3. Hukuk Dairesi 2024/3054 E. , 2025/2011 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1141 E., 2024/674 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/152 E., 2021/76 K. Bölge Adliye Mahkemesince miktar itibariyle kesin olarak verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2024 tarihli ek kararı ile temyiz dilekçesinin miktar itibariyle kesinlik nedeniyle reddine kara…
**3. Hukuk Dairesi 2024/3054 E. , 2025/2011 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1141 E., 2024/674 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/152 E., 2021/76 K. Bölge Adliye Mahkemesince miktar itibariyle kesin olarak verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2024 tarihli ek kararı ile temyiz dilekçesinin miktar itibariyle kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ek karar davacı tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, ek karara yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre; eldeki dava belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL üzerinden açılmış olup, davacı tarafça dava dilekçesinde vekalet ücret alacağı için davalı ile 118.930,00 TL üzerinden anlaştıklarını beyan etmiş ise de, cevaba cevap dilekçesinde davalıdan bu miktar ile bağlı olmadan 26 ayrı kalem olarak belirttiği işlerden alacaklı olduğunu beyan ettiğinden ve bu talep ettiği miktar da belirsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince verilen 24.05.2024 tarihli miktar itibariyle redde yönelik ek karar kaldırılıp, davacının temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının bina yapım işi ile ilgili olarak Aralık 2014 - Eylül 2018 tarihleri arasında tüm hukuki danışmanlık ve dava süreçlerinin müvekkili tarafından yürütüldüğünü,müvekkilinin, davalının eşi tarafından yapılan tedaviler sonrasında sağlık sorunları yaşadığını, müvekkiline yaptığı hukuki işlemler nedeniyle yalnızca tespit davasına ilişkin cüzi miktarda vekalet ücreti ödendiğini, İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/286 Esas sayılı dosyasından sağlık sorunları nedeniyle istifa etmek zorunda kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili avukatın avukatlık ücretinin tespitine, şimdilik 1.000,00 TL'nin ve tespit edilecek olan avukatlık ücreti alacaklarının doğmuş olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; sağlığı ile ilgili olarak istediği sonuçlara ulaşamadığını beyan eden davacının, müvekkilinin eşi olan dava dışı doktor ... ile muayehanesinde hastalığı ile ilgili yaşanan tartışmada sinirlenerek müvekkilinin davasını takip etmeyi bıraktığını söyleyerek muayenehaneden ayrıldığını, müvekkilini ofisine davet ederek bizzat davacı avukatın kendisi tarafından hazırlanan vekillikten istifa dilekçesi başlıklı yazıyı müvekkiline imzalattığını, davacının kendisinin istifa ettiğini, haksız şekilde istifa ettiğinden ücret talep etmeye hakkı bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin davacı avukatın talebi üzerine sona erdiğini, müvekkilinin bitme aşamasında geldiği söylenen dava için yeni vekalet ücretleri ödemek durumunda kaldığını, davanın halen dava dosyasındaki bazı teknik nedenlerle sonlandırılamadığını, vekillikten istifa dilekçesinin tamamen davacının iradesi, hesapları ve tasavvurları ile oluşturulduğunu, davacının serbest iradesiyle tutanağı düzenlediğini ve tarafların imzaladığını, dava dosyasını da müvekkiline teslim ettiğini, Avukatlık Kanununa göre vekalet ücretleri ödenmeden dosyayı vermeme hakkına sahip olan davacı avukatın dosyayı müvekkiline kendi iradesiyle teslim etmesinin davacı avukatın müvekkilinden söz konusu dava ile ilgili aldığı ödemeler nedeniyle olduğunu, davacı avukatın müvekkili ile ilişkisi sürerken avukatlık mesleğine uygun olmayan yaklaşımlar dahil başkaca da etik olmayan yaklaşımlara girdiğini, davacı avukatın hiçbir hak ve alacağının kalmadığı yönünde beyanları bulunduğunu, davacı avukatın düzenlediği 17.09.2018 tarihli vekillikten istifa dilekçesinin son paragrafında "iş bu dosyalar nedeniyle avukat ve müvekkilin birbirlerinden hiçbir hak ve alacağı kalmamış olup taraflar birbirini gayrikabili rücu olarak ibra etmiştir." ibaresinin bulunduğunu, müvekkilinin eşi ile davacı avukat arasında yaşananların bu davaya konu edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında yazılı bir avukatlık sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 17.09.2018 tarihli Vekillikten İstifa Dilekçesi başlıklı belge yazılı delil niteliğinde olduğundan taraflarca dayanılan tanık delili ile uyuşmazlığın ispat edilemeyeceği, davacının yemin deliline de dayanmadığı, davacı avukatın davalıya güvenerek ibra maddesini sözleşmeye eklediği, ancak ücretini alamadığı beyanının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı avukatın verilen sürede dosyaya sağlık sorunları ile ilgili delil, belge sunmadığı gibi bu tarihlerde davalıdan başka müvekkillerinin de avukatlığını bıraktığına ilişkin bir belgenin de dosyada bulunmadığı, dosyaya sunulan belgelerden sadece davalının avukatlığını bıraktığının tespit edildiği, istifasında haklı olmadığı, ancak haklı istifa tarihi itibariyle muaccel olan vekalet ücreti alacağının ödetilmesininin talep edilebileceğinden ve davacı avukat haklı bir nedene dayanarak istifa etmediğinden davalıdan vekalet ücreti alacağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinin yerinde bulunduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı; müvekkilinin düzenlediği vekillikten istifa dilekçesinin altına davalının müvekkiline yardım edeceğini, parasını ödeyeceğini ve sağlık sorunları ile ilgili yardımda bulunacağını söylemesi nedeniyle bu istifa dilekçesine ibrayı da eklediğini, ancak davalının söz verdiği hususları yerine getirmediğini, sonuçlanıp kesinleşen dosyaların, istifa edilen dosyaların vekalet ücretlerini de ödemediğini, sonrasında 22.10.2018 tarihli azilnameyi tarafına gönderdiğini, davalının dava dışı eşi hakkında savcılık soruşturma dosyasının incelenmediğini, Mahkemece sonuçlanıp kesinleşen dosyalar değerlendirilmeden, dosyaya sunulan tedavi evrakları incelenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının istifa dışında olup sonuçlanıp kesinleşen işlerin dostluk çerçevesinde yapıldığını, ücretin söz konusu olmayacağını beyan ederek bu işlerin vekalet ücretlerinin ödenmediğini açıkça ikrar ettiğini, davalının eşi tarafından yapılan yanlış tedavi sonucu yaralama eylemi nedeniyle istifada haklı olduğunu, davalının eşi tarafından sağlığını kaybetmesine neden olunduğundan davalı ile arasında husumet oluştuğunu, dosyada ibra sözleşmesi bulunmadığını, vekillikten istifa sözleşmesinin son paragrafına davalının hileli davranışları ile ibra kelimesinin eklendiğini, hilenin varlığı davada ön mesele olarak incelenmeden, bu konudaki deliller toplanmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince hiçbir inceleme yapılmadan, dosya kapsamında bildirdikleri deliller toplanmadan istinaf taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ücreti alacağının tahsili isteminden ibarettir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, davacı avukatın dosya kapsamında yer alan 17.09.2018 tarihli Vekillikten İstifa başlıklı belge içeriğine göre tarafların birbirini ibra etmelerine, dosya kapsamındaki delillere göre davacı avukatın istifasının haklı olduğunu ispat edememesine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.