T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1077 KARAR NO : 2026/88 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/02/2023 NUMARASI : 2022/408 E. 2023/49 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 22.01.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22.01.2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.02.2023 tarih 2022/408 E. 2023/49 K. sayılı kararın Dairem…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1077 KARAR NO : 2026/88 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/02/2023 NUMARASI : 2022/408 E. 2023/49 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 22.01.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22.01.2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.02.2023 tarih 2022/408 E. 2023/49 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalı şirket tarafından, toplam 502.602,00 TL tutarlı 8 adet senede dayalı olarak müvekkili şirket aleyhine İzmir 10. İcra Dairesinin 2022/4856 E. sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe süresi içinde itiraz edilemediğini, müvekkili şirketin davalı şirkete borcunun bulunmadığını, takibe dayanak senetlerdeki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, senetlerdeki imzaların o dönemde şirkette mali müşavir olarak çalışan...'a ait olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi...tarafından dava dışı....'a 23.12.2011 tarihli vekaletname verildiğini, ancak vekaletnamede kambiyo senedi imzalama yetkisinin bulunmadığını, senetlerin vade tarihleri üzerinden dokuz on yıl geçtikten sonra başlatılan takibin iyiniyetli olmadığını, üç yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, kambiyo vasfını yitirdiğini, senetteki imzaların müvekkili şirkete ait olmaması nedeniyle delil başlangıcı sayılmasının da mümkün olmadığını, 03.08.2012 tanzim ve 08.03.2013 vade tarihli 70.000,00 TL bedelli senedin daha önce İzmir 13. İcra Dairesinin 2020/8608 E. sayılı dosyasında takibe konulduğunu, mükerrer olarak icra takibine konu edildiğini, senetlerdeki vade tarihinin icra takibinde temerrüt tarihi olarak esas alınmasının ve asıl alacaktan daha yüksek miktarda faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, icra takibine dayanak 8 adet senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile senetlerin iptaline, yargılama sırasında borcun ödenmesi halinde davaya istirdat davası olarak devam edilmesine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili 21.09.2022 tarihli dilekçesinde davacı şirket adına dava konusu senetleri imzalayan...'un 23.12.2011 tarihli vekaletname ile davacı şirket adına bono imzalamaya yetkili olduğunu, davacı şirketin tüm işlemlerini uzun süre yürüttüğünü, müvekkili şirket haricinde pek çok şirketle davacı şirket namına sözleşmeler ve kambiyo senetleri imzaladığını beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu İzmir 20. İcra Müdürlüğü'nün 2022/4856 sayılı icra dosyasında davalı şirket tarafından davacı hakkında sekiz adet zamanaşımına uğramış bonodan kaynaklanan alacağın ödenmediği iddiasıyla ilamsız icra yolu ile 08.04.2022 tarihinde takip başlatıldığı, yasal süre içinde itiraz edilmemesi nedeniyle takibin kesinleştiği, davacı tarafın icra takibine dayanak sekiz adet senetteki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, vekil tayin edilen şirket muhasebecisi ... tarafından imzalandığını iddia ettiği, davalı tarafın bu iddiaya uygun şekilde senetlerin şirket yetkilisi tarafından değil, şirket adına hareket eden ve ticari vekil olarak atanan ... tarafından imzalandığını bildirdiği, tarafların bu konudaki açıklama ve kabullerinin uyuşması nedeniyle icra takibine dayanak bonolardaki imzanın şirket yetkilisine ait olup olmadığı konusunda imza incelemesi yoluna gidilmediği, davacı şirketin anonim şirket olduğu, TTK'nun 359 (1) maddesi uyarınca anonim şirketi temsile yetkili yönetim kurulunun esas sözleşme ile atanabileceği veya genel kurul tarafından seçilebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında tüzel kişi tarafından belirlenen sadece bir gerçek kişinin de tescil ve ilan olunacağının düzenlendiği, vekaletnamenin düzenlendiği 23.12.2011 tarihinde vekaletnamede imzası bulunan ....'nın davacı şirketi münferiden temsile yetkili yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu, 23.11.2011 tarihli vekaletname ile davacı şirketi temsile yetkili yönetici tarafından ...'un vekaletnamede belirtilen işlemlerle sınırlı olarak şirketi temsile yetkili kılındığı, senetlerin tanzim tarihinin 03.08.2012 olduğu, ...'un vekaleten temsil görevinin belli bir süre ile sınırlandırılmadığı gibi görevden azledildiğine dair bir belgenin dosyaya sunulmadığı, Ticaret Sicil Kayıt örneklerinden ...'un ticari vekil olarak atandığına dair kararın tescil edilmediği; vekaletname içeriğinde ticari vekil olarak atanan ...'un şirket adına hangi iş ve işlemleri yapabileceğinin ayrıntılı olarak sayıldığı, ancak bono ve kambiyo senedi düzenleme yetkisi verildiğine ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği, uyuşmazlığın çözümü için davacı şirket yetkilisi tarafından 23.12.2011 tarihli vekaletname ile atanan ...'un ticari temsilci mi yoksa ticari vekil mi olarak atandığının belirlenmesi gerektiği, TBK'nın 547 ve devamı maddelerinde ticari temsilcilik, 551. maddesinde ise ticari