Başvuru, tutuklunun ceza infaz kurumundan ailesinin yaşadığı yere yakın bir infaz kurumuna nakli ile bu konu hakkında bilgi talebine ilişkin dilekçesinin nakil şartlarını taşımadığı değerlendirilerek işleme konulmaması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklunun ceza infaz kurumundan ailesinin yaşadığı yere yakın bir infaz kurumuna nakli ile bu konu hakkında bilgi talebine ilişkin dilekçesinin nakil şartlarını taşımadığı değerlendirilerek işleme konulmaması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/7/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016 tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiştir. OHAL süreci, üçer aylık sürelerle uzatılarak 18/7/2018 tarihine kadar devam etmiştir. Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı ve OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır.10 Eski bir hâkim olan başvurucu, darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen soruşturma sürecinde silahlı terör örgütü (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) üyesi olduğu gerekçesiyle İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/10/2016 tarihli kararıyla tutuklanmış ve Silivri 6 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün (Genel Müdürlük) Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) aracılığıyla Ceza İnfaz Kurumuna gönderdiği tutuklu nakilleri konulu 8/9/2016 tarihli yazısında, yargılama yeri ve suç nedeniyle bazı tutukluların başka kurumlara nakledildiğinin görüldüğü belirtilmiştir. Genel Müdürlük tarafından hazırlanan 5/6/2015 tarihli ve 167 No.lu Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında Genelge'nin (Genelge) "Suç ve yargılama yeri nedeniyle nakil" kenar başlıklı maddesinin (13) numaralı fıkrasında tutukluların yargılanacakları mahkemeler belli olup duruşmaları için müzekkere gelinceye kadar bulundukları kapalı ceza infaz kurumunda barındırılmalarına devam edileceğinin açıkça belirtildiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda soruşturma evrakı veya dava dosyasının görevsizlik veya yetkisizlik kararı ile iade edilen tutukluların yargılanacakları mahkemeler belli olmadan ve duruşmaları için müzekkere gelmeden Genelge'nin ilgili maddeleri uyarınca başka bir ceza infaz kurumuna nakillerinin yapılması hâlinde söz konusu naklin Genelge'ye aykırılık teşkil edeceği bildirilmiştir. Başvurucu; Genel Müdürlüğe hitaben yazdığı 27/12/2016 tarihli dilekçesinde; İstanbul Adliyesinde görev yapmaktayken tutuklandığını, İstanbul'da bir yakınının bulunmadığını ve ailesinin açık/kapalı görüşlere gelme konusunda sıkıntı yaşadığını belirterek ailesinin yaşadığı Denizli'deki (olmadığı takdirde İzmir veya Antalya'daki) ceza infaz kurumuna naklinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise şartlarının bildirilmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucunun dilekçesi Ceza İnfaz Kurumu tarafından işleme konulmamıştır. Söz konusu dilekçenin alt kısmına yazılan derkenar ise şöyledir:"İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklanmışsınız. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 05/06/2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgesinin 'Suç ve yargılama yeri nedeniyle nakil' başlıklı maddesinin fıkrasında; 'Tutuklular öncelikle mahkemenin bulunduğu yerdeki kapalı ceza infaz kurumunda barındırılacaktır.' hükmü gereğince dilekçenize işlem yapılmamıştır." Başvurucu bu defa Ceza İnfaz Kurumuna hitaben yazdığı 16/1/2017 tarihli dilekçesinde; Genel Müdürlüğe hitaben yazdığı dilekçesinin işleme konulmamış olması nedeniyle dilekçe hakkının engellendiğini, nakil konusunun ihtiyari olduğunu, dilekçesinde belirttiği gerekçelerin kabul görüp görmeyeceğinin belirlendikten sonra naklin gerçekleştirilebileceğini, bu nedenle dilekçesinin ekindeki yazısının Genel Müdürlüğe gönderilerek UYAP kayıt numarasının tarafına bildirilmesini istemiştir. Genel Müdürlüğe hitaben