Başvuru, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraznamesinin tebliğ edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraznamesinin tebliğ edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/2/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Bakanlık görüşü başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Diyarbakır Narkotik Şube Müdürlüğünce muhbirden alınan bilgilere göre .. plaka sayılı marka mavi renkli çekici ile 8/4/2015-9/4/2015 tarihlerinde Lice ilçesinden temin edilecek esrarın batı illerine sevk edileceği, çekicinin zulalı olabileceği bildirilmiştir. Kolluk görevlilerince 23/4/2015 günü aracın Mersin'e giriş yaptığının görülmesi üzerine araç D-400 kara yolu üzerinde görülerek durdurulmuş ve muhafaza altına alınmıştır. Mersin Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/2/2015 tarihli önleme araması kararına dayanılarak çekici ve 48 ... dorse plakalı tırda dedektör köpek marifetiyle yapılan aramada çekicisinin üzerinde bulunan rüzgârlık kısmında 3 çuval içinde 35 paket hâlinde, toplam daralı ağırlığı 106 kilo 940 gram olan esrar ele geçirilmiştir. Başvurucu hakkında soruşturma başlatılarak kendisinin ifadesine başvurulmuştur. Başvurucunun Mersin Sulh Ceza Hâkimliğince müdafii eşliğinde alınan 24/4/2015 tarihli ifadesi şöyledir:"...BenA. Yapı İnşaat şirketinin sahibiyim, aynı zamanda nakliyecilik de yaparım .. plaka sayılı tır bana aittir, mevsim itibariyle güneydoğuda götürülecek mal olmadığındanMersin'e narenciye yükü almak için gelmiştim, limon alıp Bodrum'a götürecektim, polisler beni durdurdular, aracımda arama yapılacağını söylediler, ben de tamam deyip polisler ile birlikte aracımda arama yaptık, benim yağmurlu havalarda kullandığım kamyonumun çadırları kamyonun şapkanın altında dururdu. Onları da çıkardık, bu sırada aracımda yaklaşık 106 kg gelen uyuşturucu madde ele geçirildi, ben bu uyuşturucu maddenin kim tarafından ve ne şekilde aracıma konulduğunu bilmiyorum, haberim yoktur, aracım yaklaşık 4 gün Diyarbakır'da köyümdeki evimin önünde beklemişti, bu sırada da konulmuş olabilir, ancak benim haberim yoktur, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum ...” Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 1/10/2015 tarihli ve 2015/11646 sayılı iddianame ile başvurucu hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açmıştır. Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 31/12/2015 tarihli kararıyla başvurucunun uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 12 yıl hapis cezasına mahkûmiyetine karar verilmiştir. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz sürecinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Yargıtay Ceza Dairesine (Daire) sunulan 11/4/2016 tarihli tebliğnamede detaylı bir gerekçe belirtilmeksizin mahkeme kararının onanması yolunda görüş bildirilmiştir. Mahkeme kararı, Dairenin 22/6/2016 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararının ilgili kısımları şöyledir:"...Oluş ve dosya kapsamına göre, .. plakalı romörk ve plakası tespit edilemeyen çekici ile esrar nakledileceği bilgisi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında CMK'nın 116, 117 ve 119 maddelerine uygun şekilde 'adli arama kararı' veya 'yazılı adli arama emri' alınmadan sanığın aracında yapılan arama sonucunda, suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirildiği anlaşılmakla, hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilenuyuşturucu maddenin 'suçun maddi konusu' ve 'suçun delili' olarak hükme esas alınamayacağı gözetilerek sanığın aracında arama yapılmadan önce CMK'nın 116, 117 ve maddesine uygun şekilde ''adli arama kararı' veya 'yazılı adli arama emri' alıp alınmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin düşünülmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması,Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları ile sanık müdafiinin duruşmadaki sözlü savunması bu nedenlerle yerinde olduğundan diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA karar verilmiştir..." Dairenin bozma kararı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 25/7/2016 tarihli yazı ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi gereği itiraz yoluna başvurmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu itiraznamesi başvurucuya tebliğ edilmemiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının ilgili kısımları şöyledir:"...Önleme araması kolluğa suç ihbarı üzerine durdurma yapmayı ve makul şüphe oluştuğunda emare araması yapma yetkisi vermektedir. Salt istihbarat bilgisi adli arama kararı vermek için yeterli değildir. Bu husus Adli ve Önleme Arama Yönetmeliği'nin maddesinde açıkça belirtilmiştir. Makul şüphe elde etmek için yapılan çalışmalar esnasında suç delili ile karşılaşılması halinde delilin ele geçiriliş yönteminin usul ve yasalara aykırı olduğunu kabul etmek ilgili yönetmeliğin 4, 6, maddelerine aykırıdır. Bu nedenlerle bozma kararına itiraz etmek gerekmiştir..." Daire 9/11/2016 tarihli kararı ile itirazı yerinde görerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, verdiği 22/6/2016 tarihli bozma kararının kaldırılmasına ve Mersin Ağır Ceza Mahkemesinin 31/12/2015 tarihli hükmünün düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Onama kararının ilgili kısımları şöyledir:"...Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Dairemizin sanık hakkındaki hükmün bozulmasına ilişkin kararına itiraz edilmiş; dava dosyası 6352 sayılı Kanunun ve maddeleri uyarınca Dairemize gönderilmiştir......Dairemizin itiraza konu olan kararının, itiraz yazısında ileri sürülen tüm nedenler tartışılıp değerlendirildiğinde, yapılan araştırmada uyuşturucu madde taşıyan aracın plakasının verildiği, araçta bulunan kişilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin verilmediği, ele geçen uyuşturucu maddelerin bir kısmının olay yerinde narkotik köpeğin tepki vermesi üzerine aracın rüzgarlık kısmında ve dorsede tespit edildiği, 5271 sayılı CMK'nın maddesine, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun ve maddelerine, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin maddesine uygun olarak çekici ve dorsede önleme arama kararına dayalı olarak yapılan aramanın hukuka uygun olduğu, bu nedenle hükmün kanuna uygun ve gerekçesinin yeterli olduğu anlaşılmış ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir..." Başvurucu, onama kararını 19/1/2017 tarihinde öğrenmiştir. Başvurucu 1/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5271 sayılı Kanun'un "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. (2)İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. (3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. "