(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/10088 E. , 2013/17100 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı olarak taşınmaz bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dava, ka
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/10088 E. , 2013/17100 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı olarak taşınmaz bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dava, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı olarak tazminat istemine ilişkin olup mahkemece taşınmazın bir kısmına fiilen el atıldığı, kalan kısmının ise imar planında yol olarak belirlendiği ve mülkiyet hakkının kısıtlandığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; 1.734,11 m²’lik taşınmazın 336,50 m²’lik kısmına sokak yolları yapılmak suretiyle el atıldığının belirtildiği, 176,96 m²’lik bölümünün imar planında konut alanında kaldığı, el atılmayan büyük kısmının ise imar planında ana arter niteliğinde yol olarak belirlendiği görülmüştür. Her ne kadar taşınmazın bir kısmına fiilen el atıldığı belirtilmiş ise de taşınmazın imar planında yol olarak belirlenen kısımlarında yapıların bulunduğu ve bu şekilde kullanıldığı, ara sokak niteliğindeki el atılan kısımlara davalı ... Belediyesince yol yapıldığına ilişkin bir tespitte bulunulmadığı, taşınmazın imar planında ana arter niteliğinde yol olarak belirlenmesi nedeniyle husumetin davalı idareye yöneltildiği, dava dilekçesinde de taşınmazın fiilen yol olarak kullanılmadığı ve uzun süredir hukuki el atmada bulunulduğuna dair ibarelere yer verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde davanın dayanağı ve mahkemenin kabul gerekçesi taşınmazın imar planında kamuya özgülenmesinden dolayı mülkiyet hakkının kısıtlanmasına ilişkin olup davalı idare tarafından taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmaktadır. Uygulama ve öğretide kamu idarelerinin, kamu hizmetlerinin yürütmesi sırasında tek yanlı irade açıklamalarıyla kamu hukuku esaslarına dayanarak ilgililerin hukuki durumlarını etkileyecek şekilde yaptıkları işlemlerin idari işlem, görev ve yetki alanlarına giren konularda hukuka uygun olarak yaptığı fiiller ile bu görevleriyle ilgili hareketsiz kalmaları idari eylem olarak tanımlanmaktadır. Somut olayda idarenin icra yetkisini hukuka aykırı olarak kullanması olarak nitelendirilebilecek fiili el atma durumu söz konusu olmadığına göre, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca tek yanlı idari işlemle düzenlenen imar planları ve bu planlara dayanılarak yapılan işlemlerin idari nitelik taşıdığı, söz konusu imar planlarının zamanında uygulamaya geçirilmemesi durumunun da idari eylem olarak kabulünün gerektiği kabul edilmektedir. Ayrıca 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun değiştirilen Geçici 6. maddesinin 10. fıkrasında da “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” hükmü getirilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamanın, dava konusu taşınmazın, genel ve düzenleyici bir işlem olan imar planıyla kamu hizmetine özgülenmesinden ve bu planda öngörülen kamulaştırma işlemlerinin zamanında yapılmamasından kaynaklandığının kabulü ile idari işlem ve eylemden doğan zarara ilişkin davanın Uyuşmazlık Mahkemesi kararı da dikkate alınarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri uyarınca idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.