yazdığı ekli dilekçesinde ise babasının yakın zamanda trafik kazası geçirdiğinden ziyaretine gelmesinin sağlığı açısından sorun oluşturduğunu, annesi ve ablasının da İstanbul'a gelip sonrasında Silivri'ye gelmelerinin zorluklarını ifade etmiştir. Ceza İnfaz Kurumunun 17/1/2017 tarihli yazısı ile başvurucunun dilekçesinin işlemsiz olarak iade edilmesine karar verildiği başvurucuya bildirilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucu hakkında devam eden soruşturma veya dava dosyasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve mahkemeleri tarafından yürütüldüğü hatırlatılarak nakil talebinin Genelge'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturacağı açıklanmıştır. Ceza İnfaz Kurumu kararının kaldırılması talebiyle başvurucunun yaptığı şikâyet başvurusu Silivri İnfaz Hâkimliğinin (İnfaz Hâkimliği) 31/3/2017 tarihli kararı ile kabul edilmiştir. Kararda, başvurucunun talebinin dilekçe hakkının kullanılmasına yönelik olduğu vurgulanmış ve dilekçe hakkının kullanılmasını sağlamak amacıyla dilekçenin Genel Müdürlüğe gönderilmesine karar verildiği açıklanmıştır. Başsavcılık anılan karara 10/4/2017 tarihinde itiraz etmiştir. İtirazda; Genel Müdürlüğün 8/9/2016 tarihli yazısına göre düzenleme dışı nakil yapılmamasına, aksi durumun Genelge'ye aykırı olacağına işaret edildiğinden başvurucunun dilekçesinin Genel Müdürlüğe gönderilmediği ve sebebi konusunda bilgilendirme yapıldığı belirtilmiştir. Aksi durumun lüzumsuz yazışmalarla Genel Müdürlüğün meşguliyetine yol açacağı gibi Ceza İnfaz Kurumunun işleyişini de yavaşlatacağı ifade edilmiştir. Bu nedenlerle Genel Müdürlükçe işleme alınması söz konusu olmayan dilekçenin gönderilmesi yönünde karar verilmesinin düzenlemeyle çelişmesi dolayısıyla İnfaz Hâkimliğinin kararının kaldırılması talebinde bulunulmuştur. Başsavcılığın itirazı, Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 1/6/2017 tarihli kararı ile kabul edilmiş ve İnfaz Hâkimliğinin kararının kesin olarak kaldırılmasına karar verilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun dilekçesinin öncelikle Ceza İnfaz Kurumunca değerlendirilerek şartları taşıyorsa Genel Müdürlüğe gönderilmesi ve açıkça şartları taşımaması hâlinde gönderilmemesi uygulamasında hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle itirazın kabulüne karar verildiği açıklanmıştır. Nihai karar 22/6/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 24/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden; başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18/4/2017 tarihli iddianamesi ile kamu davasının açıldığı, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada başvurucunun savunmasının alındığı 8/11/2017 tarihli ilk duruşmasında tahliyesine karar verildiği ve başvurunun inceleme tarihi itibarıyla yargılamanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 18/12/2019 tarihli yazısı ile başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu kaldığı sürede yaptığı tüm görüşlere ilişkin bilgi ve belgeler talep edilmiştir. 19/12/2019 tarihli cevap yazısından başvurucunun tutuklu olarak barındırıldığı 18/10/2016 ile 8/11/2017 tarihleri arasında beş kez açık görüş hakkından yararlandığı ancak kapalı görüş yapmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun bu süre içinde aile fertleriyle (annesi, babası ve kardeşi) 28/10/2016, 24/4/2017, 26/6/2017, 4/9/2017 ve 23/10/2017 tarihlerinde açık görüş; iki haftada bir telefonla haberleşme hakkını kullandığı anlaşılmıştır. A. Ulusal Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlüyü ziyaret" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. ...... (3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır." 5275 sayılı Kanun’un "Kendi istekleri ile nakil" kenar başlıklı maddesi şu şekildedir:"(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri,b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri,c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması,d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması,e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması,f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması,g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması,Gerekir. (Ek cümle: 24/1/2013-6411/7 md.) Çocuk hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz. (2) Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır." 