9. Ceza Dairesi 2008/14239 E. , 2010/3154 K. Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Mala zarar verme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 32/1, 57/1. maddeleri gereğince güvenlik tedbirine hükmedilmesine Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Akıl hastalığı bir şahsi cezasızlık sebebi olmayıp kusurluluğu ortadan kaldıran bir haldir, bu nedenle Cumhuriyet savcısı CMK'nın 171. maddesi hükmüne dayanarak takdir yetkisini kullanıp suçu işlediği tarihte akıl hastası olan fail hakkında kovuştur…
**9. Ceza Dairesi 2008/14239 E. , 2010/3154 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Mala zarar verme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 32/1, 57/1. maddeleri gereğince güvenlik tedbirine hükmedilmesine Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Akıl hastalığı bir şahsi cezasızlık sebebi olmayıp kusurluluğu ortadan kaldıran bir haldir, bu nedenle Cumhuriyet savcısı CMK'nın 171. maddesi hükmüne dayanarak takdir yetkisini kullanıp suçu işlediği tarihte akıl hastası olan fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar veremez, soruşturma evresi sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlemek suretiyle dava açmak zorundadır. Bu ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Suç tarihinde akıl hastası olduğu kabul edilen şüpheli hakkında yüklenen suçtan dava açılıp suçun sübutunu ve vasfını belirlemeye yönelik olarak yargılama yapıldıktan sonra sonucuna göre suç sübut bulmadığı takdirde beraatine, sübutu halinde ise CMK'nın 223/3-a. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve TCK'nın 57. maddesi gereğince de akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden doğrudan tedbire hükmedilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 16.03.2010 tarihinde bozmada oybirliği gerekçede oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1. maddesine göre, akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiile ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli ölçüde azalmış bulunan kişiye ceza verilemez; bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. Hakkında güvenlik tedbirine hükmolunan akıl hastalarının, aynı Kanunun 57/1. maddesi uyarınca yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınması gerekir. Akıl hastalığı ve bunun kişinin davranışlarını yönlendirme yeteneğine etkisi ise psikiyatri biliminin verileri çerçevesinde bilirkişi uzman hekim tarafından belirlenecektir. Kuşkusuz, şüphelinin kusur yeteneği ve ceza sorumluluğunu saptamada gerekli olan raporlar soruşturma sırasında Cumhuriyet savcısı tarafından aldırılacaktır. Şüphelinin akıl hastası olduğunu ve kısmi ceza sorumluluğu bulunduğunu saptayan Cumhuriyet savcısı bu durumu iddianamesine yazarak şüphelinin eylemi nedeniyle cezalandırılması istemi ile dava açacaktır. Kovuşturma aşamasında sanığın akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya isnat olunan fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azaldığı kanaatine ulaşılırsa, sanığa ceza verilmeyecek, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunacaktır. Soruşturma aşamasında, şüphelinin ceza sorumluluğu bulunmadığını saptayan Cumhuriyet savcısı ise, şüpheli hakkında güvenlik tedbiri istemiyle dava açmalıdır. Esasen akıl hastaları hakkındaki güvenlik tedbiri yargılamasının nasıl yürütüleceği hususunda Ceza Muhakemesi Kanunu'nda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, bu yargılamada fiilin akıl hastası fail tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, yasada öngörülen suç tiplerinden birine uyup uymadığı, ayrıca kişinin kusur yeteneği ve ceza sorumluluğunun bulunup bulunmadığı gibi hususların çözüme kavuşturulması gerekecektir. Bu itibarla, akıl hastalığı nedeniyle yapılan muhakemede, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanması zorunludur. Hemen belirtmek gerekir ki, akıl hastası hakkında güvenlik tedbiri uygulanması istemiyle açılan bu dava suç oluşturduğu iddia olunan bir fiile dayandığı cihetle, başka bir deyişle hükmün ve yargılamanın konusu iddianamede açıklanan ve unsurları gösterilen fiilden ibaret olduğundan, yargılama sonunda sanığın bu fiili işlediği ve fiilin suç oluşturduğu, buna mukabil sanığın akıl hastası olmadığı veya ceza sorumluluğunun kısmı olduğu saptanırsa, mahkemece ek savunma hakkı tanınmak suretiyle sanık hakkında cezaya hükmolunması da mümkündür Açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, açılan dava eyleme ilişkin olup, iddianamede bu eylem karşılığında fail hakkında ceza veya güvenlik tedbiri istenmiş olması davanın görülmesine engel değildir. Temyiz davasına konu olayda, mala zarar verme suçundan dolayı yapılan soruşturma sırasında Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden yöntemince aldırılan 11.04.2006 tarih ve 4577 sayılı Sağlık Kurulu Raporunda; "Şizofreni hastalığı nedeniyle 22.03.2006 tarihinde işlediği kasten yangın çıkarmak fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumda olduğu, bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azaldığı ve 5237 sayılı TCK'nın 32. maddesinin 1. fıkrasından istifade edebileceği" bildirilen şüpheli hakkında güvenlik tedbiri istemiyle dava açılması yeterli olduğu halde, bu eylem nedeniyle ceza istemli dava açılmayacağını belirtir biçimde bu yönden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair gereksiz ve fazladan ek karar verilmiş olması da sonuca etkili değildir. O nedenle, akıl hastası sanık hakkında güvenlik tebdiri istemiyle açılan dava üzerine fiil ve faille ilgili yargılama yaparak akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmeden ve bu suçla ilgili yargılama görevi bulunduğu anlaşılan yerel mahkeme uygulaması isabetlidir. Bu itibarla, temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanması gerekmektedir. 16.03.2010