vekilliğe ilişkin hükümlerin düzenlendiği, anonim şirketler yönünden şirketi temsile yetkili organ veya yönetici tarafından ticari mümessil ve ticari vekil atanmasının mümkün olduğu, ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işlerini yapmaya yetkisinin bulunduğu, buna karşılık genel yetkili ticari vekilin, işletmenin sadece olağan işleri ile sınırlı temsil yetkisine sahip olduğu, olağanüstü işlemleri yapabilmesi için işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç bulunduğu, belli bir işin ya da işlemin ifası ile görevlendirilen sınırlı yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamının ise kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirlendiği; davaya konu senetlerde davacı şirket adına keşideci olarak imzası bulunan ...'a, davacı şirkete ait olağan ve olağanüstü işlemlerin tümünü kapsayan yetkilerin verilmeyip yalnız vekaletnamede belirtilen konularla sınırlı tutularak temsil yetkisi verildiği, ticari vekil atamaya ilişkin kararın ticaret sicil müdürlüğüne tescil edilmediği, buna göre ...'un ticari mümessil olarak değil ticari vekil olarak atandığı; TBK'nun 551. maddesi uyarınca ticari vekilin, özel yetki verilmedikçe tacir adına kambiyo taahhütlerinde bulunamayacağı, 23.12.2011 tarihli vekaletnamede ticari vekil ...'a, davacı şirket adına kambiyo taahhütünde bulunma ve bono düzenleme ve imzalama yetkisinin verilmediği, davacı şirket adına imzalanmış bonoların lehtar sıfatıyla teslim alan davalı şirketin, bonoların şirket yetkilisi veya ticari temsilcisi veya özel yetki verilmiş ticari vekil tarafından imzalanıp imzalanmadığını araştırma ve kontrol etme konusunda basiretli tacir gibi davranma ilkesi gereği sorumluluğunun bulunduğu, davaya konu icra takibinin taraflar arasındaki fatura veya herhangi bir ticari ilişkiye dayalı olarak değil yalnız zamanaşımına uğramış dava konusu senetlere dayalı olarak yapıldığı, buna göre davaya konu icra takibinin dayanağı ve sebebi senetlerdeki keşidecisi imzasının davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmaması nedeniyle davacı tarafın davaya konu senetler nedeniyle davalı tarafa bir sorumluluğunun ve borcunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, davaya konu icra takip dosyasına konu alacak ile icra dosyasına dayanak sekiz adet bono nedeniyle davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, dava konusu senetlerin .... Mah. .... Mevkiinde bulunan 5 yıldızlı eski adıyla .... Hotel, yeni adıyla ....'nın 304 kalite krom işlerinin yapılmasından ve bu sözleşmedeki ödeme planlarına uyulmaması sebebiyle verilen senetler olduğunu, müvekkiliin sözleşmedeki edimini yerine getirdiğini, ancak senetlerin zamanında ödenmediğini, davacının müvekkilinin zararını karşılamak ve sözleşme bedelini ödemek amacıyla dava konusu senetleri tanzim ettiğini, müvekkilinin yıllarca aradaki ikili ilişkilerin verdiği güven kullanılarak davacı tarafından oyalandığını, davacı tarafın kötüniyetini anlayan müvekkilinin dava konusu senetleri takibe koyduğunu, sözleşmeye konu otelde müvekkilinin sözleşme gereği yerine getirdiği edimlerin tespiti amacıyla ticari defterlerin incelenmesi, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmelerine rağmen mahkemece bu hususun yerine getirilmediğini, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğunu, müvekkilinin senetlere dayanarak yaptığı takibin kambiyo senetlerinden kaynaklanan icra takibi olmayıp genel haciz yoluyla takip olduğunu, senetlerin HMK m. 202 gereğince delil başlangıcı kabul edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme sonucunda şirket adına dava konusu senetleri imzalayan ...'un 23.12.2011 tarihli vekaletname ile davacı şirket adına gerekli yetkiye sahip olduğunu, ...'un davacı şirketin tüm işlemlerini uzun süre yürüttüğünü, müvekkili şirket haricinde pek çok şirketle davacı şirket namına sözleşmeler ve kambiyo senetleri imzaladığını, gerekçeli kararın 4. bendinde hesap hatası yapılarak vekalet ücreti yerine dava değeri yazıldığını, Bu konuda hükmün tashihine ilişkin başvuruda bulunduklarını, ancak henüz talep hakkında karar verilmediğini, bu hususun istinaf mahkemesince gözetilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, zamanaşımına uğramış bonolara dayanılarak yapılan genel haciz yolu ile icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davalı tarafça, takibe konu bonolara dayanılarak, TTK'nın 778/1-h maddesi ile delaleti ile TTK'nın 749. maddesinde ön görülen üç yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, bonoların kambiyo vasfını yitirdiği, zamanaşımına uğrayarak kambiyo senedi vasfını kaybeden ancak imzası inkar edilmeyen bononun temel borç ilişkisi bakımından 6100 sayılı HMK'nın 202. maddesi kapsamında (yazılı) delil başlangıcı teşkil edeceği, ne var ki somut olayda davacı şirketin bonolardaki imzalara itiraz ettiği; davacı şirket tarafından, icra takibine dayanak yapılan bonoları davacı şirket adına imzalayan dava dışı ...'a verilen Antalya 13. Noterliğinin 23.12.2011 tarihli 39710 yevmiye numaralı vekaletnamesinde kambiyo senedi düzenleme yetkisinin yer almadığı dikkate alındığında; tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 75.526,28-TL'den peşin alınan 18.701,67-TL'nin mahsubu ile bakiye 56.824,61-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026