8. Hukuk Dairesi 2018/4290 E. , 2019/10548 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.KARAR Davacılar vekili, müvekkillerinin paydaşı olduğu dava konusu taşınmazların davalılar tarafından vekil edenlerinin rızası dışı…
**8. Hukuk Dairesi 2018/4290 E. , 2019/10548 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.KARAR Davacılar vekili, müvekkillerinin paydaşı olduğu dava konusu taşınmazların davalılar tarafından vekil edenlerinin rızası dışında haksız şekilde tasarruf edildiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile son beş yıla yönelik 5.000 TL ecrimisil bedelinin geçmiş dönemlerden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş ve ıslah dilekçesiyle de ecrimisil talep miktarını 42.450,00 TL’ye çıkarmıştır. Davalı ... vekili, davalı olarak iki davalı gösterildiğini, hangi davalının hangi taşınmazı kullandığının ifade edilmediğini ve gayrimenkullerden gelir elde edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne, “5.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 37.450,00 TL ecrimisilin ıslah tarihi olan 12.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacılar Şükran ve Nurhan mirasçılarına hisseleri oranında verilmesine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 242 ada 4 parsel (522,28 m2-arsa), 242 ada 456 parsel ( 425,69 m2-kargir dükkan üç kıta dükkan ve kargir otel ve arsası) ve 237 ada 8 parsel (140 m2-kargir ev) sayılı taşınmazların taraflar adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. 1. Davalı ...’in temyiz itirazlarının incelenmesinde, Davacılar vekili 07.02.2013 tarihli duruşmada “.... biz davalılardan İlhan Aker aleyhine açtığımız davadan feragat ediyoruz, feragat yetkim yok ise davayı takipsiz bırakıyoruz zira fiilen kullanan bu kişi değildir,....” şeklinde beyanda bulunmuş olup mahkemece 2 nolu ara kararda “Davacı taraf davalı ... hakkındaki davasından feragat etmiş ise de, davacılardan Nurhan'ın vekaletinde feragat yetkisi bulunmadığından davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılmış dava taraflarça takip edilmediğinden yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına, davacı ... yönünden feragat hususunun esas hükümde dikkate alınmasına,” karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nin 307. maddesinde feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nin “Feragat ve kabulün şekli” başlıklı 309. maddesi hükmüne göre de feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Yukarıda belirtildiği üzere feragatin kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamaları da bu doğrultudadır. (11.04.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı kararı) Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150/1. maddesinde düzenlendiği üzere oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbirisi gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Anılan Yasanın 150/4. maddesi gereğince işlemden kaldırılmış olan dosya, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurması üzerine yenilenebilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak 3 ay içinde yenilenmeyen davalar HMK'nin 150/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. Bu durumda mahkemece; davacılar vekilinin beyanı ve kurulan ara karar doğrultusunda, davacı ...’ın davalı İhan Deniz’e karşı açmış olduğu ecrimil davasının vaki feragat nedeniyle reddine, diğer davacı ...’in ( aynı davalıya yönelik 07.02.2013 tarihli duruşmada işlemden kaldırılmasına karar verilenen) ecrimisil istemi hakkında da HMK'nin 150/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı ...’in diğer davalı ... Baker ile birlikte müteselsilen sorumlu tutularak aleyhe hüküm kurulması isabetli olmamıştır. 2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir b. Davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince ; Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) Ayrıca, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir. Bu nedenle, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olaya gelince; dava konusu her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin yönteminde araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda denetime elverişli emsal kira bedelleri karşılaştırılmadığı gibi, taşınmazların dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası tespit edilerek sonraki dönemler için ÜFE artış oranı uygulanması yerine davanın açıldığı 2012 yılı için belirlenen ecrimisil bedeli geriye doğru hareket edilerek hesaplama yapılmıştır. Hal böyle olunca; Mahkemece, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplandıktan sonra (gerekli görüldüğü takdirde mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle) yukarıda yazılı ilkeler dikkate alınarak dava konusu taşınmazların her biri yönünden ayrı ayrı intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin duraksamaya yer bırakılmayacak şekilde tespit edilmesi, (bu şekilde her bir taşınmazın kim ve/veya kimlerin tasarrufunda olduğunun anlaşılması,) intifadan men koşulunun gerçekleştiğinin belirlenmesi halinde de (taraflara emsal kira sözleşmesi sunmaları için de süre ve imkan tanınmak suretiyle), gayrimenkul değerlendirme uzmanı, fen bilirkişisi ve inşaat mühendisinden oluşan üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda, (taşınmazların büyüklüğü, niteliği, yöredeki rayiç ve çevre özellikleri de nazara alınarak) bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı ...'in, (2. b.) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının 2. nolu bendin (a.) fıkrasında yazılı nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 26.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.