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların yükümlülükleri" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şu şekildedir:"Bu Kanunun;... nakiller, disiplin nedeniyle nakil, zorunlu nedenlerle nakil, hastalık nedeniyle nakil, nakillerde alınacak tedbirler,... konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir." 5275 sayılı Kanun gereğince Genel Müdürlük tarafından hazırlanan Genelge'nin "Suç ve Yargılama Yeri Nedeniyle Nakil" başlıklı maddesinin (1) ve (13) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Tutuklular, öncelikle yargılandıkları mahkemenin bulunduğu yerdeki kapalı ceza infaz kuramlarında, bu yerde kapalı ceza infaz kurumu bulunmuyor ise suçları itibariyle konumlarına uygun en yakın kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılacaktır. (13) Haklarındaki soruşturma evrakı veya dava dosyasının görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilerek yetkili Cumhuriyet başsavcılıklarına veya mahkemelere gönderilmesi halinde tutuklular yargılanacakları mahkeme belli olup, duruşmaları için müzekkere gelinceye kadar bulundukları kapalı ceza infaz kuramımda barındırılacaktır.Ancak; ağır ceza mahkemelerinin görevine giren suçlardan tutuklu olup, müdürlük teşkilatı bulunmayan kapalı ceza infaz kuramımda bulunanlar derhal bağlı ağır ceza merkezi kapalı ceza infaz kurumuna nakledilecektir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre özel hayat, özel bir sosyal hayat sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğini geliştirme hakkı anlamında bir özel hayatı güvence altına almaktadır. Bu yönü ile birlikte değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak ve geliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 45; Oleksandr Volkov/Ukrayna, B. No: 21722/11, 9/1/2013, §§ 165-167; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM'e göre hükümlü ve tutuklular, Sözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) [BD], B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69). AİHM'e göre suçun mahiyeti haklı gösteriyorsa bir tutuklunun özel bir ceza infaz kurumu rejimine veya sınırlayıcı ziyaret düzenlemelerine tabi tutulması Sözleşme'nin maddesi kapsamındaki hakkına müdahale teşkil eder ancak kendiliğinden bu hakkın ihlali anlamına gelmez (Vlasov/Rusya, B. No: 78146/01, 12/6/2008, § 123). AİHM'e göre hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Messina/İtalya (No. 2), B. No: 25498/94, 28/9/2000, § 61; Ouinas/Fransa (k.k.), B. No: 13756/88, 12/3/1990; Kučera/Slovakya, B. No: 48666/99, 17/7/2007, § 127). Bu hakka getirilen sınırlamalar, suç ve düzensizliğinin önlenmesi için güvenlik nedeniyle uygulamaya konulmuş olsa da haklı bir gerekçeye dayanmalıdır (Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02, 20/5/2008, § 46). Federal Alman Anayasa Mahkemesinin bir kararında; aileyle uzun görüşe izin verilmemesi şeklindeki ceza infaz kurumu kararına yapılan itirazda, Mahkemenin geçici hukuki koruma tedbiriyle ilgili olarak kurumun kararına ilişkin gerekçeleri belirleme yükümlülüğünü standartlaştırmaktan kaçınılmıştır. Bir mahkeme kararının, itiraza konu yasa uygulaması ya da onun için kullanılan prosedür kusurlu olsa bile keyfîlik yasağını ihlal etmeyeceği belirtilmiştir. Ancak buna ek olarak verilen kararın bariz bir şekilde açık hukuk kurallarına aykırı olmaması ve keyfî değerlendirmelere dayanmaması gerektiği vurgulanmıştır (Federal Alman Anayasa Mahkemesi, 2 BvR 2530-31/16, 21/12/2016).