Başvurucu, maaş bordrosunda belirtilen özel hizmet tazminatı oranının %145’ten %75’e düşürülmesi üzerine Ankara 8. İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasının reddedildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, maaş bordrosunda belirtilen özel hizmet tazminatı oranının %145’ten %75’e düşürülmesi üzerine Ankara İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasının reddedildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir. Başvuru, 24/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 22/5/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 27/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, T. Ziraat Bankası A.Ş.’de 22/1/1990 tarih ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek (I) sayılı cetvelinde yer alan müdür yardımcılığı görevini yürütmekte iken özelleştirme nedeniyle 24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un maddesi uyarınca 31/5/2002 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına (SGK) uzman olarak atanmıştır. 21/7/2005 tarihli ve 25882 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5398 sayılı Kanun’un maddesiyle 4046 sayılı Kanun’un maddesi yeniden düzenlenmiş; maddenin altıncı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek (I) sayılı cetvelinde gösterilen personelden, 4046 sayılı Kanun’a göre başka kurumlara atanan personel için geçerli şahsa bağlı hak uygulamasının “üç yıl süre ile” sınırlı olarak uygulanmasını öngören kanun maddesinin Anayasa Mahkemesince iptali istenmiş, Anayasa Mahkemesinin 29/12/2005 tarih ve E.2005/110, K.2005/111 sayılı kararıyla iptal istemi reddedilmiştir. Başvurucunun 2006 yılının Temmuz ayında 421,99 TL olarak hesaplanan maaşı; maaş bordrosunda belirtilen özel hizmet tazminatı oranının %145’ten %75’ düşürülmesi sonucunda 2006 yılının Ağustos ayı itibarıyla 128,09 TL olarak hesaplanmıştır. Başvurucu, özel hizmet tazminatı oranının %145’ten %75’e düşürülmesine ilişkin idari işlemin iptali ve yürütmesinin durdurulması ile uğradığı parasal kayıpların ödenmesi istemiyle 16/10/2006 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemece, 27/12/2006 tarihli kararla; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27/ maddesinde öngörülen yürütmenin durdurulması şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir. Ankara İdare Mahkemesinin 13/11/2007 tarih ve E.2006/2369, K.2007/2412 sayılı kararıyla; başvurucunun davası reddedilmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısımları şöyledir: “15/8/2003 tarihli ve 25200 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4971 sayılı Kanun’un maddesiyle 4046 sayılı Kanun’un maddesi yeniden düzenlenerek şahsa bağlı hak uygulamasına sınır getirilmiş, 4971 sayılı Kanun’un geçici maddesinin birinci cümlesinde ise 4971 sayılı Kanun’un yayımı tarihinden önce 4046 sayılı Kanun’un maddesi gereğince şahsa bağlı hakları saklı tutulan ve halen bu haktan yararlanan personelin şahsa bağlı haklarının 4971 sayılı Kanun’un yayımı tarihinden itibaren üç yıl sonra sona ereceği kurala bağlanmıştır. Bunun yanı sıra, 4046 sayılı Kanun’un maddesi 5398 sayılı Kanun’un maddesiyle yeniden düzenlenmiş, aynı Kanun’un maddesiyle 4046 sayılı Kanun’a eklenen geçici maddenin birinci fıkrasının cümlesinde de 4971 sayılı Kanun’un geçici maddesi uyarınca şahsa bağlı hakları 15/8/2003 tarihinden itibaren üç yıl süreyle saklı tutulan personelin şahsa bağlı haklarının 14/8/2006 tarihinde sona ereceği belirtilmiştir. Öte yandan, 21/7/2005 tarihli ve 25882 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5398 sayılı Kanun’un maddesiyle yeniden düzenlenen 4046 sayılı Kanun’un maddesinin altıncı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki (1) sayılı cetvelde yer alan, görevdeyken 4046 sayılı Kanun gereği başka kurumlara atananlar için öngörülen şahsa bağlı hak uygulamasının "üç yıl süreyle sınırlı olarak uygulanmasını öngören" kuralın iptali istemiyle açılan dava, Anayasa Mahkemesinin 29/12/2005 tarih ve E.2005/110, K.2005/111 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden, T. Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğünde çalışmakta iken 4046 ve 4603 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Emekli Sandığına uzman olarak atanan davacıya eski görev yerindeyken aylık net 294,30 TL ödendiği, bu görevi sırasında davacıya ödenen özel hizmet tazminatı oranının %145 olduğu, davacının yeni görev yerinde uzman görevi için öngörülen özel hizmet tazminatı %75 olduğundan eski görev yerindeki özel hizmet tazminatı oranının davacıya ödenmesine devam edildiği, ancak yukarıda anılan Kanun hükümleri uyarınca şahsa bağlı hak uygulamasının davacı için 14/08/2006 tarihinde sona ermesi üzerine davacıya da diğer uzmanlar gibi %75 oranında özel hizmet tazminatı ödenmeye başlanması üzerine bakılan davanın açıldığı, öte yandan, davacıya atandığı tarihte ödenen maaş miktarı ile Sosyal Güvenlik Kurumundaki yeni kadrosu için ödenen maaş arasındaki fark kapandığından fark tazminatı ödenmesi uygulamasına da son verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan düzenleme ile özelleştirme kapsamına alınan kurumlarda görev yapmakta iken 4046 sayılı Kanun uyarınca başka kurumlara 15/08/2003 tarihinden önce atananların 14/08/2006 tarihinden itibaren şahsa bağlı hak uygulamasından yararlanmalarına hukuki olanak bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu olayda, davacının şahsa bağlı haklar uygulamasından yararlanma süresi sona erdiğinden dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.” Temyiz üzerine, Danıştay Beşinci Dairesinin 22/10/2010 tarih ve E.2008/3813, K.2010/6100 sayılı ilâmıyla hüküm onanmıştır. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 27/12/2013 tarih ve 2011/2346, K.2013/11019 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 21/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 24/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 2577 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası, maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, maddesinin (5) numaralı fıkrası, maddesi, maddesinin (3) numaralı fıkrası ile maddesi, 4046 sayılı Kanun’un maddesinin fıkrası şöyledir: “399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (1) sayılı cetvelde belirtilen kadrolarda görev yapmakta iken nakle tâbi tutulan personelin (bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dâhil), Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı bir bütün olarak, göreve başladıkları tarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere üç yıl süre ile saklı tutulur ve şahsa bağlı haktan yararlanılan süreler 5434 sayılı Kanun’un ek 68 inci ve ek 73 üncü maddelerinde belirtilen sürelerin hesabında (daha önce nakledilenler dâhil) dikkate alınır. İlgililerin yeni kadrolarına atandıkları tarihten önce, eski kadroları için mevcut olan ve saklı haklar kapsamında bulunan gösterge, puan, oran ve katsayı artışları şahsa bağlı haklarda artış sayılır. Ancak eski kadro için bu tarihten sonra ihdas edilmiş hiçbir malî ve sosyal hak ve yardım ile sair ödemeler şahsa bağlı hak kapsamında değerlendirilmez. Atanılan kadrodaki derece yükselmeleri veya kademe ilerlemeleri, aylık gösterge ve ek gösterge dışındaki ödemelerde, şahsa bağlı olarak saklı tutulan hakların ödendiği eski kadronun derecelerinin yükseltilmesi veya kademelerinin ilerletilmesi sonucunu doğurmaz. Bu personelin (bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dâhil), Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dâhil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum ve kuruluş tarafından şahsa bağlı hak olarak ödenen aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı ödemeleri ile şahsa bağlı hak dışında yapılan ikramiye, ücret, ek ücret, ek ödeme, ek tazminat, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka kurumlara geçenlere şahsa bağlı hak uygulaması ile fark tazminatı ödenmesine son verilir.”