T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/202 Esas KARAR NO : 2026/284 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 21/01/2019 KARAR TARİHİ : 02/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2026 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; müvekkilinin ortağı olduğu davalı ...nin 25.12.2018 tarihinde …
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/202 Esas KARAR NO : 2026/284 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 21/01/2019 KARAR TARİHİ : 02/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2026 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: davacı vekili özetle; müvekkilinin ortağı olduğu davalı ...nin 25.12.2018 tarihinde 2014-2015-2016-2017 yıllarına ait olağan Genel kurul toplantısı yapıldığı, toplantının 4 numaralı gündem maddesi olan “2014-2015-2016-2017 yıllarına ait Bilanço ve Kar – Zarar hesaplarının okunması ve müzakere edilmesi’ hususunda yapılan oylamada bilanço ve kar-zarar hesapları 122.562,50 olumsuz oya karşılık 254.875,0 oyla tasdik ve ibra edilmesi hususunda karar verildiği, müvekkilinin olumsuz oy kullanarak muhalefet şerhi düştüğünü, toplantıda bilanço ve kar-zarar hesapları oy çoğunluğu ile ibra edilmiş ise de Şirket içerisinde usulsüzlükler yapıldığını, yapılan genel kurul toplantısında bilanço ve kar-zarar hesaplarının görüşülmesi esnasında usulsüzlüklerin görüşülmediği, şirkete ait ticari defter ve diğer kayıt ve belgeleri incelemek istendiğinde şirkete ait defterlerin ve kayıtların dava dışı ...’ta olduğu beyan edildiği, ...'ın ticari defterleri kendi uhdesine saklayarak şirkette yapmış olduğu usulsüzlükleri sakladığını beyan ederek ... Profil A.Ş’’nin 25.12.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4 numaralı “Bilanço ve karar-zarar hesaplarının ibrası” ve 5 numaralı “yönetim kurulu üyelerinin” ibrasına ilişkin kararların iptaline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkili şirketin 2014-2015-2016 ve 2017 yıllarına ait Olağan GK toplantısında 25.12.2018 tarihinde önceden belirlenen yerde, saatte, gündemde ve yapılan teklifler doğrultusunda yeterli sayıda pay sahibinin katılımıyla yapıldığını, Genel Kurul Kararının Kanun Ve Esas Sözleşme Hükümlerine Göre Yapıldığını, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı ...’ın Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi olduğunu ve incelemek istendiği şirkete ait ticari defter ve diğer kayıt ve belgelerin kendisi yönetiminde bulunduğunu ve Şirketin Muhasebecisinden her zaman talep etme hakkı ve yetkisinin bulunduğunu, bu belgelerin dava dışı ....’ta olduğu iddiasının doğru olmadığını, bu belgelerin Şirketin muhasebesinde bulunduğunu, davacının, Yönetim Kurulu Üyesi olması sıfatı ile her zaman inceleyebileceğini, Yönetim kurulu üyesi sıfatı ile Şirketin tüm faaliyetlerinden bilgi sahibi olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasının bu davanın konusunu oluşturmadığını beyan ederek davanın reddini ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacının ortağı olduğu, davalı ...nde 25/12/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 numaralı kararların iptali talebinden ibarettir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 01/02/2024 gün ve ... esas ... karar sayılı ilamı ile mahkememizin 17/06/2021 gün ve ... esas ... karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiş olup, dosya mahkememizde ... esas sayılı dosyasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Kaldırma kararı sonrası istinaf ilamı doğrultusunda, dosyada yeni bir bilirkişi heyetine görev verilmiş, yeni bilirkişi heyeti tarafından 26/06/2024 bilirkişi raporu ve 09/12/2025 tarihli bilirkişi ek raporu dosyaya ibraz edilmiştir. Mahkememizce aldırılan 09/12/2025 tarihli bilirkişi ek raporu, bilimsel veri ve içeriğe sahip olması ile denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır. Genel kurul kararlarının iptali, TTK m. 445 ve 446’da, butlan ile ortak hükümleri ise TTK m. 448-451 arasında düzenlenmiştir. TTK m. 445 uyarınca kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılabilir. O halde iptal sebepleri; -kanun hükümlerine, -ana sözleşme düzenlemelerine, -dürüstlük kuralına, aykırılıktır. Bu üç sebep dışında bir iptal gerekçesi yoktur. Bunun anlamı, genel kurul kararları bakımından mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacaklarıdır. TTK m. 445 hükmüne göre içerik bakımından kanuna aykırı olan genel kurul kararları iptale tabidir. Kanun