Başvuru, ihalenin feshi davasının aktif husumet yokluğundan reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ihalenin feshi davasının aktif husumet yokluğundan reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/8/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: T.K. Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında verilen iflas kararı gereği İstanbul Anadolu İcra Dairesince yürütülen takip dosyasında, müflis Şirketin pay sahibi olduğu İstanbul'un Sarıyer ilçesi sınırlarında bulunan bir taşınmazın satışına karar verilmiştir. Başvurucu; söz konusu taşınmazdaki arsa payının taşınmazların 18/6/2015 tarihinde yapılan satışlarında usulsüzlük olduğunu, icra dosyasından ihale yoluyla satışa sunulan bir taşınmazın ihalesine katılmak için ihalenin yapılacağı taşınmazın adresine gittiğini ancak satış memurlarının gelmediğini, orada bulunan kişilerle buna ilişkin tutanak tuttuğunu, satış memurlarının ise sonradan gelmiş gibi satış yaptıklarını ve böylece ihaleye fesat karıştırıldığını, idare memurlarının satış mahalline gitmediklerini ve bu şekilde ihaleye fesat karıştırıldığını ileri sürerek yapılan ihalelerin iptali için ihalenin feshi davası açmıştır. Başvurucunun dava dosyası, başka davacılar tarafından aynı konuda açılan diğer iki dava ile birleştirilmiştir. Birleşen dosyalardan bir tanesinde davadan feragat dilekçesi verilmesi nedeniyle bu dosya yönünden 30/7/2015 tarihli duruşmada tefrik kararı verilerek dosya ayrı bir esasa kaydedilmiştir. İstanbul Anadolu İcra Hukuk Mahkemesinin (Mahkeme) 17/9/2015 tarihli kararıyla başvurucunun açtığı ihalenin feshi davasının reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde, ihalenin feshi nedenlerinin oluşmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesinin 4/10/2016 tarihli kararı ile hüküm onanmıştır. Kararın gerekçesinde; ihalenin feshi isteminde bulunan başvurucunun takipte taraf olmadığı gibi ihaleye katılıp pey de sürmediği, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun maddesinde belirlenen tapudaki ilgili sıfatının da bulunmadığının dosya kapsamı ile sabit olduğu, başvurucunun ihalenin feshi talebinde bulunmasına yasal imkân olmadığı ve aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, işin esasına girilmeden davanın reddi gerekirken işin esasının incelenerek hüküm tesisinin yerinde olmadığı, sonucu doğru olan mahkeme kararının onanması gerektiği açıklanmıştır. Diğer yandan başvurucu, iflas idare memuru olarak görev yapan görevliler ile ihale alıcısı ve müflis Şirket yetkilileri hakkında görevi kötüye kullanmak suretiyle ihaleye fesat karıştırma suçunu işledikleri iddiasıyla şikâyetçi olmuştur. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 18/1/2017 tarihli kararı ile başvurucunun da müştekisi olduğu aynı konuda başka soruşturma dosyalarında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu soruşturma dosyasında da başvurucunun zarara uğradığı hususunda kesin ve yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Karara başvurucu tarafından yapılan itiraz İstanbul Anadolu Sulh Ceza Mahkemesinin 30/3/2017 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu 16/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 2004 sayılı Kanun'un "İhalenin neticesi ve feshi'' kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “İhalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ncı maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler ...''B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkına sahiptir..."