5. Hukuk Dairesi 2023/9487 E. , 2024/2631 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/650 Esas, 2023/160 Karar KARAR : Kabul/Kısmen kabul Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl dava ile ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incele
**5. Hukuk Dairesi 2023/9487 E. , 2024/2631 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/650 Esas, 2023/160 Karar KARAR : Kabul/Kısmen kabul Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl dava ile ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar vekili asıl dosyaya ilişkin dava dilekçesinde özetle; Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/115 Esas, 2013/192 Karar sayılı dosyası üzerinden verilen kararda davacıların toplam 3340/3500 oranında hissedarı oldukları Trabzon ili, Vakfıkebir ilçesi, Hacıköy Mahallesi, 359 ada 12 parsel sayılı taşınmazın 1.185,78 m²sinin kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle, bu kısmın tapusunun iptaline ve sicilden terkinine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu nedenle uğranılan zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 2. Davacılar vekili birleştirilen dosyaya ilişkin dava dilekçesinde özetle; davacıların maliki olduğu ... Mahallesi, 359 ada 12 parsel sayılı taşınmaz yönünden asıl dosyada alınan raporda bilirkişilerce mütalaa edilen bedelin asıl dosyada talep edilmeyen 529.254,00 TL'sini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını, bu tip yerlerin Hazine adına da olsa tapu siciline tescil edilemeyeceğini, işlemin ancak terkin işlemi olabileceğini, kıyıların zamanaşımı yoluyla kazanılmasının, tapu sicili hükümlerine bağlı tutulmasının, haczedilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın 1185,78 m²lik kısmının kıyıda kaldığının Mahkeme hükmü ile sabit olduğundan kıyı vasfında bulunan ve özel mülkiyete konu olmayan bir yerin alınıp satılması veya kişisel yarar amacıyla kullanılmasına olanak bulunmadığını, söz konusu taşınmazın alım satıma konu rayiç bedelinin olmayacağını, niteliği itibarıyla civardaki taşınmazların rayiç değeri ile mukayese edilemeyeceğini, bu nedenle davacının hukuken tapu siciline tescil edilmiş olmasına dayanarak söz konusu taşınmaz için hak talep etmesinin yerinde olmadığını, usule ve kanuna aykırı olarak açılmış bulunan haksız ve dayanaksız davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.12.2015 tarihli ve 2014/714 Esas, 2015/711 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 24.12.2015 tarihli ve 2014/714 Esas, 2015/711 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; davacıların zararı, Vakfıkebir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/115 Esas, 2013/192 Karar sayılı kararının kesinleştiği 16.09.2014 tarihinde oluşmuş olup, mahkemece bu tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması gerektiği, mahkemece öncelikle eldeki kısmî dava ile ek dava birleştirilmeli, ondan sonra mahkemece arsa niteliğinde bulunan dava konusu taşınmaza yönelik olarak, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, taraflara, dava konusu taşınmaz ile aynı bölgeden bulunamaması halinde yakın bölgelerden ve değerlendirme tarihinden önce ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer nitelikli ve yüzölçümlü satışları bildirmeleri için olanak tanınması, gerekli görülürse resen emsal getirtme yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 02.05.2019 tarihli ve 2018/292 Esas, 2019/283 Karar sayılı ilamı ile asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 02.05.2019 tarihli ve 2018/292 Esas, 2019/283 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.02.2020 tarihli ve 2019/4958 Esas, 2020/480 Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. 3. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 4. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince davalı Hazine vekilinin talebi üzerine yapılan karar düzeltme incelemesi sonucunda; Mahkemece bozma ilamlarına uyularak yargılama yapılmışsa da bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği, şöyle ki dava konusu taşınmazın tapusunun iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği 16.09.2014 tarihine yakın tarihli ve taşınmaza yakın mesafede ve benzer özellikte olan bir emsal incelenmesi gerekirken 2006 yılında tapu kaydında irtifak ve sükna hakkı yazılı şekilde satışı yapılan ve farklı köydeki bir satış somut emsal olarak değerlendirildiği, bu durumda emsalin bozma ilamında belirtilen özellikleri taşıdığından ve uygun emsal olduğundan bahsedilemeyeceğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile asıl dava yönünden davanın kabulüne, birleştirilen dava yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini, emsal taşınmazın uygun olmadığını, belirlenen metrekare birim değerinin yüksek olduğunu, birleştirilen dosya yönünden davacıların fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Birleştirilen dava yönünden davalı Hazinenin usuli kazanılmış hakkı gözetilerek tazminat bedeline hükmedildiği anlaşıldığından, kararda davacıların fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla hüküm kurulması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının; “birleşen dava yönünden” kısmındaki (1) numaralı bendinde yer alan “davacıların fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla” ibaresinin çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.