Başvuru, Başbakan'a hakaret ettiği gerekçesiyle kamu görevlisi başvurucuya verilen disiplin cezasına karşı açılan iptal davasında, sübuta ilişkin delillerin objektif olarak kararda değerlendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Başbakan'a hakaret ettiği gerekçesiyle kamu görevlisi başvurucuya verilen disiplin cezasına karşı açılan iptal davasında, sübuta ilişkin delillerin objektif olarak kararda değerlendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Trabzon'un Ortahisar ilçesinde bir ortaokulda beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Başvuru konusu olay 2013 yılının Kasım ayının sonlarında Başbakan'ın Trabzon'u ziyareti sırasında konvoyuna yumurta atılarak hakarette bulunulduğu iddiası etrafında şekillenmiştir. İddiaya göre saat 30 civarında Başbakanlık araç konvoyunun toplanan kalabalığın arasından geçtiği sırada caddeye bakan apartmanlardan birinin ikinci kat balkonundan bir kadın konvoya doğru yumurta fırlatmış ve "Allah belanı versin, o. çocuğu şerefsiz!" veya "ibne" diyerek bağırmıştır. Olaya ilişkin olarak hareket hâlindeki konvoyda yer alan koruma araçlarından birinde bulunan polis memurları İ.K. ve S.Y. bir tutanak tanzim etmiş, bahsi geçen sözlerin başvurucu tarafından sarf edildiğini duyduklarını ve başvurucunun konvoya doğru yumurta attığını gördüklerini ifade etmiştir. Bahsi geçen polis memurlarının ve çevrede bulunan bazı sivil kişilerin olayla ilgili ifadeleri alınmış, tanıklardan bazıları bahse konu eylemi gerçekleştiren kişinin başvurucu olmadığı yönünde beyanda bulunmuştur. Somut olayda başvurucunun ifadesine birçok kez başvurulmuştur. Başvurucu; ameliyat olan anneannesini ziyaret etmek için ilgili adreste bulunduğunu, evin hasta ziyaretine gelen insanlar nedeniyle kalabalık olduğunu, dışarıdan gelen bağırma sesi üzerine camdan dışarı baktığını, bu sırada sonradan Başbakan'ın koruması olduğunu öğrendiği takım elbiseli bir adamın kendisine "Seni gördüm, Başbakan'a hakaret ettin" dediğini ifade etmiştir. Başvurucu; olanları anlayamadığı için o sırada camda olan komşusuna ne olduğunu sorduğunu ancak komşusunun da ne olduğunu bilmediğini söylediğini belirtmiştir. Başvurucu; olay sırasında üzerinde beyaz renkli bir tişört bulunduğunu, kendisinin balkona hiç çıkmadığını, mutfağın penceresinden dışarıya baktığını savunmuştur. Başvurucu, Başbakan'a karşı özel bir kin gütmediğini, devlet memuru olarak nasıl davranılması gerektiğini bildiğini, eğitimli bir insan olduğunu, yazımına katkı sağladığı iki kitabın spor liselerinde okutulduğunu belirterek Başbakan'ın konvoyuna yumurta attığı ve küfrederek hakaret ettiği iddiasını kesinlikle kabul etmediğini ifade etmiştir. İdari yönden yapılan disiplin soruşturmasında toplanan bilgi, belge ve ifadeler bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde başvurucunun Başbakan'a yumurta atarak küfür içeren sözlerle hakaret ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle başvurucu hakkında 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (f) alt bendi uyarınca amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiilî tecavüzde bulunmak, aynı fıkranın (g) alt bendi uyarınca memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı, utanç verici hareketlerde bulunmak eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle devlet memurluğundan çıkarma cezasının uygulanması teklif edilmiş ve başvurucunun konuya ilişkin savunması istenmiştir. Başvurucu savunmasında, daha önce vermiş olduğu beyanlarını tekrar etmiştir. Nihayetinde Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile başvurucu hakkında teklif edilen cezanın kabulüne karar verilmiştir. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali istemiyle Trabzon İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme, eylemin yumurta atılmasına ilişkin kısmının somut olarak ortaya konulamadığını, fiilin tamamlanmadığını ve anılan kısım yönünden "amirlerine, ... karşı fiili tecavüzde bulunmak" hükmünün uygulanmasının kanun koyucunun amacıyla bağdaşmayacağını belirtmiş; hakarete ilişkin kısım yönünden ise eylemin sübuta erdiği sonucuyla davanın reddine oyçokluğu ile karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Davacının, Başbakan'a küfür içeren ifadelerle hakaret ettiği iddiasına gelince; Olayın meydana geldiği sırada çok sayıda kişinin farklı sebeplerle yolda ve yol kenarında beklemekte olduğu, sesin sahibini teşhis edemeyen kişiler ve davacı da dahil olmak üzere şahitlerin çok yüksek sesle bağırma sesinin geldiğini beyan ettikleri, ifadelerine başvurulan kişilerin failin üzerinde beyaz renkli bir kıyafet olduğunu ifade ettikleri, davacının da o esnada beyaz bir kıyafet giydiğini, karakola da aynı kıyafetle geldiğini beyan ettiği, görgü tanıklarından Ş.Y.'nin, olay yerine yakın bir işmerkezinde çalıştığı, davacıyı da akrabasını ziyaret için birçok defa gelmesi nedeniyle tanıdığı, emniyette yapılan teşhiste de zorlanmadan davacıyı tespit etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, Başbakan'a karşı küfretme fiilinin davacı tarafından gerçekleştirildiği hususunun sübuta erdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; davacı hakkında amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak fiili sübuta ermemiş ise de, soruşturma kapsamında alınan ifadeler ile olay yeri tutanağı ve emniyette yapılan teşhis sonucunda, davacı tarafından Başbakan'a karşı küfretme olayının sübuta erdiği görülmekle, fiilin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiili olarak değerlendirilmek suretiyle, Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." Başvurucu, ret kararına karşı temyiz isteminde bulunmuştur. Danıştay Onikinci Dairesi (Daire), somut olaya konu hakaret eyleminin sübuta erdiğini ancak ilgili eylem nedeniyle başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Davalı idare, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dairece; davalı idarenin dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin kararın düzeltilmesini gerektirecek nitelikte bulunduğu belirtilerek, kararın düzeltilmesi istemi kabul edilerek anılan kararın kaldırılmasına ve temyiz isteminin reddiyle mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 11/6/2018 tarihinde öğrendikten sonra 28/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Öte yandan başvurucu hakkında adli yönden yapılan yargılama neticesinde başvurucunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret suçunu işlediği gerekçesiyle adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını karar verilmiştir.