6. Hukuk Dairesi 2010/8686 E. , 2010/14402 K. "" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya ve ziynet alacağı davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, çeyiz senedindeki eşyalar ile ziynetlerin aynen olmadığı takdirde bedellerinin davalıdan tahsiline ilişkindir. Mahkemece, 1.850,00.-TL değerindeki birer adet yatak odas…
**6. Hukuk Dairesi 2010/8686 E. , 2010/14402 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya ve ziynet alacağı davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, çeyiz senedindeki eşyalar ile ziynetlerin aynen olmadığı takdirde bedellerinin davalıdan tahsiline ilişkindir. Mahkemece, 1.850,00.-TL değerindeki birer adet yatak odası ve oturma odası takımı ile 6.011,62.-TL değerindeki ziynet eşyalarının aynen, olmadığı takdirde bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalı vekilinin ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davacı vekili, dava dilekçesinde davacının davalıyla aralarında geçimsizlik nedeniyle evi terk etmek zorunda kaldığını, evden ayrılırken kendisine ait hiçbir eşyasını alamadığından, davalıda kalan davaya konu ziynet eşyaların aynen olmadığı takdirde bedellerinin davalıdan tahsilini istemiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı kadın, dava konusu edilen ziynet eşyalarının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat değerlerine göre olağan olayın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklaması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla, bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan, ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle, evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Davacı, dava konusu ziynet eşyalarının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını ispat yükü altındadır.