4. Hukuk Dairesi 2021/24931 E. , 2024/10632 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/863 E., 2021/1330 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Davalı Vekilinin İstinaf Talebinin Kabulü İle Davanın Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/459 E., 2019/511 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme so…
**4. Hukuk Dairesi 2021/24931 E. , 2024/10632 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/863 E., 2021/1330 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Davalı Vekilinin İstinaf Talebinin Kabulü İle Davanın Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/459 E., 2019/511 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Genel Müdürü olarak görev yaptığını, olay tarihinde cumhurbaşkanı adayı olan davalı tarafından miting, televizyon kanalları ve sosyal medya üzerinden sarf edilen söz ve ifadelerle müvekkilinin itibarsızlaştırmaya çalışıldığını, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili, davalının kınanması ve kararın yayınlanması isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu söz ve ifadelerin seçim çalışmaları döneminde toplumun bilgilendirilmesine yönelik sarf edildiğini, davacı kurumun cumhurbaşkanı adaylarına ne kadar yayın süresi ayırdığının müzekkere ile sorulması gerektiğini, kamuya mal olmuş kişiler yönünden ifade özgürlüğü sınırlarının daha geniş kabul edilmesi gerektiğini, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının sarf ettiği söz ve ifadelerin bir kısmında doğrudan davacının hedef alındığı, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu ifadelerde doğrudan davacının hedef alınmadığı, genel müdürlüğünü yaptığı Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu'na yönelik eleştiriler içerdiği, ifadeler sert olsa da eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı, kamu kurumu yöneticisi olan davacının kendisine ve yöneticiliğini yaptığı kuruma yönelik eleştirilere katlanması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının sistematik şekilde sarf ettiği söz ve ifadelerle müvekkilini itibarsızlaştırmaya çalıştığını, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, davalı tarafından suç isnadında bulunulduğunu, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşıldığını, eldeki davanın delillerle ispatlandığını, kişilik haklarına ağır saldırı bulunduğunu, davanın reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davalı tarafından miting, televizyon ve sosyal medya kanalı ile davacı hakkında sarf edilen söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği iddiası ile manevi tazminat, davalının kınanması ve kararın yayınlanması istemlerine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; olay tarihinde cumhurbaşkanı adayı olan davalı tarafından miting, sosyal medya ve televizyonda sarf edilen söz ve ifadelerle davacının yöneticisi olduğu kamu kurumunun yayın politikasının eleştirildiğinin, davalı tarafından ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin; davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığının anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.