Başvuru, kolluğun gözaltında işkence ve kötü muamelede bulunduğu iddialarıyla ilgili başlatılan soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmemesi nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin mahkûmiyete esas alınması, savunma tanıklarının dinlenmemesi, yargılamayı yapan mahkemenin özel statülü olarak kurulması ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle
Başvuru, kolluğun gözaltında işkence ve kötü muamelede bulunduğu iddialarıyla ilgili başlatılan soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmemesi nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin mahkûmiyete esas alınması, savunma tanıklarının dinlenmemesi, yargılamayı yapan mahkemenin özel statülü olarak kurulması ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 23/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, anayasal düzeni cebir yolu ile değiştirmeye teşebbüs etme suçundan 24/12/2002 tarihinde gözaltına alınmış ve28/12/2002 tarihinde tutuklanmıştır. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 5/3/2003 tarihli ve 2003/253 sayılı iddianamesiyle anayasal düzeni cebir yolu ile değiştirmeye teşebbüs etme suçundan İstanbul No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesine başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Anılan dava, daha sonra İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga madde ile görevli) E.2003/81 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Yapılan yargılama sonunda İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga madde ile görevli) 23/10/2008 tarihli ve E.2003/81, K.2008/288 sayılı kararı ile başvurucunun terör örgütüne üye olma, birden çok bomba imali ve nakli, mala zarar verme suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 12/11/2009 tarihli kararıyla eylemin anayasal düzeni değiştirmeye kalkışma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bu arada başvurucu 20/3/2012 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak gözaltında polis memurları tarafından kendisine işkence yapıldığını ve kötü muameleye uğradığını iddia ederek şikâyetçi olmuştur. Şikâyet üzerine başlatılan soruşturma sonunda "DGM Cumhuriyet Başsavcılığı ve diğer safhalarda işkence ve kötü muameleiddiasındabulunmadığı, tümtutanakları rızası ile imzaladığı anlaşılmış olup, suç ile ilgili olayın üzerinden geçen zamanda dikkate alındığında her hangi bir delilelde edilmeimkanınınkalmadığı" gerekçesiyle 16/11/2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edildiğine ilişkin bir bilgi ya da belge dosyada bulunmamaktadır. Başvurucu, bozmaya uyularak yapılan yargılamada 11/6/2012 tarihinde tahliye edilmiştir. Yargılama sonunda İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (CMK mülga madde ile görevli) 31/1/2013 tarihli ve E.2010/17, K.2013/6 sayılı kararıyla anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan başvurucunun müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 24/6/2014 tarihli ve E.2014/4295, K.2014/7644 sayılı kararıyla onanmıştır. Nihai karar, başvurucuya 24/11/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 23/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvuru sonrasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 9/3/2015 tarihli ve 2014/407795 sayılı yazı ile başvurucu yönünden Yargıtay Ceza Dairesince verilen onama kararına karşı suç vasfına ilişkin lehe itiraz kanun yoluna müracaat etmiştir.4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay Ceza Dairesi, itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna (Kurul) göndermiştir. Dosya, Kurulun 2015/116 sayılı esasında derdest durumdadır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 8/1/2016 tarihli ve 2016/9 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucu hakkındaki hükmün infazının durdurulmasına karar vermiştir. 5271 sayılı Kanun’un "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.(2) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.(3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.”