ifadesinden, TTK’nın yanında konuyla ilgili diğer kanun hükümleri de anlaşılır. TTK m. 445’deki kanuna aykırılığı, butlan sebebi oluşturmayan kanun hükümleri olarak algılamak gerekir. Pay sahibinin vazgeçilmez (TTK m. 447/1-a); bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını (TTK m. 447/1-b) içerik olarak sınırlandırmayan, ancak bu hakları ihlal eder tarzda alınan kararlar (misalen yeterince bilgi vermeksizin yahut oy kullanmasına mani olunarak) iptale tâbi kararlardır. İptal davası açabilecek kişiler, TTK m. 446’da düzenlenmiş olup bunlar pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyeleridir. Kural olarak pay sahibinin genel kurul kararı aleyhine iptal davası açabilmesi için; -toplantıda hazır bulunması, -karara olumsuz oy vermesi, -muhalefetini toplantı tutanağına geçirtmesi lâzımdır (TTK m. 446/1-a). Belirtilen bu şartlar, kümülatif olarak gerçekleşmelidir; yani pay sahibi açısından tüm bu koşullar sağlanmalıdır. Birindeki eksiklik, iptal davası açma hakkını ortadan kaldırır. Genel kurul toplantısına temsilci aracılığıyla katılım sağlanmışsa, anılan şartları temsilcinin yerine getirmesi gerekir. Karara muhalefet, herhangi bir şekilde ifade edilebilir; bunun belirli bir zorunlu içeriği yoktur. “Karara muhalifim”, “karara karşıyım”, “muhalifim”, “karşıyım”, “karara itiraz ediyorum”, “alınan karar hukuka aykırıdır” gibi beyanlar bu bakımdan yeterlidir. Özellikle belirtmek gerekir ki, muhalefet gerekçesinin belirtilmesi zorunlu değildir. Değindiğimiz üzere karara muhalif olduğunu belirten herhangi bir ibare, bu bakımdan kâfi addedilir. Toplantı tutanağında pay sahibinin olumsuz oy kullandığı anlaşılıyorsa, ayrıca muhalefet şerhi verilmesinin gerekip gerekmediği tartışmalıdır. Yargıtay, salt karara olumsuz oy vermeyi iptal davası açmak bakımından yeterli görmemekte, ek olarak muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesini istikrarlı bir şekilde aramaktadır (11. HD’nin 04.04.2016 tarih ve 2015/8992 E. 2016/3629 K.; 06/10/2015 tarih ve 2014/13357 E., 2015/9986 K.; 16.06.2016 tarih ve 2015/15655 E., 2016/6700 K.; 16.06.2016 tarih ve 2015/12980 E., 2016/6652 K. sayılı kararları.) Muhalefet şerhinin, karardan sonra verilmesi lazımdır. Toplantının başında veya daha karar alınmazdan verilen muhalefet (peşin muhalefet), iptal davası açma hakkı vermez (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 07.04.2016 tarih ve 2016/3934 E. 2016/3785 K. sayılı kararı.) Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan kök ve ek bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına binaen; Somut olayda, davaya konu 4ve 5 numaralı gündem maddesi bakımından iptali gerektirir bir kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılığın bulunmadığı, TTK 447 uyarınca butlana ilişkin hükümleri göz önüne alındığında genel kurulda alınan kararlanın butlanına ilişkin bir sebep de bulunmadığı, ayrıca ceza dosyasının bilanço düzenine ilişkin maddi vakıaları içerse dahi, genel kurul kararının iptali koşullarının oluşup oluşmamasının ayrı bir hukuki kriter olduğu, ceza kararlarının, bilanço güvenilirliği bakımından önem taşıyabilir, ancak iptal sebebini tek başına oluşturmayacağı, TTK 436/2 uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacağı, dava konusu genel kurulda oy dağılımı dikkate alındığında yönetim kurulu üyelerinin oyları düşüldüğünde dahi ibra kararının oy çokluğuyla alınabilmesi nedeniyle, oydan yoksunluk ihlalinin kararın sonucuna etkili olmadığının görüldüğü, davacı ortağın genel kurulda iptali istenen 4 ve 5. Maddelere ilişkin daha karar alınmadan önce karşı çıktığı (peşin muhalefette bulunduğu), toplantı tutanağına göre davacı vekili, muhalefet şerhini karar alınmadan önce beyan ettiği, peşin muhalefetin geçerli bir muhalefet şerhi olarak kabul edilemeyeceği, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediğinin anlaşıldığı, davacının iptal davası açma hakkının bulunmadığı bu nedenle davanın HMK 114/2 ve 115/1,2 maddeleri gereğince dava şartı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın HMK 114/2 ve 115/1,2 maddeleri gereğince dava şartı nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın, peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile eksik 687,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Davalı tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların yokluklarında oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/04/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ..." e-imzalıdır