T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/198 KARAR NO : 2025/1297 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/10/2022 NUMARASI : 2021/799 E. 2022/840 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25.09.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.09.2025 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.10.2022 tarih 2021/799 E. 2022/840 K. sayılı kararın Dairemi…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/198 KARAR NO : 2025/1297 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/10/2022 NUMARASI : 2021/799 E. 2022/840 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25.09.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.09.2025 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.10.2022 tarih 2021/799 E. 2022/840 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... A.Ş vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 15.06.2021 tarihinde davalı ....’a ait ve idaresindeki ....plakalı aracın, geri manevrası esnasında müvekkili ...’ye ait ve park halindeki .... plakalı araca çarpması sonucunda, maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalının KTK’nun 67/1-a ve 84/l hükümlerin ihlal ettiğini, kazada ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu kaza tutanağındaki ifadelerinde sabit olduğunu, davalı .... sigortanın .... plakalı aracın ZMMS sigortacısı olduğunu, hasardan kusur oranında sorumluluğu bulunduğunu, müvekkilinin geçici olarak Türkiye’de bulunduğunu, Almanya’ya dönebilmesi için kazada kırılan arka camı 6.7.2021 tarihinde .... Otomotiv’de 8.001,00 TL bedele değiştirdiğini, Almanya’ya döndükten sonra Araç Bilirkişilik Bürosu ... tarafından düzenlenen 11.08.2021 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, araçta kdv dahil 3.982,67 EUR hasar ve 200 EUR değer kaybı tespit edildiğini, davalıların KDV’den sorumlu olduklarını, zararın Almanya koşullarında ödenmesi gerektiğini, davalı sigortanın temerrüte düştüğünü, rapor için 499,80 EUR ekspertiz ücreti ödendiğini, yargılama gideri sayılması gerektiğini, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili aracında meydana gelen hasara ilişkin 4.182,67 EUR + 8.00,01 TL tazminatın 1. Nolu davalıdan kaza tarihinden, 2. Nolu davalıdan 13.09.2021 temerrüt tarihinden avans faizi ile tahsilini, ödenen 499,80 EUR ekspertiz ücretinin yargılama gideri sayılmasını, zararın EUR, MB ES kuru üzerinden ödenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, dava ikame edilmeden başvuru yapılmadığını, davanın belirsiz dava olarak açılamayacağını, eksik evrakların istendiğini gönderilmediğini, araçta değer kaybı oluşmadığını, hasar bedelinin iskonto uygulanarak tespit gerektiğini, fatura ibraz edilemeden kdv talep edilemeyeceğini, tazminatın yabancı ülke parasına göre tespitinin hukuka aykırı olduğunu, ekspertiz ücretinin reddi gerektiğini, sorumluluklarının kusur oranı ve poliçe limiti dahilinde olduğunu, yasal faizi olabileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, konu 15.06.2021 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle tevdi üzerine sunulan 30.05.2022 tarihli rapor hükme esas alınmakla bu kazanın oluşumun davalı sigortaya zmms li araç sürücüsü diğer davalı ...'ın etken olduğu, davacı aracının park halinde olduğundan bu kazaya etken olmadığı belirtilmekle davaya konu aracın onarım masraflarının toplam 3.982,67 Euro olduğu ve haricen Türkiye'de arka cam değişimi için 8.001,00 TL fatura karşılığı iş yapıldığından bunun da hasara dahil olması gerektiği, yine bu onarım sebebiyle araçta 200 Euro değer kaybının oluşacağı ve talep konusu 499.80 Euro ekspertiz talebinin makul olduğu yönünde bilirkişi görüşü karşısında davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davadan evvel kendilerine başvuru yapılmadığı gibi yapılan başvurunun eksik başvuru olduğu, davacının belirsiz alacak davası açamayacağı, bahse konu trafik kazasından kaynaklı davacı aracında değer kaybı oluşmasının mümkün olmadığı, oluşsa bile bilirkişi değerlendirmesinin aksine hesaplamanın genel şartlara göre yapılması gerektiği, davacı aracının hasarına yönelik yapılan hesaplamada iskonto uygulanması gerektiği gibi fatura ibraz edilmediğinden zarar hesabında KDV nin hariç olması gerektiği, ekspertiz ücretine yönelik ise müvekkilinin sorumlu olmadığından reddi gerektiği, bununla birlikte davacı zararının yabancı para birimine göre hesaplanmasının doğru olmadığı istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı hasar ile değer kaybına yönelik maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu (Yargıtay 4. HD 2021/3042 E.- 2021/1562 K.) göz önüne alınmakla birlikte davacı yan yönünden vekil aracılığı ile davadan evvel davalı yana 31/08/2021 teslim tarihli başvuru yapıldığı anlaşılmakla davacının başvurusunun sonuçsuz kaldığı, anılan maddede düzenlenen başvuru dava şartının gerçekleştiği kabul edilerek, davalı vekilinin dava şartının gerçekleşmediği yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir Belirsiz alacak davasını düzenleyen 6100 Sayılı HMK 107. maddesinde; “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Davacı tarafça dava açmadan önce delil tespiti yaptırmış ise de, davacıya ait araçta trafik kazası sonucu meydana gelen gerçek zarar miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olmayıp, dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, belirsiz alacak davası açılması mümkün olduğu (Yargıtay HGK 17.11.2020 tarih 2017/17-1102 E. 2020/905 K. sayılı ilamı) anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı, davacının aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamayacağı, aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olduğu, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay HGK'nun 24.06.2015 tarih ve 2014/17-28 E. - 2015/1745 K.) 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. ( Yargıtay 17. HD'nin 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E. - 2018/5155 K.) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Bu kapsamda aracın arka camının Türkiye' de tamir edildiği, yurt dışındaki tamirat yönünden ise yabanca para birimi üzerinden davacı zararının tazminine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığından bu yönde de davalı istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. ) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. ( Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.) Somut olayda iskonto uygulanmasına dair yasal şartlar oluşmadığı gibi KDV dahil davacı zararının giderilmesi gerektiğinden davalı istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı) Açıklanan bu hususlar karşısında bu yönden hesaplamayı içeren şekilde kazandırılan rapor bu yönüyle yerinde olduğu gibi davacı aracının da bu kazadan dolayı değer kaybına uğradığı yönündeki değerlendirme içeriği yerinde olduğundan davalı istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının aracında oluşan zarar dolayısıyla hasar tazminatına hak kazanmasınına, kusur ve hasarın olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, gerçek zarar ilkesi gereğince sigorta şirketinin aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olmasına, zarar kalemlerinin anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, maddi tazminat yönünden işletenler ile ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin birlikte sorumluluğunun söz konusu olmasına, davalı sigorta şirketi yönünden limiti aşmayacak şekilde dava değerini oluşturan hasar bedeli yönünden yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı üzerinden davalının sorumluluğu cihetine gidilmesine, poliçe limiti aşan miktar yönünden ise davalı işletenin sorumlu tutulmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tazminata talep ile bağlı olmak üzere yabancı para alacağına davalının sıfatına göre belirlenenen temerrüt tarihinden 3095 sayılı Kanun gereğince faiz yürütülmesine, makul giderlerden olması nedeniyle tercüme ve ekspertiz ücretinin karar tarihindeki Türk Lirası karşılığı üzerinden yargılama giderine dahil edilmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi mütalaa olunmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı .... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı .... Sigorta A.Ş yönünden istinaf karar harcı olan 2.211,23-TL'den peşin alınan 2.100,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 111,23-TL harcın davalı .... Sigorta A.Ş.' den alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı .... Sigorta A.Ş tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. .