şartın oluşması halinde müvekkil sigorta şirketinin, üstelik bir süre beli demeksizin, fesih hakkını derhal kullanmak hak ve yetkisine sahip bulunduğunu, dolayısı ile davacı tarafın kusurlu davranışları neticesinde davalı müvekkil şirket tarafından sözleşmenin feshedilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığını, davacının, acentelik hizmetinde bulunurken acentelik sözleşmesine, ilgili kanunlara ve mevzuta aykırı davrandığını, acentelik hizmeti ile bağdaşmayan işlerle iştigal ettiğini, verimsiz çalıştığını ve müvekkilin isim ve itibarını zedeleyecek işlem ve eylemlerde bulunduğunu, bu nedenle davacı tarafça yapılan bu eylemlerin "acentenin kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması" kapsamında değerlendirilmesi ve bu noktada acentenin talebinin reddedilmesinin hakkaniyete uygun olacağını, davacı acentenin müşterilerinden olan dava dışı ... A.Ş.'nin yöneticisi olan ... isimli kişinin, kendi kredi kartından, davacı acentenin başka müşterilerine ait poliçe prim borçlarını tahsil ettiğine dair müvekkil sigorta şirketine ihbar ve şikâyette bulunulduğunu, bu şikâyet üzerine müvekkil şirketin derhal davacı acentenin denetlenmesine ve denetim raporu alınmasına karar verdiğini, bu karar üzerine davacı acentenin denetleme kurulu tarafından incelemeye alındığını ve neticede denetleme kurulunun düzenlemiş olduğu 24.09.2007 tarihli raporunda davacı acentenin, sadece denetimi gerektiren şikâyet konusu işlemle sınırlı olmaksızın, kanuna, mevzuata ve sözleşmeye aykırı olarak birçok usulsüz işlem ve eylemde bulunduğunun tespit edildiğini, davacı acentenin 2007 yılı önoesinde iki kez fesih aşamasına geldiğini, rapor tarihi itibarıyla bir düzelme göstermediğini, 2007 yılı içersinde iki kez uyarı almış olması ve üç kez üretim ekranın kapatılmış oluşu da göz önüne alındığında, kurumsal menfaatler açısından davacı ile akdedilen acentelik sözleşmesinin feshedilmesinin tavsiye edildiğini, TTK m.110 uyarınca acentenin borçlarından biri olan haber verme yükümlülüğünün bir gereği olarak müvekkili ilgilendiren tüm hususların müvekkile bildirilmesinin zorunlu olduğunu, denetim raporunda yapılan tespitler ile de ortaya konulduğu üzere, davacı acentenin, sözleşme gereği edimi olan haber verme yükümlülüğünü de gereği gibi ifa etmediğini, yapılan usulsüz ve gizli işlemlerin davalı şirketçe denetim raporu neticesinde öğrenildiğini, davacı acentenin müvekkil şirket tarafından bu konuda defalarca uyarı almasına rağmen bu konularda herhangi bir düzelme olmadığını, davalı sigorta şirketinin basiretli bir tacir gibi davranarak kanuna, mevzuata ve acentelik sözleşmesine aykırı bir şekilde usulsüz işlem ve eylemde bulunduğu denetim raporu ile tespit edilen davacı acentenin acentelik sözleşmesini, kendisini tanınan hak ve yetkiler dahilinde haklı olarak feshettiğini, haklı fesih sebebiyle davacının komisyon alacağı hakkı bulunmadığını, haklı fesih halinde davacı acentenin her ne nam altında olursa olsun herhangi bir tazminat hakkı bulunmadığının taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinde açık ve net ifadelerie kararlaştırılmış olduğunu, ilgili yasalarda haklı fesih hallerinde acentenin tazminat hakkı bulunmadığının tartışmasız bir şekilde hüküm altına alındığını, 618 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükteyken, madde 19 icabı, kanunun kesin olarak emrettiği hukuki kurallara veya kanuna, ahlaka ve adaba veya kamu düzenine ya da kişilik haklarına aykırı olmadıkça her iki tarafın yaptığı sözleşmeler geçerli olduğunu, 6098 sayılı Yeni Borçlar Kanunu'nun 26.maddesi ile kanun koyucu tarafından bireylerin özgür ifadelerinin ifadesi olarak kabul edilen sözleşmeözgürlüğü başlıklı bir düzenleme yapıldığını, yasa koyucunun 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 26. maddesi ile; sözleşmenin içeriğinin kanunda öngörülen sınırlar içinde kalmak şartıyla taraflarca özgürce belirlenebileceğini kesin ve net olarak ortaya koyduğunu, denkleştirme tazminatını düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret kanunun 122. maddesin in 4.fıkrasında" Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez " hükmü yer almasına rağmen, acentelerin haklarının düzenlendiği 113 ve devamı maddelerinde komisyon alacağından önceden vazgeçilemeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle TBK'nın 26. maddesi ve TTK'nın 113. ve devamı maddelerine göre davacı acentenin, müvekkil şirket ile imzaladığı acentelik sözleşmesinde komisyon alacağından feragat etmiş olmasında herhangi bir hukuka aykırılık olmayıp, kanuni sınırlar içinde düzenlenen acentelik sözleşmesinin 11. maddesinin 2. fıkrasının hukuken geçerli olduğunu, Sigortacılık Kanunu'nun "Sigorta Acenteleri" başlıklı 23. maddesinin 16. bendinde "acente kendi kusuruyla sözleşmenin feshine sebep olmuş ise tazminat hakkı yoktur." şeklinde düzenlemeye yer verilmiş olduğunu, davacı acentenin dava dilekçesinde, Sigortacılık Kanunu'nun 23. maddesinin 15. fıkrası icabı komisyon alacağı talebinde bulunmuş ise de işbu maddenin devam eden ikinci cümlesi icabı kendi kusuruyla sözleşmenin feshine sebep olan davacı acentenin tazminat hakkı bulunmadığını, davacının iddiasına temel aldığı Sigortacılık Kanunu'nun 23. maddesinin 15. fıkrası değerlendirilirken, davacı acentenin bizzat madde metindeki ifadelerle "sigorta ettirenlerle yaptığı veya kısa bir süre içinde yapacağı işlerle ilgili" kendi çabası olup olmadığı, diğer bir deyişle kesilen ya da kesilecek sigorta poliçelerinin müvekkilin sigorta sektöründeki isim ve ağırlığından kaynaklanıp kaynaklanmadığının da tespit edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.