DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2874 E. , 2024/933 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/2874 Karar No : 2024/933 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ :Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... VEKİLİ :Av.... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 11/03/2021 tarih ve E:2019/2672, K:2021/638 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında A
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2874 E. , 2024/933 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/2874 Karar No : 2024/933 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ :Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... VEKİLİ :Av.... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 11/03/2021 tarih ve E:2019/2672, K:2021/638 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 11/03/2021 tarih ve E:2019/2672, K:2021/638 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının bu dava dosyası ile Dairelerinin E:2017/6097 esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının birleştirilmesi talebi yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; UYAP ortamında yapılan incelemede davacının Yargıtay ... Ceza Dairesinin E:... sayılı dosyasında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek ve silahlı terör örgütüne üye olmak isnatlarına ilişkin ceza yargılamasının devam etmekte olduğunun görüldüğü, ByLock yazışma içeriği yönünden, davalı idare tarafından dosyaya sunulan ... ID numaralı örgütün sözde sivil imamlarından olduğu değerlendirilen "..." adlı kişiye ait “Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" ile davacıya ait özlük dosyası birlikte incelendiğinde, örgütün sözde sivil imamlarından olduğu değerlendirilen "..." adlı şahsın Bylock yazışmalarında davacının adının bir örgüt mensubuna zimmetlendiği, söz konusu yazışmalarda her ne kadar davacının adının "..." olarak geçtiği görülse de, aynı yazışma içeriğinde davacının eşi ... ... de "..." olarak geçtiğinin görüldüğü, söz konusu yazışma içeriğinde "Hakan Karaalioğlu" olarak adı geçen şahsın davacı olduğunun değerlendirildiği; davacı tarafından, bahse konu Bylock yazışmalarının kendisinin örgüt üyesi olmadığını gösterdiği, aksine örgüte uzak hatta düşman olanların takip ve kontrolü için geliştirildiği anlaşılan zimmetleme işlemine tabi tutulduğu, bununla birlikte ByLock yazışmalarında isimleri geçen ve kendisi gibi zimmetleme işlemine tabi tutulan şahısların hâlen görevlerine devam ettiklerini beyan ettiği; netice itibarıyla, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, davacının başka bir örgüt mensubuna zimmetlendiğini belirten Bylock yazışma içeriğinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu, Diğer hususlar yönünden, davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde 2008-2014 yılları arasında ... Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı, HSK'da FETÖ/PDY terör örgütünün etkisinin kırılmasından sonra ise bu görevinden alınarak 12/06/2015 tarihinde ... Cumhuriyet Savcılığına atamasının yapıldığının görüldüğü; davacı tarafından, 2008 yılında bilgisi ve istediği dışında özel yetkili olarak görevlendirildiği, özel yetkili olarak çalıştığı dönemde Ergenekon, Balyoz ve Şike gibi önemli soruşturma ve kovuşturmaların hiç birinde görevlendirilmediği, 2010 HSK seçimlerinden sonra ... Cumhuriyet Başsavcılığı CMK 250. madde ile özel yetkili olarak görev yapanlardan başsavcı veya başsavcı vekili olarak görevlendirilen ya da Yargıtay üyesi seçilen pek çok isim olmasına ve nerdeyse tamamının kendisinden daha kıdemsiz olmasına rağmen kendisinin unvanlı bir göreve dahi atanmadığını beyan ettiği; netice itibarıyla, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde özel yetkili cumhuriyet savcısı olarak görev yapmasının, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu, Öte yandan, davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ...tarih ve... soruşturma sayılı iddianamede, "CMK'nun 116. ve 134. maddeleri kapsamında Sulh Ceza Hakimliklerinden alınan kararlar doğrultusunda yapılan aramalar neticesinde; dijital materyaller ile meslekten olan eşi N.K.'nin adliye içindeki çalışma odasında birlikte bulundurdukları eşyalar arasında paralel yapı ve örgüt lideri F. Gülen ile ilgili gazete sayfalarının ele geçirildiği"nin belirtildiği; davacı tarafından, hukuka aykırı aramada ele geçirilen gazetelerin, içlerinde Sabah, Yeni Şafak ve Star gibi yayın organlarının da bulunduğu gazete nüshaları olduğu, ilgili gazete nüshalarının haber içeren sayfalarında terör örgütü liderinin fotoğrafının yayınlanmasının ilgili gazetelerin yayın yönetmenlerinin sorunu olduğu, şahsi merakı nedeniyle bazı önemli olaylara ilişkin haberlerin yer aldığı gazete nüshalarını sakladığı, hâlen arşivinde 1950 ve 1960'lı yıllara ait gazete ve dergi nüshalarının bulunduğunu beyan ettiği; bu durumda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, işyerinde yapılan arama neticesinde FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen ile ilgili gazete sayfalarının ele geçirilmesi hususunun, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ilkesinin ihlal edildiği, ihraç kararı öncesi suçlamanın niteliği konusunda bilgi sahibi olması sağlanmadan, HSK'nın elinde bulunan ve suçlamaya temel teşkil eden bilgi ve belgelerin müvekkille paylaşılmadan ve kendisine savunma imkânı tanınmadan ihraç kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, AİHS'nin 6. maddesi ve Anayasa'nın 38. maddesinde koruma altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiği, AİHS’nin 13. maddesinde koruma altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiği, ihraç kararı verilirken, hukukta karşılığı olmayan, ne ifade ettiği anlaşılamayan ve somut olgulara dayanmadığından yargısal denetime tabi tutulamayacak olan "iltisak" kavramına dayanılmasının bilinebilirlik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu; meslekten çıkartılması ve eğitimini aldığı alanda serbest avukatlık dahi yapmasını engelleyen işlemin ölçüsüz olduğu, bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No'lu Ek Protokolün 1. maddesi'nde koruma altına alınan mülkiyet hakkına ve Anayasa'nın 49. maddesine aykırı olduğu; kanunsuz ceza olmaz ilkesi ve geçmişe yürümezlik kuralı ile suç ve cezaların şahsiliği ilkesi ve özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği; hakkındaki iddialara yönelik savunma dilekçesinde belirtilen hususların değerlendirilmediği, yargılama sırasında delillerin takdirinde hukukilikten uzak değerlendirmeler yapıldığı, bu kapsamda, davalı idare tarafından dava dosyasında yer alan "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nda adının geçmesi hususunun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik bir tespit olduğunun ileri sürüldüğü, bu konuda cevabının değerlendirilmediği, ByLock yazışmalarının aslında müvekkil lehine değerlendirilmesi gerektiği; aynı ByLock yazışmasında adı geçen diğer hâkim ve savcılar hakkında soruşturma yapılmadığı gibi, adı geçenlerin hâlen görevlerine devam ettiklerinin göz ardı edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. UYAP kayıtlarının tetkikinden, davacı hakkındaki ceza yargılamasında Yargıtay .... Ceza Dairesinin E:..., K:... sayılı kararı ile -siyasal ve askeri casusluk ve devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgeleri açıklamak suçlarından açılan kamu davaları dosyadan ayrılmak suretiyle- Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçunun unsurları oluşmadığından CMK'nın 223/2-a maddesi; özel hayatın gizliliğini ihlal etme ve kişisel verilerin izinsiz kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma, suç uydurma, suç delillerini gizleme, yok etme veya değiştirme, silahlı terör örgütü üyeliği suçlarını işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği ve bu kararın 20/06/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 11/03/2021 tarih ve E:2019/2672, K:2021/638 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4.Kesin olarak, 29/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.